Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/25051 E. 2013/18189 K. 21.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/25051
KARAR NO : 2013/18189
KARAR TARİHİ : 21.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi

SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, suç işlemek için örgüt kurmak, bu suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işlemek , suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat, ret
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;
Failin bir kimseyi andırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından
mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur
yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi,
mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Sanıkların örgütlü bir şekilde hareket ederek sermaye piyasasında işlem gören halka açık bir kısım şirketlerin yöneticileri ile egemen söz sahibi ortakları ile bir araya gelerek İstanbul Menkul Kıymet Borsası’nda işlem gören hisse senetlerinin fiyatlarını etkileyerek söz konusu anlaşmalı işlemlerden haberi olmayan çok sayıda yatırımcıya bu hisse senetlerini cazip göstermek suretiyle öncelikle bu kişilerin bu piyasalara girmelerini sağlayıp istedikleri fiyat seviyelerinden, hisseleri piyasa giren yatırımcılara satmak suretiyle haksız menfaat elde ettikleri, bu şekilde kamu kurumu niteliğindeki İstanbul Menkul Kıymetler Borsası’nı aracı kılmak suretiyle iyi niyetli küçük yatırımcıları dolandırdıkları ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklamak için bu suçu işlemek amacıyla örgüt kurarak, karapara akladıkları,bir kısım sanıkların da bu örgüte üye olmamakla birlikte örgüt adına dolandırıcılık ve kara paranın aklanması suçlarına iştirak ettiklerinin iddia edildiği somut olayda;
verilen beraat kararlarına yönelik katılanlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Katılanlar vekilinin 03.12.2008 tarihli katılma talebini içeren dilekçe içeriğine göre müvekkillerinin sadece … Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ndeki manipülatif hareketlerden zarar gören küçük yatırımcılar olduğunu belirtmesi karşısında; haklarında adı geçen şirket hisseleri üzerinde usulsüz işlemler yaptığı iddiası bulunmayan sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, …,…, …,…, …, …, …, …,…, …, …, …, …’in eylemlerinden doğrudan zarar görmediği anlaşılmaktadır.
Suç işlemek amacıyla örgüt kurma ve suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme suçlarında korunan hukuki değer, kamu güvenliği ve barışıdır.Suç işlemek amacıyla örgüt kurma suçuyla korunan hukuki yarar kamu güvenliği ve barışıdır. Suç işlemek için örgüt kurmak, toplum düzenini tehlikeye soktuğu ve araç niteliğindeki suç örgütü, amaçlanan suçları işlemede büyük bir kolaylık sağladığından, bu suç nedeniyle kamu güvenliği ve barışın bozulması bireyin güvenli, barış içinde yaşamak hakkını da zedeleyeceğinden, işlenmesi amaçlanan suçlar açısından hazırlık hareketi niteliğinde olan bu fiiller ayrı ve bağımsız suçlar olarak tanımlanmıştır. Böylece bu düzenlemeyle aynı zamanda bireyin, Anayasada güvence altına alınmış olan hak ve özgürlüklerine yönelik fiillere karşı da korunması amaçlanmıştır. Bu amaçla henüz suç işlenmese dahi, sadece suç işlemek amacıyla örgüt oluşturmuş olmaları nedeniyle örgüt mensubu faillerin cezalandırılması yoluna gidilmiştir. Bunun asıl nedeni suç işlemek için örgüt kurmanın, kamu barışı yönünden ciddi bir tehlike oluşturmasıdır. Kanun koyucu bu düzenleme ile öncelikle gelecekte işlenebilecek suçları engellemek istemiştir.
Suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunda ise ile suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerinin, yurtdışına transfer edilmesi veya bunların gayrimeşru kaynağını gizlemek ve meşru bir yolla elde edildiği konusunda kanaat uyandırmak maksadıyla çeşitli işlemlere tabi tutulması, ayrı bir suç olarak düzenlenmiştir. (Gerekçe, TCK md. 282) Kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suçtur. Anılan karapara aklama suçu ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçları ile birden fazla hukuki yarar korunmaktadır, nitekim doktrinde, bu suçla korunan hukuki yarar, ‘…suçun finansmanının önlenmesi, organize suç ve uyuşturucu madde kaçakçılığı ile mücadele, suç örgütlerinin
ekonomik gücünün çökertilmesi, bunların elebaşlarına ve faillere ulaşılabilmesi yani kamu düzeninin korunması, finansal sistemin ve kuruluşların ekonomik denge ve istikrarının, bütünlüğünün, saygınlığının korunması, rüşvetin ve kirlenmenin yaygınlaşmasının ve suç örgütlerinin arz ettikleri tehlikeler sebebiyle demokratik değerlerin tahribinin önlenmesi’ olarak ifade edilmektedir. Dolayısıyla, açıklanan hukuki yararları korumak için suç olarak tanımlanmış olan karapara aklama fiilinin kendisine kaynaklık eden öncül suçtan bağımsız ve ayrı bir suç olup, öncül suç dışında tamamen ayrı hukuki yararları korur.
Bu açıklamalar çerçevesinde;
Sanıklar …, …, …, …, …, …, …, …, … ,…, …, …, …, …, …, …,…,…, …, …, … ‘e atılı dolandırıcılık suçundan, suç işlemek amacıyla örgüt kurma, suç örgütüne üye olmamakla birlikte örgüt adına suç işleme ve suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçunu işlediği iddia olunan sanıklara yüklenen suçtan doğrudan doğruya zarar görmeyen müştekilerin kamu davasına katılma hakkı bulunmadığı ve usulsüz verilmesinden dolayı hukuken geçersiz olan katılma kararının hükmü temyiz etme yetkisi vermeyeceğinden mevcut temyiz isteminin 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’ un 317. maddesİ uyarınca REDDİNE,
2-Sanık … hakkında suçtan kaynaklanan mal varlığı değerlerini aklama suçundan verilen mahkumiyet kararına karşı sanık müdafiinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanık …’nun yurtdışında kurulmuş olan … Ltd ve … Ltd isimli fonlar üzerinden borsa manipülasyonu yoluyla elde ettiği parayı, Fonların görünürdeki yetkili temsilcisi huzurdaki davanın sanıklarından …’yı kullanarak, … Menkul Değerler AŞ’ de görevli Nuray
… ve … Menkul Değerler AŞ Genel Müdürü … … …’a verdiği talimatlarla Amerikan Doları’na çevirip adı geçen şirketlerin yurt dışında bulunan ….daki hesabına transfer edildiği anlaşılmakla, suçtan kaynaklanan malvarlığı değerlerini aklama suçunu işlediğine dair kabulde isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılanlar vekili ve sanık müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA,
hakkında hakkında nitelikli dolandırıcılık suçundan verilen ret kararına karşı katılanlar vekilinin temyiz isteminin incelenmesinde;
Sanıkların İMKB de işlem yaparak, arz ve talebi etkileyerek, … Yağ Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi’ hisselerinde yapay alım satım yaparak oluşturdukları yapay fiyatlarla hisse senedi alıp satarak yaptıkları bilgi ve işlem manipilasyonuyla aktif bir piyasanın varlığı izlenimi uyandırarak haksız yarar sağlamak şeklinde anlatılan eylemlerinin, sermaye piyasası araçları üzerinde gerçekleştirilebilen özel bir dolandırıcılık türü olan 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 10. maddesinde ( suç tarihi itibariyle 2499 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu’nun 47. maddesinde) düzenlenen borsa manipülasyonu suçunu oluşturduğu anlaşılmaktaysa da; hangi sanıklar hakkında borsa manipülasyonu suçundan dava olduğu ,hakkında borsa manipülasyonu suçundan dava açılmayan sanık bulunup bulunmadığı ayrı ayrı araştırılarak tespit edilip, açılan davaların konusunun sanıkların temyiz incelemesine konu dosyadaki eylemleri ile aynı olup olmadığı belirlendikten sonra sanıkların hukuki durumlarının takdir ve tayini yerine, tüm sanıklar hakkında incelemeye konu davadaki eylemleri nedeniyle borsa manipülasyonu suçundan dava açıldığı ve mükerrer yargılama bulunduğu kabul edilerek yazılı şekilde ret kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanlar vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.