Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/20196 E. 2013/18820 K. 02.12.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/20196
KARAR NO : 2013/18820
KARAR TARİHİ : 02.12.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanıklar … ve …’in kendilerini, galerici olarak göstermek amacıyla bir dükkan kiralayıp, bu yere…Oto Galeri yazılı bir levha astıktan sonra internet üzerinden verilen araç satış ilanlarını takip ettikleri, katılan …’ın kendi adına kayıtlı olan 42 AU 731 plakalı aracın satışı için internetten ilan verdiği, sanıkların da, araç sahibi katılan …’un kardeşi olan tanık … ile irtibat kurdukları ve işyerine davet ettikleri, sanıklara ait işyerine gelen …’ın, sanık … ile pazarlık yaptığı ve aracın 11.900 TL karşılığında satın alınması konusunda anlaştıkları, …’a 900,00 TL kapora verildiği, geri kalan paranın ise aracın satışı için düzenlenecek vekaletnameden ve satış işleminin tamamlanmasından sonra verilmesi konusunda anlaştıkları, sanık …’in, aracın motoruna sanayide baktırma bahanesiyle aracı alıp gittiği, diğer sanık …’ın ise katılan … ile birlikte notere giderek sanık … adına araç satış vekaletnamesi düzenledikleri, bu vekaletnamenin bir suretinin, henüz paranın tamamı alınmadığı için sanıklara verilmediği, bu arada aracın sanıklarda kaldığı, … ile kardeşi …’ın araç satış işlemlerini tamamlamak için ertesi gün sanıklara ait işyerine geldiklerinde …’ı göremedikleri, bu sırada sanık …’ın yanında bir bayan ile vekaletnamenin düzenlendiği notere giderek, vekaletnameden bir suret almaya çalıştığı, ancak noterin bunu katılana haber vermesi üzerine, katılanın derhal ilgili notere gidip sanığı vekillikten azlettirdiği, katılanın durumu anlamasına rağmen sanıkların aracın …’a geri vermeyerek bir süre sakladıkları, soruşturma aşamasında polis tarafından aracın katılana …’a iade edildiği ve böylece sanıkların, noterde aracın devrini alamadan durumun ortaya çıktığı, sanıkların bu şekilde katılan …’a karşı dolandırıcılığa teşebbüs suçunu işlediklerinin iddia edildiği,
06/08/2009 tarihinde, sanıklar … ve …’in, yine internet üzerinden araç satış ilanı veren katılan …’le irtibat kurdukları, aynı zamanda hemşehricilik ilişkisi ile katılan …’in güvenini kazandıkları, aracını satın alacaklarını söyleyerek katılanın bulunduğu …İlçesine gittikleri, katılanın, aracı aynı gün sanıklara veremeyeceğini söylemesi üzerine geri döndükleri ve 05/08/2009 günü araca bir müşteri bulduklarını söyleyerek, katılanı araçla birlikte Konya’ya getirttikleri, katılanın bu arada sanık … adına vekaletname çıkarttığı, burada sanık … isimli alıcıyla katılanı tanıştırdıkları, sanık …’in aracın motoruna bakmak amacıyla aracı, ruhsatı ve daha önce düzenlenen vekaletnameyi de alarak dükkandan uzaklaştığı, sanık …’nın da sanık … ile birlikte gittiği, sanık …’ın ise katılan ile birlikte dükkanda beklemeye devam ettiği ve kısa bir süre sonra …’ın da, az sonra geleceğini söyleyerek bir bahane ile dükkandan çıkıp gittiği, bu süre sonra sanık …’in alıcı sanık …’yla birlikte notere gidip, aracın devrini sanık … üzerine yaptıkları, sanıkları bir süre bekleyen ve gelmediklerini görünce şüpheye kapılan katılan …’in, vekaletnameyi düzenleyen …Noterliği’ni telefonla aradığı ve aracın durumunu sorduğu, noterden aracın devrinin kendisinden habersiz olarak sanık …’ya yapıldığını öğrendiği, böylece sanıkların parasını vermeden aracı katılandan hileyle alarak iştirak halinde dolandırıcılık suçunu işlediklerinin iddia edildiği olayda,
1-Sanıklar … ve … hakkında verilen mahkumiyet kararlarına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanık, katılan ve tanık beyanları, noter belgeleri, yakalama tutanağı ve tüm dosya kapsamına göre, sanıkların dolandırıcılık suçunu işledikleri sabit olmakla, bu gerekçeye dayanan mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Adli para cezası tayin edilirken, uygulanan Kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle 5271 sayılı CMK’nın 223/6. maddesine muhalefet edilmiş ise de, bu eksikliğin mahallinde tamamlanması mümkün görüldüğünden ve tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanıkların temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında verilen mahkûmiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Sanıklar …ve …’ın katılanla irtibat kurduktan sonra, katılanın, … adına vekaletname çıkarttığı, sanıkların işyerine gelen katılanın, işyerinde sanık …’ı da gördüğü, taraflar arasında burda pazarlık yapıldığı, katılanın elinden ruhsat, vekaletname ve aracın hileyle alındığı, aracı sanayiye götürüp baktıracaklarını söyleyerek sanık … ve …’nın, işyerinden ayrıldığı, katılanın yanında kalan sanık …’ın da, telefonda biriyle konuşuyormuş gibi yaparak, bir müşterisinin aracının bozulduğunu, oraya gidip geleceğini söyleyerek işyerindeki katılanın yanından ayrıldığı, sanık …’ın da gitmesinden sonra aracın, sanık …’ya devredildiği, sanık …’nın, aracı yanında getirdiği eşi için alacağını söylediği, oysa işyerindeki kişinin bu sanığın eşi değil, kız kardeşi olduğu ve araba kullanmayı bilmediğinin öğrenildiği, sanık …’nın, aracın katılana ait olduğunu bildiği, buna rağmen, diğer sanıklarla birlikte hareket ederek, vekaletnameyi hile yoluyla katılandan almak suretiyle, aracın devrini üzerine yaptırdığı, yine araç sahibinin katılan olduğunu bilmesine rağmen, katılana herhangi bir para ödemeden ve devirden sonra katılanla hiçbir irtibat kurmadan ortadan kaybolduğu, sanık …’ın, sanık … ve …’in, aracın devri için gizlice notere gittiklerini bildiği için, bir bahaneyle kendisinin de ortadan kaybolduğu, bir süre sanıklardan haber alınamadığı, sanığın, katılana veya diğer sanıklara araç bedeli olarak para ödediğine dair tanık beyanı veya başka bir yazılı belge sunulamadığı, sanık …’nın, aracı devraldıktan sonra, bir başkasına satmamasının suç kastıyla hareket etmediğini göstermeyeceği, bu nedenlerle sanık …’nın da, diğer sanıklarla eylem ve fikir birliği içinde hareket ederek dolandırıcılık suçunu işlediği sabit olmakla, mahkumiyeti yerine yazılı şekilde yetersiz gerekçeyle beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan … vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 02/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.