YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11568
KARAR NO : 2012/30555
KARAR TARİHİ : 05.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM :Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Olay tarihinde sanığın suça konu … plakalı aracı satmak için gazeteye ilan vermesi,sanığın müşteki ile görüşüp 5000 YTL karşılığında anlaşıp parayı alması, … isimli şahıstan aldığı vekaletnameye dayanarak aracın devrinin yapılması için tanık … adına vekaletname vermesi,…’ın bu vekaletnameyle şikayetçiye aracın devrini yapmak istediği sırada aracın ruhsat sahibinin … olmayıp … olduğunun ortaya çıkması,sanığın bu şekilde aracın gerçek sahibinin … olmadığını bildiği halde aracı müştekiye satarak dolandırdığı anlaşılan olayda mahkemenin dolandırıcılık suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Diğer temyiz itirazlarının reddine,ancak;
1-Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası(TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
2-Sanık hakkında güvenlik tedbirlerine hükmolunurken kazanılmış hak teşkil etmeyen ve hükmün doğal sonucu olan 5237 Sayılı TCK’nun 53./1-a,b,c,d,e maddesinde yer alan hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği halde sadece TCK’nun 53/1-a,b,d maddesindeki hakları kullanmaktan yoksun bırakılmasına karar verilmesi,
3-TCK ‘nun 53/5.fıkrası hükmünün uygulanması için aynı maddenin birinci fıkrada sayılan hak ve yetkilerden birinin kötüye kullanılması suretiyle işlenen bir suç bulunması gerektiği somut olayda belirtilen şartların gerçekleşmediği gözetilmeden TCK’nun 53/5 fıkrasının uygulanması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak bu aykırılıklar aynı kanunun 322.maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 53/1.fıkrasındaki hak yoksunluğu cezasının,aynı fıkranın (c)bendindeki kendi alt soyu üzerindeki velayet hakkından, vesayet veya kayyımlığa ait bir hizmette bulunmaktan yoksun bırakılma güvenlik tedbirinin koşullu salıvermeye kadar uygulanmasına,diğer bentlerdeki hak yoksunluklarının ise cezanın infazı tamamlanıncaya kadar uygulanmasına karar verilmesi şeklinde ,hükümde yer olan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi ,TCK’nun 53/5.madde uygulamasına ilişkin fıkranın hükümden çıkartılması suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.02.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.