YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16029
KARAR NO : 2013/2427
KARAR TARİHİ : 11.02.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma, yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Somut olayda; sanığın, taksi şoförü olan katılana telefon açarak kendisini … Köyü Jandarma Karakolu’na götürmesini istediği, katılanın evde olduğunu kendisini durakta beklemesini belirttikten bir süre sonra durağa gittiği, sanığın katılanın aracına bindiği sırada taksi ücretini köydeki jandarma görevlilerinin vereceğini söylemesi nedeniyle katılanın sanıktan önceki borçlarını ödemesini istemesi üzerine aralarında tartışma yaşandığı ve bu tartışmanın kavgaya dönüştüğü, kavga olayı nedeniyle katılanın yaralandığı, polislerin olay yerine geldiği sırada sanığın, katılana ait araca tekme atarak zarar verdiği anlaşıldığından, eyleminin mala zarar verme suçunu oluşturduğuna dair mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 sayılı TCK’nın 58.maddesinin 3.fıkrasında “tekerrür halinde sonraki suça ilişkin kanun maddesinde seçimlik olarak hapis cezasıyla adli para cezası öngörülmüşse hapis cezasına hükmolunacağı”, aynı Kanunun 50.maddesinin 2. fıkrasında ise, suç tanımında hapis cezası ile adli para cezasının seçenek olarak öngörüldüğü hallerde hapis cezasına hükmedilmişse bu cezanın artık adli para cezasına çevrilemeyeceğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Sanığın, katılanı telefonla arayarak köye gideceğini söyleyip durağa çağırdığı, katılanın durağa gitmesinden sonra parasının olmadığını beyan etmesi nedeniyle katılanın sanığa küfür edip yaralaması üzerine sanığın katılanın aracına zarar verdiği dikkate alınarak ilk haksız hareketin sanık tarafından başlatılmış olması karşısında, bu hususta bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın temyiz itirazlarının reddine, ancak;
TCK’nin 58 ve 5275 sayılı Kanun’un 108.maddeleri uyarınca tekerrür hükümlerinin uygulanabilmesi için, önceki cezanın hapis ya da adli para cezası olmasının bir önemi bulunmamakta ise de, tekerrür hükümlerinin uygulamasını gerektiren son cezanın hapis olmasının zorunlu olması karşısında; sanık hakkında adli para cezasına hükmolunmasına rağmen 5237 sayılı TCK.nın 58.maddesi gereğince tekerrür hükümlerinin uygulanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Kanun’un 8.maddesine istinaden uygulanması gereken CMUK’un 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; ancak, bu aykırılığın yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan tekerrüre ilişkin kısımların çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve kanuna uygun hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 11.02.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.