Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/29363 E. 2013/18779 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/29363
KARAR NO : 2013/18779
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

Dolandırıcılık suçundan şüpheliler …, … ve … haklarında yapılan soruşturma evresi sonucunda Ankara Cumhuriyet Başsavcılığınca verilen 08/02/2013 tarihli ve 2013/17514 soruşturma, 2013/7830 sayılı kovuşturmaya yer olmadığına dair karara karşı yapılan itirazın reddine ilişkin mercii Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 14/05/2013 tarihli ve 2013/1525 değişik iş sayılı karar aleyhine Yüksek Adalet Bakanlığınca verilen 04/10/2013 gün ve 2013/15171/61184 sayılı kanun yararına bozma talebine dayanılarak dava dosyası Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığının 04/11/2013 gün ve 2013/337153 sayılı tebliğnamesiyle dairemize gönderilmekle okundu.
Kanun yararına bozma isteyen tebliğnamede;
Dosya kapsamına göre, taraflar arasındaki olayda dolandırıcılık suçunun unsurlarının bulunmadığı, eylemin, müştekiler ile şüpheliler arasında yatırım danışmanlığı hizmetlerinin gereği gibi ifa edilmemesinden ötürü doğduğu iddia edilen zarar yönünden tazminat sorumluluğunu gerektirecek hukuki ihtilafın konusunu oluşturabileceğinden bahisle şüpheliler hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilmiş ise de,
5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 160. maddesinde yer alan “Cumhuriyet savcısı, ihbar veya başka bir suretle bir suçun işlendiği izlenimini veren bir hâli öğrenir öğrenmez kamu davasını açmaya yer olup olmadığına karar vermek üzere hemen işin gerçeğini araştırmaya başlar. Cumhuriyet savcısı, maddî gerçeğin araştırılması ve … bir yargılamanın yapılabilmesi için, emrindeki adlî kolluk görevlileri marifetiyle, şüphelinin lehine ve aleyhine olan delilleri toplayarak muhafaza altına almakla ve şüphelinin haklarını korumakla yükümlüdür.” şeklindeki düzenleme karşısında, Cumhuriyet savcısının soruşturma yapmak zorunda olduğu, somut olayda, şüphelilerden …’nın, … sahibi olduğu, diğer şüpheliler … ve …’un da anılan bu emlak bürosunda çalıştıkları, müştekilerden …’in kızı olan diğer müşteki …’ın, şüphelilerden … ile önceye dayalı tanışıklığı bulunduğu, şüpheli …’nın, müştekilerin emlak ve arazi aradığını tanıdıkları aracılığıyla duyması üzerine, müşteki … aracılığıyla diğer müşteki …’e haber göndererek yatırım amaçlı arsa almaları yönünde tavsiye ve telkinde bulunduğu, daha önce kendilerinin bu işten kazanç sağladıklarını, dostlarının da kazanmalarını istediğini belirttiği, bu haberi alan müşteki …’in, çalıştığı Gaziantep ilinden Ankara’ya gelerek şüphelilerin … mevkiinde gösterdiği ve satılmasına aracılık ettikleri 500 m2 arsayı 73.000 Türk lirası bedelle satın aldığı, müşteki …’in Gaziantep iline döndükten sonra satış bedelini diğer müşteki …’a banka kanalıyla göndererek arsa sahibine ödenmesini sağladığı, satışın önce parayı teslim eden müşteki …’ın üzerine yapıldığı, …’ın da bir süre sonra bu araziyi müşteki …’e tapuda devrettiği, aradan 5-10 gün geçtikten sonra şüphelilerden …’nin, müşteki …’i arayarak önceki satın aldıkları 3414 sayılı parselde kayıtlı arsanın bitişinde satılık ve çok kârlı bir arsanın daha olduğunu söylediği, aynı yöntemle 400 m2’lik bir başka arsanın şüpheliler aracılığıyla müşteki …’a satışının yapıldığı, 45.000 Türk lirası bedelin yine banka aracılığıyla müşteki … tarafından şüphelilerden … hesabına gönderildiği, bir süre sonra müştekilerin, satın aldıkları arazilerin yerini ve konumunu araştırdıklarında, şüphelilerin, kendilerine satışına aracılık ettikleri yerler ile aslında satın almalarını sağladıkları yerlerin farklı yerler olduğunu, satın aldıkları yerlerinde … mevkiinde olmadığını ve metrekaresinin de en fazla 20 Türk lirası olduğunu, bu yerlerden bir tanesinin yapılaşmaya imkan olmayacak Cezaevleri yerleşkesi yakınında olduğunu öğrendikleri, bunun üzerine müşteki …’in şüphelilerden …’ya telefonla ulaştığı, şüpheli …’nın, bu yerleri istemiyorsa hemen başkasına satabileceğini beyan ettiği halde bunu da yapmadığı, şüphelilerin, serbest meslek sahibi olarak emlakçilik yapmaları nedeniyle kendilerine duyulan güveni kötüye kullanarak, müştekilere aslında satın alınmasına aracılık ettikleri araziler yerine başka arazileri göstererek müştekilerin tecrübesizliklerinden de istifade ederek para etmeyen yerleri aldırmak suretiyle müştekileri zarara uğrattıklarının iddia edildiği olayda, şüphelilerin kimlik bilgilerinin tespitiyle savunmalarının alınması, müştekilerin celbedilerek şikayet ve delillerinin sorulması, varsa tanıkların beyanlarının alınması, taraflar arasında olay tarihine ilişkin telefon görüşmelerinin tespit edilmesi, şüphelilere isnat edilen suça ilişkin maddi gerçeğin ortaya çıkarılmasına yarar her türlü delilin etraflıca araştırılıp ortaya çıkacak uygun sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, eksik soruşturmaya dayalı verilen kovuşturmaya yer olmadığına dair karara yapılan itirazın kabulü yerine reddine karar verilmesinde isabet görülmediğinden 5271 Sayılı CMK.nun 309. maddesi uyarınca anılan kararın bozulması lüzumu kanun yararına bozma talebine dayanılarak ihbar olunmuştur.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Kanun yararına bozmaya atfen düzenlenen ihbarnamedeki düşünce yerinde görüldüğünden; Sincan 2. Ağır Ceza Mahkemesi’nin 14/05/2013 tarih ve 2013/1525 D. İş sayılı kararının 5271 sayılı CMK’nın 309. maddesi gereğince, BOZULMASINA, bozma nedenine göre müteakip işlemlerin mahkemesince yerine getirilmesine, 02/12/2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.