YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/12726
KARAR NO : 2013/1445
KARAR TARİHİ : 29.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
KATILAN SANIKLAR : …, …, …
SUÇ : Mala Zarar Verme, Hakaret, Sair Tehdit, Tehdit
HÜKÜM : Beraat, Temyiz İsteminin Reddi, Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
1-Katılan sanık … müdafiinin, hakaret ve tehdit suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Hükmolunan cezaların miktar ve türüne göre karar tarihi itibariyle; 5320 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunun Yürürlük ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanuna, 6217 sayılı Yargı Hizmetlerinin Hızlandırılması Amacıyla Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 26. maddesiyle eklenen geçici 2. maddesi uyarınca, doğrudan verilen 3.000 TL ve altında kalan adli para cezalarının temyizinin mümkün olmaması karşısında, Katılan sanık … müdafiinin temyiz isteminin 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-a-Katılan sanık … müdafiinin, katılan sanık … hakkında mala zarar verme suçundan verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Sanıklar ve katılan sanıklar arasında otopark meselesi nedeniyle başlayan tartışmanın kavgaya dönüştüğü, …’un gazetecilik yaptığı, sanığın da aynı sokakta asansör işleriyle uğraştığı, katılanın beyanına göre; sanığın, elindeki spiral makinesi ile çalışırken ortaya çıkan kıvılcımların, orada park halindeki aracına zarar verdiğini belirttiği, yapılan incelemede, araçta herhangi bir zararın tespit edilemediği, bu şekilde sanığın mala zarar verme suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, sanığın yüklenen suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilememesi karşısında; suçu işlediğinin sabit olmadığı gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
b-Sanık … Canın hakaret suçu nedeniyle, sanık …’ın Hakaret, Sair tehdit, mala zarar verme suçları nedeniyle verilen temyiz isteminin reddi kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan sanık … müdafiinin mala zarar verme suçundan verilen beraat kararının ve sanıklar … ve …’ın Hakaret, Sair tehdit, Mala zarar verme suçları nedeniyle verilen temyiz istemlerinin redlerine dair 29/05/2012 tarih ve 2011/336 Esas ve 2012/252 karar sayılı ”ek kararların” ayrı ayrı ONANMASINA,
3-Katılan sanıklar … ve …’ın, tehdit suçlarından verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Tehdit, bir kimsenin başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğini veya malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağını veya sair bir kötülük edeceğini bildirmesidir. Bu suçta fail, ağır ve haksız bir zarara uğratılacağını mağdura bildirmektedir. Gerçekleşmesi failin iradesine bağlı olan ve gelecekte vuku bulacak bir kötülüğün, gerçekleşecek gibi gösterilmesidir. Tehdit mağdurun karar verme ve serbest hareket etme özgürlüğünü kısıtlamalı iç huzurunu bozmalı ve onu endişeye düşürmelidir. Mağdura yapılan tehdidin,onun iç huzurunu bozmaya,onda korku ve endişe yaratmaya elverişli olması gerekir. Failin tehdit fiilini bilerek ve isteyerek işlemesi,verileceği söylenen zararın haksız olması yeterlidir. Fiilde korkutuculuk, ürkütücülük, ciddiyet yoksa tehdit kastının varlığından bahsedilemez. Mağdur haksız bir zarara uğrayacağı endişesine kapılmamışsa, korkutuculuk oluşmamıştır. Tehdit suçunun, bahsedilen yasal unsurlarının gerçekleşip gerçekleşmediği olaysal olarak değerlendirilmeli, fail ile mağdurun içinde bulundukları ortam, söylenen sözler, söylenme nedeni ve söylendiği koşullar nazara alınmalıdır.
Katılan sanık …’ın, ”erkeksen in aşağı hesaplaşalım”, diğer katılan sanığın da ”erkeksen buraya arabayı bir daha koy, görürsün” diyerek, …’a yönelik tehditte bulundukları, bu şekilde katılan sanıkların sair tehdit suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
5237 sayılı TCK’nın 106/1. maddesinin 1.cümlesinde; bir başkasını, kendisinin veya yakınının hayatına, vücut veya cinsel
dokunulmazlığına yönelik bir saldırı gerçekleştireceğinden bahisle tehdit eden kişinin tehdit suçu nedeniyle, altı aydan iki yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılacağı düzenlenirken; aynı maddenin 2. fıkrasında, malvarlığı itibarıyla büyük bir zarara uğratacağından veya sair bir kötülük edeceğinden bahisle tehditte bulunulması halinde ise, mağdurun şikâyeti üzerine, sanığın, altı aya kadar hapis veya adlî para cezasıyla cezalandırılacağının hüküm altına alındığı, buna göre; katılan sanıklar tarafından söylendiği iddia edilen sözlerin vücut dokunulmazlığına ne gibi bir saldırı teşkil ettiği açıklanmadan ve TCK’nın 106/1.fıkrasının 2.cümlesinde düzenlenen sair tehdit suçunu oluşturup oluşturmayacağı tartışılmadan, yetersiz gerekçe ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
Kabule göre de; katılan sanıklar hakkında TCK’nın 106/1-2.c maddesinden dava açılmasına rağmen, ek savunma hakkı tanınması gerektiği gözetilmeden, daha ağır yaptırım gerektiren aynı maddenin 1. fıkrasıyla cezalandırılmalarına karar verilerek CMK’nın 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıklar … ve …’ın temyiz itirazları bu nedenle yerinde görüldüğünden, 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 29/01/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.