YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/2240
KARAR NO : 2013/8105
KARAR TARİHİ : 02.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli mala zarar verme, görevi yaptırmamak için direnme, , hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet, hükmün açıklanmasının geri bırakılması
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
5237 sayılı TCK’nun “Millete ve Devlete Karşı Suçlar ve Son Hükümler” başlıklı dördüncü kısmının, “Kamu İdaresinin Güvenilirliğine ve İşleyişine Karşı Suçlar ”başlıklı birinci bölümünde,265. maddesi ile düzenlenen;“Görevini Yaptırmamak İçin Direnme”suçuyla korunan hukuki yarar,kamu idaresinin güvenilirliği ve işleyişi olup;bu suçta,kamu faaliyetlerine kişilerin saygı göstermelerinin sağlanması ve kamu görevlerinin yerine getirilmesini dolayısıyla da kamu görevini yerine getirenleri engellemeye yönelik fiillerin önüne geçilmesi amaçlanmıştır.Öte yandan, kendisine verilen görevi yerine getirmekte olan kamu görevlisine karşı cebir ve/veya tehdit fiili gerçekleştirilmiş bulunduğundan bu suçla aynı zamanda kişi özgürlüğü ve beden bütünlüğü de korunmaktadır.Maddede düzenlenen görevini yaptırmamak için direnme suçu,seçimlik hareketli bir suç olup kamu görevlisinin görevini yapmasını engellemek amacıyla,cebir ve/veya tehdit kullanılması ile suç oluşmaktadır.Bu suçun oluşabilmesi için,öncelikle engellenmek istenen işin o kamu görevlisinin görevine giriyor olması zorunludur.Zira madde, kamu görevlisinin yerine getirdiği herhangi bir iş için değil,görevine giren bir iş için koruma sağlamaktadır.Cebir,kamu görevlisine karşı fiziki güç kullanılmasıdır. Cebrin sınırı, kasten yaralama suçunun temel şekli veya daha az cezayı gerektiren hâli kapsamında değiştirilebilecek boyutta olmasıdır. Cebirle,kasten yaralamanın neticesi sebebiyle ağırlaşmış hallerine sebebiyet verilirse,fail ayrıca bu suçtan da beşinci fıkra uyarınca cezalandırılacaktır.Cebir veya tehdidin alenî olması şart değildir.Bu manada cebir ve tehdit, kamu görevlisinin görevini yerine getirmesini engellemeğe elverişli,doğrudan kamu görevlisine yönelik ve ortadan kaldırılmadığı sürece göreve devam edilmesine engel olan güç kullanılmasını ifade eder.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır.
Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi halinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hakim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Hakaret huzurda işlenebileceği gibi, gıyapta da işlenebilir. Gıyapta hakaretin cezalandırılabilmesi için, mağdurun yokluğunda en az ikiden fazla kişilerle ihtilat edilerek yani en az üç kişinin hakaret sözünü öğrenmiş olması kaydıyla hakaretin yapılması şarttır. Mağdur bu sayıya dâhil değildir. Mağdurun hazır olması halinde gıyapta hakaret den bahsedilemez. Kendileriyle ihtilat edilen kişilerin bir arada bulunmaları ve hakaret sözünü aynı anda öğrenmelerine gerek yoktur. İhtilat aktarma suretiyle gerçekleşmişse hakaret sözlerinin aynı yada benzer olması aranmalıdır. Fail, sözlerini ikiden fazla kişiye söylemekte yada daha çok kişinin duyabileceği bir yerde konuşmakta ve sözleri başkaları tarafından duyulabilmekte, failde bu durumun bilincinde ise ihtilat oluşmuştur.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Sanık … in kullandığı… plakalı aracın içinde dört bayan da olduğu halde … 3. Sulh Ceza Mahkemesinin 14.04.2008 tarih ve 2008/587 değişik iş sayılı “arama kararı” ve aynı aracın 21.04.2008 tarihinde tutanak da ileri sürüldüğü üzere 16.04.2008 tarihinde “dur ikazına” uymayarak kaçması gerekçesine dayanılarak durdurulması, sürücüsü …’in üzerinin aranmasını müteakip bayanların otodan dışarıya davet edilip aracın aranacağının söylenmesi sırasında sanık …’in “bayanları ve arabayı arayamazsınız lan silahınıza, donunuza kadar ben alıyorum….” şeklindeki sözler ve el kol hareketleriyle direnme gösterip, hakaret etmesi, o sırada … plakalı araçtan inen diğer sanıkların da tartışma ortamına dahil olarak sanık …’i