Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/18123 E. 2013/1262 K. 24.01.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18123
KARAR NO : 2013/1262
KARAR TARİHİ : 24.01.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Sanıklar hakkında tayin olunan cezaların nevi ve miktarı itibariyle sanık … müdafiinin duruşma isteminin 1412 sayılı CMUK’nun 318.maddesi gereğince reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
1- Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararına yönelik O Yer C. Savcısının temyiz incelemesinde,
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre;sanık …’ün diğer sanıklarla birlikte hareket ettiğine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik bulunmadığından O. Yer C.Savcısının yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
2- Sanıklar … ve … … hakkında dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmüne yönelik sanıklar müdafiinin temyiz incelemesinde,
Somut olayda; … isimli şahsın yürütülen bir soruşturma nedeniyle tutuklanması üzerine tutuklu yakınları ile sanık avukatların, davanın takibi için 25.000 tl vekalet ücreti ödenmesi konusunda sözlü olarak anlaşmaya vardığı, tutuklanan şahsın annesi … ile 15.000 tl vekalet ücreti üzerinden Avukatlık Sözleşmesi düzenlenerek paranın ödendiği, sanık avukatların … 5. Noterliğince düzenlenen 13.09.2005 tarihli vekaletname ile tutuklanan şahsın vekilliğini üstlendikleri, tutuklu …’in tahliye edilmesi sonucu adı geçen sanık avukatların kalan ücreti istemeleri üzerine müşteki ve yakınları tarafından yapılan şikayet nedeniyle avukatlar hakkında soruşturmaya başlandığı, sanık avukatların yukarıda belirtilen vekaletname uyarınca ilgilinin vekilliğini üstlenmeleri ve buna dair Avukatlık Sözleşmesi düzenleyip sözleşmenin tutuklanan şahsın annesi … tarafından imzalanması karşısında, eylemin hukuki uyuşmazlık niteliğinde olduğu gözetilmeksizin sanıkların üzerine atılı suçtan beraati yerine yazılı şekilde mahkumiyetine karar verilmesi,
Kabule göre de;
1-Hükümden sonra, 08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562. maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231. maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun değerlendirilmesinde zorunluluk bulunması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanıklara fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 24.01.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.