Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22129 E. 2013/5843 K. 01.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22129
KARAR NO : 2013/5843
KARAR TARİHİ : 01.04.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendisinin öğrenci olduğunu, yardıma ihtiyacı olduğunu, daha önce kendisine burs veren iş adamının bursu kestiğini, …,… imamının kendisine mağdurun burs verebileceğini söylediklerini, bu nedenle aradığını ve …,… Şubesi’ne hesap açtırdığını bu hesaba burs gönderebileceğini söylediği, mağdurun da, sanığa kendi işyerinde çalışmasını teklif ettiği, buna rağmen sanığın, dolmuş parasının bile bulunmadığını söylediği, mağdurun adı geçen yerlerle irtibatının bulunması ve adı geçen kişiyi tanıması nedeniyle sanığın … Bankası hesabına aynı gün 250 TL parayı aktardığı, ancak daha sonra yaptığı araştırmada, sanığın, öğrenci olmadığını ve ilgili gazetenin ismini kullanarak bankayı aracı kılıp bir çok insanı bu şekilde dolandırdığını, hesabında bu yolla biriken 6.500 TL para bulunduğunu öğrendiği, sanığın yatan parayı aynı gün çektiği, böylece bankanın aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda,
1-Dolandırıcılık suçunda unsur olan hilenin kullanılmasından sonra, paranın banka aracılığı ile sanığa gönderilmesi eyleminde, hilenin gerçekleşmesinde ödeme aracı durumunda bulunan bankanın rolünün bulunmadığı dikkate alınarak, 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f maddesi kapsamında bankanın araç olarak kullanılması suçunun oluşmayacağı, eylemin aynı yasanın 157/1.maddesinde düzenlenen dolandırıcılık suçunu oluşturacağı gözetilmeden, suç vasfında yanılgıya düşülmek suretiyle sanık hakkında, aynı yasanın 158/1-f, son maddesi uygulanarak fazla ceza tayini,
2-Kabule göre de; 5237 sayılı TCK’nın 158/1-f, son maddesi gereğince 25 gün adli para cezası olarak temel ceza olarak belirlendikten sonra, aynı yasanın 168/1.maddesi gereğince 2/3 oranında indirim yapılırken 7 gün yerine 8 gün denilmesi ve aynı yasanın 62.maddesi gereğince 1/6 oranında indirim yapılarak 5 gün karşılığı 100.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılması yerine 6 gün karşılığı 120.00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verilerek fazla ceza tayini,
3-Sanık hakkında verilen cezanın TCK’nın 58/6 maddesi gereğince mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine karar verilirken, tekerrüre esas alınan mahkumiyet hükmünün belirtilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, aynı yasanın 326/son maddesi uyarınca, tekerrür hükümlerinin uygulanması açısından sanığın kazanılmış haklarının saklı tutulmasına, 01/04/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.