destekler biçimde benzer sözler sarf edip hareketlerde bulunmaları üzerine durumun Grup Amirine iletilmesini müteakip olay yerine intikal eden amir ve görevlilere direnç göstermeye devam ederek benzer hakaret içerir sözleri söylemeleri nedeniyle kelepçelenerek Asayiş Büro Amirliğine işlem yapılmak üzere getirildiklerinde sanık …’in burada da benzer hakaret içerir sözleri tekrarlayıp elindeki kelepçenin yan kısmıyla binanın ikinci katındaki koridor penceresine vurup (36×106 cm) kırılmasına neden olması eylemlerinin “ nitelikli mala zarar verme”, “ görevi yaptırmamak için direnme”, “ hakaret” suçlarını oluşturduğu iddia olunan somut olayda ;
I)Sanık … hakkında “görevi yaptırmamak için direnme” ve “hakaret” suçlarından verilen “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin kararlara yönelen sanık müdafiinin temyizinin incelenmesinde;
5271 Sayılı CMK’un 231. maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karar karşı aynı kanunu 231/12 maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığından 5271 Sayılı CMK’un 264. maddesi uyarınca kabul edilebilir bir başvuruda kanun yolunda merciin belirlenmesinde yanılma, başvuran sanığın haklarını ortadan kaldırmayacağından, sanık müdafiinin temyiz dilekçesinin itiraz dilekçesi olarak kabulü ile görevli ve yetkili ilk derece mahkemesince itiraz konusunda inceleme yapılması için dosyanın incelenmeksizin iade edilmek üzere Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığına GÖNDERİLMESİNE,
II)Sanık … hakkında “nitelikli mala zarar verme”, “görevi yaptırmamak için direnme” , “hakaret” sanık … Çoşkun’un ise “görevi yaptırmamak için direnme” , “hakaret” suçlarından verilen “ mahkumiyet” hükümlerine yönelen sanıklar müdafiinin temyizlerinin incelenmesine gelince
Suçun yasal tanımında yer alan ve hukuki anlamda tek bir fiili oluşturan eylemini, görevini ifa eden birden fazla kamu görevlisine karşı görevlerini yaptırmamak için gerçekleştirilmiş olması nedeniyle aynı nev’i den fikri içtimanın oluştuğu TCK’nun 43. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi aleyhe temyiz olmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya toplanıp karar yerinde gösterilen delillere mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre sanıklar müdafiinin eksik soruşturma ve inceleme yapıldığına, gerekçenin yetersiz olduğuna, lehe hükümlerin uygulanmamasının yanlış olduğuna ilişen ve sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1) TCK’nun 53. maddesinin tatbikine ilişkin paragraflarda ve TCK’nun 62,50,51,52 ve CMK’nun 231. maddelerinin uygulanmamasına ilişkin paragraflarda sanık adının … şeklinde yazılması gerekirken sehven … biçiminde yazılması,
2) TCK’nun 53. maddesi 1/c fıkrasındaki hak yoksunluğunun kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık yetkileri yönünden koşullu salıverilme tarihine kadar diğer kişilere karşı belirtilen yetkiler ve 53/1-a,b,d,e bentlerindeki hak yoksunlukları bakımından hapis cezasının infazı tamamlanıncaya kadar geçerli olacağının gözetilmemesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak; yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasının 1-no’lu bendi ile 2-no’lu bendinin sırasıyla 6 ve 7. ve 7 ve 8. paragraflarında yer alan “ …” isminin çıkartılarak yerlerine “…” yazılması ve hüküm fıkrasında TCK’nun 53. maddesinin tatbikine ilişkin 1 no’lu bendin 6. 2 no’lu bendin 7. paragraflarının “sanıklar … ve …’nın TCK’nun 53/3. maddesi uyarınca aynı maddenin 1. fıkrasının c bendinde yer alan kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme, 1. fıkrada yazılı diğer haklarından ise hapis cezalarının infazları tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmalarına” şeklinde değiştirilmeleri, 3 no’lu bendin üçüncü paragrafının ise sanık … adı yer almaksızın yukarıda tırnak içinde belirtilen paragraf şeklinde yazılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükümlerin DÜZELTİLEREK ONANMASINA 02.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.