YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/6527
KARAR NO : 2013/6758
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Müşteki …’ın sanıklar hakkında nitelik dolandırıcılık suçundan kurulan beraat ve mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz isteminin incelenmesinde;
Kovuşturma evresinde yöntemine uygun biçimde davetiye tebliğ olunmak suretiyle duruşmadan haberdar edilmesine karşın, 5271 sayılı CMK’nın 238.maddesi uyarınca, davaya katılma isteminde bulunmayan ve katılan sıfatını almayan şikayetçinin hükmü temyiz yetkisi bulunmadığından, temyiz inceleme isteğinin 1412 sayılı CMUK’un 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve …
hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan beraat hükümlerine yönelik katılan vekilinin,sanıklar …, …, … ve … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik olarak sanıklar müdafilerinin, Sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik sanığın,sanık … hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanığın temyiz istemlerinin incelenmesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
… Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, …Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan…, … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olansanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın sorumlusu olan …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan Şüpheli …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …,… Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar …
Kamışlı ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık … ,… Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …,… Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … OPTİK isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …,… Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanık …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve …, … Optik isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olan sanıklar … ve … hakkında,
İş yerlerine gelen şahısların verdikleri yeşil kart sağlık karneleri ile bir şekilde temin ettikleri değişik şahıslara ait yeşil kart sağlık karnelerinin boş sayfa reçetelerini karne sahiplerinin bilgileri dışında aldıkları, bazen de gerçekte gözlük almak isteyen şahıslardan para almak yerine boş olan karne sayfalarını istedikleri, bir şekilde temin ettikleri sağlık karnelerinin ilk sayfalarında resimleri bulunan şahısların isim soy isimlerinin bulunduğu kısıma farklı yazı karakterleri ile değişik şahıs isimleri yazarak bir kısım reçetelerin ise üzerlerinde bulunan resimleri değiştirerek sahtecilik yaptıkları, ellerinde bulunan reçete sahiplerine ait kimlik belgesi ve sağlık karnesi fotokopilerini birbirleri arasında takas yapmak suretiyle değiştirdikleri, bu şekilde usulsüz olarak sahte uzman doktor imzasıyla düzenlenen resmi evrak niteliğindeki reçeteleri faturalandırıp bedellerini Ankara İl Sağlık müdürlüğünden tahsil etmek suretiyle kendilerine haksız kazanç temin ettikleri,
Sanıkların bu şekilde gerçekleşen eylemleri ile ilgili olarak, yeşil kart sağlık karnelerinin farklı sayfa numaraları kullanılmak suretiyle aynı hasta adına üç aylık dönem içerisinde birden çok gözlük reçetesi düzenlendiği ve bu reçete bedellerinin aynı yada farklı optikçi firmalar tarafından tahsil edildiği, faturaların ekinde yer alan yeşil kartlı hastalara ait sağlık cüzdanlarının resimli sayfa fotokopilerin de yer alan seri numarası ile gözlük yazılan sıra numaralı reçete üzerinde yer alan seri numaralarının aynı olmadığı,aynı seri numarasını taşıyan yeşil kart sağlık cüzdanı resimli sayfasının birden çok kişi adına kullanıldığı, bazı yeşil kart sağlık cüzdanlarının farklı sayfa numaraları kullanılmak suretiyle aynı hasta adına birden çok kez düzenlenen reçete bedellerinin farklı veya aynı optikçiler tarafından saymanlıktan tahsil edildiği, bu yolla damga vergisi hariç toplam 61.801,53 TL fazla ve yersiz ödemeye sebebiyet verilerek Hazinenin zarara uğratıldığından bahisle resmi belgede sahtecilik ve nitelikli dolandırıcılık suçlarını işlediklerinin iddia edildiği olayda, mahkemece sanıklar…, …, …, …, …, …
…, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, …, … ve … hakkında savunmalarının aksine müsnet suçlardan mahkumiyetlerine yeter nitelikte, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil bulunmadığından bahisle beraat kararı verilmesine dair kabulde, yine sanıklar …, …, …, … ve … hakkında resmi evrak niteliğinde olan yeşil kart sağlık karnesi reçetelerinin sahte olduğunu bilerek Ankara İl Sağlık Müdürlüğünden tahsil etmek şeklindeki eylemlerinin zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik ve kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçlarını oluşturduğuna yönelik kabulde,son olarak sanık …’ın sahte olduğunu bildiği reçeteleri fatura edip tahsil etmeye çalışmaktan ibaret eylemi nedeniyle zincirleme şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan mahkumiyetine dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
5237 Sayılı Yasa’da 765 Sayılı Yasa’dan farklı olarak “gün para cezası sistemi” kabul edildiği için bu sistemde nispi para cezasına yer verilmemiştir. İlgili maddelerin gerekçe bölümlerinde de 5237 Sayılı TCK sisteminde nispi para cezasının öngörülmediği açıkça belirtilmektedir. Ancak, 5237 Sayılı Yasanın 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe girmesinden sonra 29.06.2005 gün ve 5377 Sayılı Yasanın 19.maddesi ile değişik TCK’nın 158/1. fıkrasına eklenen “…Ancak, (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katında az olamaz.” cümlesi ile getirilen yeni değişikliğe ilişkin gerekçede de belirtildiği üzere, 158.maddenin 1. fıkrasına eklenen son cümledeki “…adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz.” hükmünün uygulanabilmesi için öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olması gerekmektedir.
5237 sayılı TCK’nın 52.maddesinin 1.fıkrası “Adli para cezası, beş günden az ve kanunda aksine hüküm bulunmayan hallerde yediyüzotuz günden fazla olmamak üzere belirlenen tam gün sayısının, bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ile çarpılması suretiyle hesaplanan paranın hükümlü tarafından Devlet Hazinesine ödenmesinden ibarettir.” şeklindeki adli para cezasının tanımı yapıldıktan sonra aynı maddenin 3. fıkrasında “Kararda, adli para cezasının belirlenmesinde esas alınan tam gün sayısı ile bir gün karşılığı olarak takdir edilen miktar ayrı ayrı gösterilir.” ve aynı Kanunun 61.maddesinin 8. fıkrasında ise “Adli para cezası hesaplanırken, bu madde hükmüne göre cezanın belirlenmesi ve bireyselleştirilmesine yönelik artırma ve indirimler, gün üzerinden yapılır. Adli para cezası, belirlenen sonuç gün ile kişinin bir gün karşılığı ödeyebileceği miktarın çarpılması suretiyle bulunur.”
Hükümleri ile yasa koyucu adli para cezasının mutlaka gün üzerinden tayin edilmesi gerektiğini belirtmektedir.
5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenmesi gerektiği gözetilmeyerek yazılı şekilde eksik para cezası tayini ile yine dosya içerisindeki adli sicil kaydına göre tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık … hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi hususları, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre , katılan vekili, sanıklar ve müdafilerinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik olarak sanığın,sanık … hakkında nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarından kurulan beraat hükmüne yönelik olarak katılan vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
a-01.04.2006-27.06.2006 tarihlerinde … OPTİK isimli firmanın yetkilisi ve sorumlusu olduğu anlaşılan Sanık …’nin, bu döneme ait 39 adet sahte reçeteyi Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne fatura edip 3.010,39 TL ‘yi tahsil etmekten ibaret eyleminin zincirleme şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
b-Sanık …’ın 01.01.2007-29.03.2007 tarihleri arasında düzenlenen 40 adet sahte olduğunu bildiği reçeteyi ödenmek üzere Ankara İl Sağlık Müdürlüğüne fatura etmekten ibaret eyleminin zincirleme şekilde kamu kurumu zararına dolandırıcılığa teşebbüs suçunu oluşturduğu gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
c-Kabule göre de;sanık … hakkında ek savunma hakkı verilmeden 5237 sayılı yasanın 158/1-e,43 maddesi gereğince uygulama yapılması suretiyle 5271 sayılı CMK’nun 226. maddesine muhalefet edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık … ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 Sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 Sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 11.04.2013 tarihinde oy birliği ile karar verildi.