YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18315
KARAR NO : 2013/1436
KARAR TARİHİ : 29.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurumu zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın ilk eşi … ile 1974 yılında evlendiği, bu kişinin 23/07/1990 tarihinde vefat ettiği, 01/08/1990 tarihinden itibaren ölen eşi nedeniyle dul maaşı almaya başladığı, 06/03/1995 tarihinde başka biriyle evlendiği, bu kişiden de 24/09/1996 tarihinde boşandığı, 07/06/1999 tarihinde başkasıyla yeniden evlendiği, bu süreçte evliliklerini kuruma bildirmeyip 31/01/2006 tarihine kadar dul maaşı almaya devam ederek kurumun toplam 22.179.02 TL zararına neden olduğu,bu şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanununun 55/son maddesi ve ve Sosyal Sigortalar Yoklama Yönetmeliğinin 73 ve devamı maddesi ile ilgili tebliğin 6 ve 7.maddeleri kapsamında;
Gelir veya aylık almakta iken ölen yada gerekli koşulları kaybedenlerin zamanında belirlenerek, öncelikle bunlar adına yapılan ödemelerin durdurulması, daha sonra da gelir/aylığın kesilerek varsa yersiz ödemelerin geri alınması amacıyla bu maddenin ikinci fıkrasında belirtilen usul ve esaslar dahilinde yoklama işlemleri yapılır. Ölüm geliri veya ölüm aylığı alanlar için, sigortalının; dul eşinin evlenmediği hususları, Sosyal Güvenlik Kurumu’nca yürütülecek yoklama işlemleri ile tespit edilir.
Kurum gerekli gördüğü zaman ve hallerde belirleyeceği yöntemlerle gelir veya aylık alanlarla bunların veli, vasi, kayyım ve vekillerinin, tebliğin 6 . maddesinde yer alan bilgilerinin tespiti amacıyla yoklama yaptırabileceği, yoklama işlemi gelir veya aylık ödeyen bankalar ve PTT şubelerine de yaptırılabileceği, kurumca, gelir/aylık alma şartlarının devam edip etmediğinin tespiti amacı ile gerekli görülen hallerde, kendi mevzuatlarına göre kayıt veya tescil yapan ilgili kurum, kuruluş, birlik ve odalar ile vergi dairelerinden usulüne göre düzenlenmiş belge istenebileceği, kurum ödemeler kütüğü ile Nüfus ve Vatandaşlık İşleri Genel Müdürlüğünün nüfus kütükleri her ay 15 günü geçmemek üzere belirli periyotlarla karşılaştırılarak, cinsiyet değişikliği, ölüm veya evlenme nedeniyle gelir ve aylık alma hakkını yitirdiği tespit edilen sigortalı ve hak sahiplerinin gelir/aylık ödemeleri durdurulacağına dair hükümler dikkate alınarak, ilgili kurumun kontrol ve denetim yükümlülüğünün bulunması karşısında,
Sosyal Güvenlik Kurumu Emekli Sandığı Genel Müdürlüğü tarafından, kişinin aylık aldığının nüfusa bildirmesi, ve sonrasında, ilgili nüfus idaresinin de, evlenmenin gerçekleşmesi halinde, emekli sandığına bu hususu bildirmesi, ilgili kurum tarafından nüfus idaresi aracılığıyla kontrol ve denetim zorunluluğunun bulunduğu da dikkate alarak öncelikle sanığın dul aylığı almaya hak kazandığı tarihten sonra, nüfus idaresine bildirim yapılıp yapılmadığı, sanığın nüfus kaydındaki medeni durum değişikliğinin ,dönem içerisinde, araştırılıp araştırılmadığı, en geç 15 ‘er günlük periyotlar dahilinde yapılması gereken yoklamaların yapılıp yapılmadığı, hangi tarihte kişinin dul maaşı aldığının nüfus idaresine bildirildiği, bildirimlerin ne şekilde yapıldığı, hangi tarihte kişinin evlendiğinin öğrenildiği, nüfus idaresi ile Sosyal Güvenlik kurumu arasında, dönem içerisinde yapılan yazışmaların neler olduğu, kişilerin evlenmeleri halinde bildirim yükümlülüğünün bulunup bulunmadığı hususlarının araştırılması ve ilgili kurumlardan sorulması sonrasında sanığın hukuki durumunun takdir edilmesi gerektiği,
Katılan Kurum ile maaşın alındığı banka arasında, gelir ve aylıkları ödenen dul ve yetimlerin aylık alma koşullarına ilişkin protokol yapılıp yapılmadığı, buna göre, ilgili bankanın, bankamatik kartını ne kadar süreyle sigortalıya verdiği, bankanın, kart sahibinin yaşayıp yaşamadığını tespit yükümlülüğünün bulunup bulunmadığının araştırılması ,
5510 sayılı yasanın 96. maddesine göre; ”kurumca işverenlere, sigortalılara, isteğe bağlı sigortalılara gelir veya aylık almakta olanlara ve bunların hak sahiplerine, genel sağlık sigortalılarına ve bunların bakmakla yükümlü olduğu kişilere, fazla veya yersiz olarak yapıldığı tespit edilen bu Kanun kapsamındaki her türlü ödemeler; kasıtlı veya kusurlu davranışlarından doğmuşsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla on yıllık sürede yapılan ödemeler, bu ödemelerin yapıldığı tarihlerden, kurumun hatalı işlemlerinden kaynaklanmışsa, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemeler toplamı, ilgiliye tebliğ edildiği tarihten itibaren yirmidört ay içinde yapılacak ödemelerde faizsiz, yirmidört aylık sürenin dolduğu tarihten sonra yapılacak ödemelerde ise bu süre sonundan, itibaren hesaplanacak olan kanunî faizi ile birlikte, ilgililerin Kurumdan alacağı varsa bu alacaklarından mahsup edilir, alacakları yoksa genel hükümlere göre geri alınır” hükmü dikkate alınarak,
Kurumun veya sanığın hatalı işlemi nedeniyle yersiz ödeme yapılıp yapılmadığının tespiti ile, buna göre ilgili yasa maddesi gereğince, yersiz ödemenin, sanığın ödemesine göre faizli veya faizli olmaması da dikkate alınarak, zarar miktarının tespiti, hatanın kurumda olması halinde, hatalı işlemin tespit tarihinden geriye doğru en fazla beş yıllık sürede yapılan ödemelerin talep edilebileceği hüküm altına alınmakla ve somut olayda, hatalı işlemin tespit edildiği tarihten geriye doğru 5 yıllık yersiz ödemenin yeniden tespitinin gerekmesi ile sonucuna göre, sanık tarafından maddede belirtilen hukuksal olgular çerçevesinde elde edilen menfaatin belirlenerek, sanığın olayda kastının bulunup bulunmadığının araştırılması ile adli para cezasının miktarının tayin edilmesi gerektiği dikkate alınmadan ve açıklanan maddi ve hukuki olgular göz önünde bulundurulduktan sonra sanığın hukuki durumunun tayin ve takdirinin gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
2-Kabule göre de: sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 43.maddesi kapsamında zincirleme suç hükümleri uygulanarak ceza arttırımına gidilirken, sadece hapis cezasının arttırılması, gün adli para cezasının aynı madde gereğince arttırılmaması suretiyle eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, sonuç ceza miktarı itibariyle sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 29/01/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.