YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23693
KARAR NO : 2013/6900
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; Avukat olan sanık ile katılan arasında Hukuk davası için icra takibine konu meblağın % 15, ceza davası için ise 150 TL avukatlık ücret sözleşmesi yapıldığı, sanığın 22/03/2004 tarihinde davalı taraftan 24.750 TL, 05/05/2004 tarihinde de 10.000 TL tahsil ederek borcun kalmadığına ilişkin davalı tarafa belge verdiği, 07/05/2004 tarihinde tahsil ettiği meblağın 23000 TL’sını katılana verdiği, katılanın 23/07/2004 tarihinde Baro Başkanlığına şikayette bulunduğu, 12/06/2005 tarihinde şikayetinin Aralık 2005 tarihine kadar bekletilmesini istediği, 12/12/2005 tarihinde şikayetini yinelediği ve Cumhuriyet Başsavcılığına 20/12/2005 tarihinde şikayette bulunduğu olayda; Türk Hukuk Sisteminde avukatın bedel artırımına ilişkin miktarı mağdurlara en geç ne zaman teslim etmesi gerektiğine dair kanuni bir düzenleme bulunmayıp Avukatlık Yasasının 166.maddesinde yer alan düzenleme sadece avukatın hapis hakkı ve avukatlık ücretinin rüçhanlı bulunmasına ilişkindir. Öte yandan Türkiye Barolar Birliği’nin 8-9 Ocak 1971 tarihli IV. Genel Kurulu’nda kabul e dilen ve 26 Ocak 1971 tarihli TBB
…’nde yayımlanarak yürürlüğe giren meslek kurallarının 43.maddesi “Müvekkil adına alınan paralar ve başkaca değerler geciktirilmeksizin müvekkile duyurulur ve verilir” şeklindedir. Keza, Türkiye Barolar Birliği Disiplin Kurulu’nun 28/01/2001 tarih ve 2010/554 E sayılı kararı da “…avukatın müvekkili adına tahsil ettiği paradan müvekkiline bilgi vermemesi, parayı haklı ve geçerli bir neden olmaksızın uzun süre uhdesinde tutması…”nı kınama cezasının verilmesine yeterli saymıştır.
Bu açıklamalar doğrultusunda suç tarihinin sanığın parayı aldığı 05/05/2004 tarihinden iki gün sonra katılana bir kısmını ödediği 07/05/2004 tarihi olarak belirleneceği anlaşılmakla,
07/05/2004 olan suç tarihinden temyiz inceleme gününe kadar 765 sayılı TCK’ un 102/4 ve 104/2. maddelerinde öngörülen 7 yıl 6 aylık dava zamanaşımının dolduğu anlaşıldığından; 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA; ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak 5271 sayılı CMK’ un 223/8. maddesi gereğince sanık hakkında açılan kamu davasının zamanaşımı nedeniyle DÜŞMESİNE, 15/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.