YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/19159
KARAR NO : 2013/1694
KARAR TARİHİ : 31.01.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık (Değişen suç vasfına göre hırsızlık)
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında hükmolunan ceza miktarına nazaran, sanığın duruşmalı inceleme talebinin 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi de gözetilerek CMUK’un 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek ve temyizle ilgili eski hale getirme taleplerine ilişkin karar verme görevinin Yargıtay’a ait olması nedeniyle mahkemenin, sanığın eski hale getirme isteğinin reddine ilişkin 24/10/2011 gün ve 2008/619 E. 2011/309 K. sayılı ek kararı ile sonraki işlemlerin hukuken yok hükmünde olduğu, bu kapsamda sanık hakkında verilen mahkumiyet hükmünün sanığın bildirdiği adrese Tebligat kanunu 35. maddeye göre tebliğ yapılmış ise de, 11.01.2011 tarih ve 6099 sayılı kanunla değişik Tebligat Kanunun 35/2 maddesine göre, adres kayıt sisteminde yerleşim yeri adresi araştırılmadan yapılan tebligat usule uygun olmadığından sanığın temyiz isteminin öğrenme üzerine ve süresinde olduğu kabul edilip temyiz talebinin reddine ilişkin 24.10.2011 tarihli ek karar kaldırılarak, yapılan temyiz incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Katılanın emekli maaşını çekmek amacıyla Ziraat Bankası… şubesine gittiği, bankamatikten maaşını çekip birkaç alışveriş yaptıktan sonra evine geldiği, evinin apartman girişine girdiği esnada, sanığın katılana seslenip kapının açılmasını sağladığı, sonra katılana elinde bulunan polis armasını birden gösterip kapatarak cebine koyduğu, kendisini polis olarak tanıttığı, katılanın ceplerini karıştırıp “sende sahte para var” diyerek 700 TL parayı aldıktan sonra katılana ekibin kendisini almaya geleceğini ve beklemesini söyleyerek suç mahallinden uzaklaştığı olayda, mahkemenin hırsızlık suçunun oluştuğuna ilişkin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanığın, kendisini polis olarak tanıtıp polis armasını göstererek hırsızlık suçunu işlemesi nedeniyle TCK’nın 142/2-f maddesi uyarınca cezalandırılması gerekirken, 142/2-b maddesiyle uygulama yapılması anılan bentler için öngörülen yaptırımın aynı olması nedeniyle sonuca etkili görülmediğinden, dosyada mevcut adli sicil kaydından tekerrüre esas sabıkası olduğu anlaşılan sanık hakkında TCK’nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 31.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.