YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13408
KARAR NO : 2013/1665
KARAR TARİHİ : 30.01.2013
MAHKEMESİ :Çocuk Mahkemesi
SUÇA SÜRÜKLENEN
ÇOCUKLAR : …, …, …, …, …, …, …
SUÇ : Görevi Yaptırmamak İçin Direnme, Kamu Malına Zarar Verme
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’in yokluğunda verilen hükmün 10.03.2011 tarihinde Tebligat Kanunun 21.maddesi uyarınca tebliğ edildiği, sanığın tebliğden itibaren CMUK.nın 310/1.maddesinde öngörülen bir haftalık süre geçtikten sonra 28.03.2011 havale tarihli dilekçeyle hükmü temyiz ettiği, ancak yapılan uyap sorgulamasında 22.09.2010-08.07.2012 tarihleri arasında Burdur E Tipi kapalı cezaevinde hükümlü olarak bulunduğu anlaşıldığından, temyiz isteminin süresinde olduğu kabul edilerek yapılan incelemede;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 tarih, 2009/9-259 esas, 2010/47 sayılı kararına göre, görevi yaptırmamak için direnme suçunun suç sürüklenen çocuklar tarafından birden fazla infaz koruma memuruna karşı cebir ve şiddet göstererek hukuksal anlamda tek bir fiil ile gerçekleştirilmesi nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan suç sürüklenen çocuklar hakkında anılan suçtan tayin olunan cezanın 5237 sayılı TCK’nın 43/2.maddesi ile arttırılması gerektiği gözetilmeden eksik ceza tayini, … Kapalı Ceza İnfaz Kurumu’nun 05/03/2008 tarhili yazısında suça konu zararın suça sürüklenen çocuklar ve aileleri tarafından karşılanmadığının belirtilmiş olması karşısında haklarında verilen cezadan TCK’nun 168/1.madde gereğince indirim yapılması, hükümde ayrıca kovuşturma başladıktan sonra hüküm kurulmadan önce zararı tazmin ettiklerinin belirtildiği halde TCK’nun 168/2 maddesi gereğince indirim yapılması gerekirken 168/1. maddesi gereğince indirim yapılması aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur. Bu bakımdan, söz konusu suç, seçimlik hareketli bir suçtur. Yıkma yalnızca taşınmazlar için söz konusudur. Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder. Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır. Bozma, suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır. Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde, 265.maddesi ile düzenlenen; “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçuyla korunan hukuki yarar, kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta, kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır. Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır. Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu, seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla, cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır. Bu suçun oluşabilmesi için, öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur. Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil, görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır. Cebir, kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle, kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse, fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır. Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir. Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli, doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 02.03.2010 gün 9-259-47 sayılı kararında belirlendiği gibi, Olayın gelişimi sırasında sanığın, cebir ve/veya tehdit kullandığı polis memuru olan müştekiler suçun mağduru, kamu idaresi ise suçtan zarar gören konumundadır. “Görevini Yaptırmamak İçin Direnme” suçunun 5237 sayılı TCK’nun “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar” başlıklı bölümünde düzenlenmiş olması da kamu görevlilerinin suçun mağduru olamayacakları anlamına gelmemektedir. Aksinin kabulü halinde, görevleri dışında kendilerine karşı cebir ve/veya tehdit kullanılması halinde işlenen bu suçların mağduru olacaklarında kuşku bulunmayan kişilerin, aynı suçlara görevlerinin ifası sırasında kamu görevlisi sıfatıyla maruz kaldıklarında ise suçun mağduru olmadıklarını ileri sürmek çelişkisine düşülecektir ki, bunun yasal bir dayanağı bulunmamaktadır.
Sanığın suçun yasal tanımında yer alan ve hukuksal anlamda tek bir fiili oluşturan davranışları, görevini ifa eden kamu görevlilerine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirmiş olması nedeniyle aynı nev’iden fikri içtimaın koşulları gerçekleşmiş bulunduğundan, sanık hakkında 5237 sayılı TCY’nın 43/2.maddesinin uygulanması gerekmektedir.
