YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/66699
KARAR NO : 2013/9697
KARAR TARİHİ : 27.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıkların, 27 ZA 46 plakalı araç ile önce Hafik İlçesinde faaliyet gösteren Alpet benzin istasyonuna geldikleri, 30.00 TL’lik benzin alıp karşılığında 100.00 TL verdikleri, benzin istasyonunda pompa işçisi olarak çalışan mağdur …’in kendilerine para üstü olarak 1 adet 50.00 TL ve 1 adet 20.00 TL verdiği, bunun üzerine sanıkların aldıkları 50.00 TL’yi tekrar geri vermeyerek, ancak vermiş gibi yaparak bozmasını istedikleri, mağdurun da kendilerine 1 adet 20,00 TL, 2 adet 10,00 TL, 2 adet de 5,00 TL’yi verdiği, o sırada benzin istasyonuna gelen başka bir araca gaz vermek üzere yanlarından ayrılmasını fırsat bilen sanıkların araçları ile uzaklaştıkları, daha sonra yine aynı gün Hafik İlçe merkezindeki Onur Kuyumculuk isimli dükkana gelip dükkan sahibi mağdur …’na önce verdikleri 200,00 EURO ‘yu bozdurup karşılığında 358,00 TL aldıkları, daha sonra vermedikleri halde vermiş gibi gözükerek hileli davranışlarla mağduru aldatıp 100,00 Doları, Dolar olarak bozmasını istedikleri, bunun üzerine mağdurun da kendilerine 100,00 dolar karşılığı 2 adet 50,00 dolar verdiği, sanıkların 50,00 Doları geri vererek bunu da
Dolar olarak bozmasını istedikleri, bunun üzerine mağdurun da 50,00 Doları alıp 1 adet 20,00, 2 adet 10,00 ve 2 adet 5,00 Dolar olarak bozup sanıklara verdiği ve bozdurduğu, doların karşılığı olan 100.00 Doları istediğinde de sanıkların 100,00 Doları kendisine verdiklerini söyleyerek dükkandan hızlıca çıktıkları, mağdur …’nin dolandırıldığını anlayıp kasadaki parasını saydığı, 100.00 Dolarının eksik olduğunu anladığı ve durumu polise bildirmesi üzerine sanıkların yakalandıkları, 19.05.2007 tarihinde haklarında kovuşturma başlamadan önce bahse konu 100,00 Doları ve 50,00 TL’yi mağdurlara iade ettikleri, böylece sanıkların ayrı ayrı iki kez dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Suçun sabit olduğu gerekçesine dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Dosya kapsamına göre bu sanık hakkında gösterilen gerekçelerin yasal ve yeterli olması karşısında, bu nedenle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesi hükmü karşısında, adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiği halde gün olarak belirlenen adli para cezasının hemen paraya çevrilerek, indirimlerin bu miktar üzerinden yapılarak sanığa fazla ceza tayini ve 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; fakat, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; mağdur… ve …’na yönelik hükümlerde yer alan “5237 sayılı TCK’nın 157/1, 168/1, 52/2.maddeleri gereğince sonuç olarak verilen 666 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ifadelerinin yerine “5237 sayılı TCK’nın 157/1.maddesi gereğince 100 gün adli para cezası ile
cezalandırılmasına, aynı yasanın 168/1.maddesi gereğince cezasından 2/3 oranında indirim yapılarak 32 gün adli para cezası ile cezalandırılmasına, aynı yasanın 52/2.maddeleri gereğince verilen 33 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52.maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL’den hesap edilerek sonuç olarak 660.00 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” yazılmak ve hüküm fıkralarından, 5237 sayılı Yasanın 53. maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “5237 sayılı TCK’nın 53.maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle hükümlerin ayrı ayrı DÜZELTİLEREK ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6.maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
a-Sanığın ne şekilde suçlara iştirak ettiği tartışılmadan, Anayasanın 141, 5271 sayılı CMK’nın 34/1, 230 maddeleri ile 1412 sayılı CMUK’un 308/7.maddeleri uyarınca, mahkeme kararlarının Yargıtay denetimine olanak verecek biçimde açık ve gerekçeli olması ve Yargıtay’ın bu işlevini yerine getirmesi için gerekçe bölümünde, mevcut delillerin tartışılması ve değerlendirilmesi, hükme esas alınan ve reddedilen delillerin açıkça gösterilmesi, ulaşılan kanaat ve delillerle sonuç arasında bağ kurulması gerektiği gözetilmeden yetersiz gerekçeyle yazılı şekilde hüküm kurulması ve gerçeğin kuşkuya yer vermeyecek şekilde ortaya çıkarılması açısından müştekilerin yeniden ifadelerinin alınarak, özellikle sanık …’in, yakıt alırken araçtan inip inmediği, müşteki Sedat’a karşı bir eyleminin bulunup bulunmadığı, ne şekilde hileli hareketlerde bulunarak diğer sanığın suçuna yardım ettiği hususlarının sorulması, müşteki Rahmiye de, sanık …’i görüp görmediği, muhatap olup olmadığı, sanığın nerede beklediği ve diğer sanığın suçuna ne şekilde iştirak ettiği hususlarının sorulması ve sanık …’in suça doğrudan veya yardım eden sıfatıyla karışıp karışmadığının kesin olarak belirlenmesinden sonra hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik incelemeyle yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 61/8.maddesi hükmü karşısında, adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik arttırma ve indirimlerin gün üzerinden yapılması ve sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması sonucu cezanın belirlenmesi gerektiği halde gün olarak belirlenen adli para cezasının hemen paraya çevrilerek, indirimlerin bu miktar üzerinden yapılarak sanığa fazla ceza tayini,c-5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre koşullu salıverilmeye kadar 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA,aaynı yasanın 326/son maddesi uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanması yönünden kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 27/05/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.