YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22852
KARAR NO : 2013/6704
KARAR TARİHİ : 11.04.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak
…
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 19/06/2012 tarih ve 2012/3-97 Esas, 2012/245 karar sayılı kararı çerçevesinde,olayda hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan katılanın uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşulu yerine getirilmediği anlaşıldığından sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi,failin kendisine verilen malı,veriliş gayesinin dışında,zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması,rehnetmesi tüketmesi,değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanığın, katılan şirketten Irak’a götürmek üzere teslim aldığı 21.240 kg LPG’den 443 kg’nı kendi yararına tasarrufta bulunduğu anlaşıldığından, atılı suçun subut bulduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 11.04.2013 gününde oyçokluğu ile karar verildi.
(Karşı oy)
KARŞI OY GEREKÇESİ;
(15. Ceza Dairesinin 2011/22852 esas ve 2013/6704 sayılı dosyasına ilişkindir.)
Yargılama konusu olay, Irak ülkesine götürülmek üzere katılan şirket tarafından, sanığa ait tankere LPG yüklendiği, yükün tesliminden sonra gümrük kapısından Türkiye’ye giriş yapan tanker
tartıldığında, boş ağırlığının yüklemeden önceki tartımdan 443 kg. fazla geldiği, bu şekilde sanığın o miktarda LPG’yi sahiplenerek hizmet nedeniyle güveni kötüye kullandığı iddiasından ibarettir.
Yapılan yargılama sonucunda; sanığın tankerden 443 kg ağırlığındaki yükü boşaltıp, yerine ağırlık eklemek suretiyle brüt ağırlığı eşitleyerek teslim ettiği kabul edilmiş ve sanığın, TCK’nin 155/2, 62/1, 52/2 maddeleri gereğince cezalandırılmasına karar verilmiştir.
Sanık müdafiinin temyizi üzerine dosyayı inceleyen 15. Ceza Dairesi suçun sübutuna yönelik kabulde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle ve oy çokluğu ile onama kararı vermiştir. Sayın çoğunluk ile aramızdaki ihtilaf sadece sübuta yönelik olup, çoğunluk görüşü olarak tecelli eden onama kararına şu gerekçeyle katılmamaktayım:
Mahkemece yeterli deliller tam olarak toplanmadan isabetsiz karar verilmiştir. Sanığın yükü aldıktan sonra bir kısmını boşaltarak yerine ağırlık ilave ettiği şeklindeki isnatlar, tahmin ve faraziyeye dayalı olup kanıtlanmamıştır. Tankerin ikinci tartımında ortaya çıkan 443 kg fazlalığın neden kaynaklandığının belirlenebilmesi için, tartımlar sırasındaki tankerin fiziki özelliklerinin karşılaştırılması gerekmektedir. Fakat bu şekilde mukayese ve belirleme yapılmamıştır. “Önceki veya sonraki kantarlardan bir tanesinin bozuk olabileceği, yükleme sırasındaki tartımda da birileri tarafından hile kullanılabileceği, bu şekildeki hilelerle sanıktan başka birilerinin de menfaat elde edebileceği” gerçeği nazara alındığında diğer hususların da araştırılması gerekmektedir. Sanığın mahkûmiyeti için sağlam delillerin bulunamaması halinde ise “Şüpheden sanık yararlanır.” şeklindeki genel hukuk ilkesi gereğince, şüpheye dayalı mahkumiyet hükmü verilmesi mümkün değildir.
Tekrar etmek gerekirse, somut olayda tankerdeki yükün boşaltılmasından sonraki tartımda boş ağırlık önceki tartımdan 443 kg fazla çıkmıştır. Bu fazlalığın nereden kaynaklandığı somut ve net olarak tespit edilmemiş, sadece “sanığın boşalttığı yük kadar ilave ağırlık eklemiş olabileceği” şeklinde tahminde bulunulmuştur. Oysa tek akla gelen ihtimal bu olmamalıdır. Yükleme mahallinde ağırlığın düşük gösterilerek eksik yükleme yapılması da imkân dâhilindedir. Farlı olasılıklar da düşünülebilir. Ancak burada vurgulanmak istenen husus olaydaki ihtimal sayısı değil, şu ya da bu ihtimale dayanarak cezalandırmanın mümkün olmadığıdır.
O halde; şüpheyi yeterli görmeksizin tankerin boş ağırlığındaki fazlalığın neden kaynaklandığının somut olarak belirlenmesinden sonra sanığın hukuki durumunun tayini, aksi durumda şüpheden sanık yararlanacağından beraat kararı verilmesi gerekmektedir.
Açıklanan nedenlerle; sanık hakkındaki mahkumiyet kararının bozulması yerine, onanmasına dair çoğunluk görüşüne karşıyım.
…
15. Ceza Dairesi Üyesi