YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/23861
KARAR NO : 2013/6892
KARAR TARİHİ : 15.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanık …’nın, maliki olduğu 105.000 TL değeri olan 70 metrekarelik apartman dairesini, terasını ruhsatsız olarak kapatmak suretiyle 115 metrekare alanlı 3 oda 1 salon daire haline getirdiği ve 115 metrekare alanlı başka bir daireye ait yapı kulanım izin belgesi ile, 172.500 TL bedelle katılan … ’e satarak katılanı 67.500 TL dolandırdığının iddia edildiği olaya ilişkin yapılan yargılama sonucunda; katılanın sanığa ait Konak 1. Bölge, 1210 ada, 12 parsel 10 no’lu bağımsız bölümdeki kayıtlı daireyi, tanık olarak dinlenen emlak komisyoncusu … ile birlikte gezip gördüğü ve daha sonra sanığın çalıştığı yere giderek pazarlık sonucunda 172,500 TL’ye satın aldığı,
sanığın dairenin 70 metrekare olduğuna dair beyanda bulunmayıp, sadece belediyeden alınan ve gerçek olduğu anlaşılan yapı kullanım izin belgesini verdiği, bu belgede evin büyüklüğünün 115 metrekare görünmesinin, sanığın hatasından veya eyleminden kaynaklanmayıp belediyenin hatasından kaynaklandığı, tek başına bu belgenin sanık tarafından verilmesinin ve dairenin sonradan büyütüldüğünü söylememesinin, dolandırıcılık kastıyla hareket ettiğini göstermeyeceği, bunun dışında sanığın başkaca hileli davranışlarla hareket edip, katılanın zararına kendisine haksız çıkar sağladığı hususunda da mahkumiyetine yeterli kesin ve inandırıcı delil bulunmadığı gözetilerek, unsurları oluşmayan suçtan dolayı sanık hakkında mahkemece kurulan beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunan sanık ve müdafiine diyeceği sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3 maddesine muhalefet edilmiş ise de, sanığın, katılma talebine karşı itirazda bulunmayıp esasa ilişkin savunma yaptığı dikkate alınarak, sonuca etkisi bulunmayan bu husustan dolayı bozma talep eden tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 15.04.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.