Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/22465 E. 2013/6253 K. 04.04.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/22465
KARAR NO : 2013/6253
KARAR TARİHİ : 04.04.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Güveni Kötüye Kullanma

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık hakkında “güveni kötüye kullanma” suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik yapılan incelemede;
Gerekçeli karar başlığında 07/07/2006 şeklinde yanlış yazılan suç tarihinin 03/06/2006 olarak mahkemesince düzeltilmesi mümkün görülmüştür.
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; sanık …’in serbest muhasebeci olarak çalıştığı, katılan …’nun muhasebe işlerini yürütmesi için sanıkla anlaştığı, sanığın; katılanın yaptırmakta olduğu inşaata çalışan işçilerin sigorta primini yatırması için 22/08/2004 ile 11/11/2005 tarihleri arasında para emanet makbuzu karşılığı 15 ayrı dönemde vermiş olduğu paraları ilgili kuruma yatırmadığı, bu paraları üç gün içinde iade etmesi için kendisine noter marifeti ile yapılan ve 30/05/2006 tarihinde tebliğ edilen ihtarnameye rağmen iade etmeyip uhdesinde tuttuğu olayda “güveni kötüye kullanma” suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine,
Ancak;
1-Dosya kapsamına göre; sabıkası bulunmayan ve suç tarihinde 65 yaşını bitirmiş olan sanık hakkında tayin olunan kısa süreli hapis cezasının 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 50/3.maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasındaki tedbirlerden birine çevrilmesi gerektiğinin gözetilmemesi,
2-08.02.2008 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 5728 sayılı Kanunun 562.maddesi ile değişik 5271 sayılı CMK’nun 231.maddesi uyarınca; hükmolunan cezanın tür ve süresine göre “hükmün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı” hususunun tartışılmaması,
3-Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E., 2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamakta ise de, bunun gerekçelerinin gösterilmesi, dayanılan gerekçelerin de yasal olması ve dosya içeriğiyle örtüşmesi gerektiği halde mahkemece hapis cezası alt sınırdan tayin edilmesine rağmen, adli para cezasının gerekçe gösterilmeksizin alt sınırın çok üzerinde tayin edilmesi suretiyle 5237 sayılı TCK.nun 61.maddesine aykırı davranılması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 04/04/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.