Somut olayda; suça sürüklenen çocuklardan …’nın cezaevinde B 10 koğuşunda kaldığı, olay günü çatıdan geçmek suretiyle B 9 koğuşuna gittiği, infaz koruma memurlarının bu durumu fark ederek kendi koğuşuna geçmesi için onu almak istedikleri,
ancak B 9 koğuşunda bulunan suça sürüklenen çocuklar …, …, …’un …’yı vermek istemeyerek koğuşta bulunan cam ve aynaları kırmak suretiyle tehdit içeren sözler söyledikleri, memurların zorla …’yı alarak götürdükleri, bu sırada B10 koğuşunda bulunan suça sürüklenen çocuk …’in de …’nın şikayeti üzerine koğuştan alındığı, buna kızan diğer suça sürüklenen çocuk …’in koğuşun camını kırdığı, kapıya vurduğu, bir süre sonra …’in koğuşa geri geldiği ve … ile birlikte bu kez lavobaları ve aynaları kırdıkları ve görevli memurlara direndikleri iddia edilen olayda,
A-Suça Sürüklenen çocuklar …, … ve … hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme, suça sürüklenen çocuk … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan, suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında kamu malına zarar verme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuklara yüklenen “kamu malına zarar verme” suçunun lehe olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişmeden önceki 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle, 5271 sayılı CMK’nun 253/4.maddesi ve 26.07.2007 gün ve 26594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2.maddesi uyarınca taraflara ve bilhassa suça sürüklenen çocukların kanuni temsilcisine uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocukların hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de ;
1-Suç vasfının doğru belirlenmesine rağmen görevi yaptırmamak için direnme suçunda uygulama maddesinin TCK’nın 265/1 maddesi yerine “152/1.a” maddesinin yazılması,
2-Tayin edilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sırasında kanun maddelerinin fıkrasının ve belirlenen temel gün adli para cezasının taksitlendirilmesin de uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,
3-Suça sürüklenen çocuklar hakkında verilen hükümde zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocuklardan tahsiline karar verilmesi,
B-Suça sürüklenen çocuk … hakkında görevi yaptırmamak için direnme, kamu malına zarar verme suçlarından kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, suça sürüklenen müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Suça sürüklenen çocuğun suç tarihinde 15 yaşını doldurmamış olduğu dikkate alınarak 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35.maddesi gereğince işlediği fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılama ve bu fiile ilgili olarak davranışlarını yönlendirme yeteneğinin olup olmadığı hususunda rapor alınmadan yargılamaya devamla hüküm kurulması,
2-Suça sürüklenen çocuğun üzerine atılı suçların hukuki anlam ve sonuçlarını algılayıp algılamayacağının değerlendirilmesi açısından; suç tarihinde 12-15 yaş grubu içerisinde bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 35/1 ve Çocuk Koruma Kanununun Uygulanmasına İlişkin Usul ve Esaslar Hakkında Yönetmeliğin 20/2.maddesi gereğince zorunlu olan sosyal inceleme raporu alınmadan ve aynı Kanunun 35/3.maddesine göre de sosyal inceleme yaptırılmamasının gerekçesi gösterilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm kurulması,
3-Suçun işlendiği tarihte 18 yaşından küçük olan suça sürüklenen çocuğa yüklenen “kamu malına zarar verme” suçunun lehe olan 5395 sayılı Çocuk Koruma Kanununun 5560 sayılı Kanunla değişmeden önceki 24.maddesi uyarınca uzlaşma kapsamında bulunduğu cihetle, 5271 sayılı CMK’nun 253/4.maddesi ve 26.07.2007 gün ve 26594 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe giren Ceza Muhakemesi Kanununa Göre Uzlaştırmanın Uygulanmasına İlişkin Yönetmeliğin 8/2.maddesi uyarınca taraflara ve bilhassa suça sürüklenen çocuğun kanuni temsilcisine uzlaşmanın mahiyeti ve uzlaşmayı kabul veya reddetmenin hukuki sonuçları anlatılmak suretiyle uzlaşma teklifinde bulunulması ve sonucuna göre suça sürüklenen çocuğun hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
4-Nüfus kaydına göre, suç tarihinde 12-15 yaş grubunda bulunan suça sürüklenen çocuk hakkında, 5237 sayılı TCK’ nın 31/2.maddesi gereğince cezasından 1/2 oranında indirim yapılması gerekirken TCK’nun 31/3.maddesi gereğince 1/3 oranında indirim yapılması suretiyle fazla ceza tayini,
Kabule göre de;
1-Suç vasfının doğru belirlenmesine rağmen görevi yaptırmamak için direnme suçunda uygulama maddesinin TCK’nın 265/1 maddesi yerine “152/1.a ” maddesinin yazılması,
2-Tayin edilen hapis cezasının para cezasına çevrilmesi sırasında kanun maddelerinin fıkrasının ve belirlenen temel gün adli para cezasının taksitlendirilmesin de uygulanan kanun maddesinin gösterilmemesi suretiyle CMK’nın 232/6 maddesine aykırı davranılması,
3-Suça sürüklenen çocuk hakkında verilen hükümde zorunlu müdafii ücretinin suça sürüklenen çocukdan tahsiline karar verilmesi,
C-Suça sürüklenen çocuklar … ve … hakkında görevi yaptırmamak için direnme suçundan kurulan hükümlere yönelik temyiz incelemesinde;
Görevi yaptırmamak için direnme suçunun B 9 koğuşunda kalan suça sürüklenen çocuklar tarafından gerçekleştirildiği, suça sürüklenen çocuklar … ve …’in B-10 koğuşunda bulunduklarının anlaşılması karşısında görevi yaptırmamak için direnme suçuna ne şekilde katıldıklarının karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, suça sürüklenen çocuklar ve müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.01.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.