YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11816
KARAR NO : 2012/32070
KARAR TARİHİ : 19.03.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın kendisini belediye görevlisi olarak tanıtarak, dışarda gördüğü ve daha önce tanımadığı katılana, yardıma ihtiyacı olup olmadığını sorduğu, katılanın ihtiyacı olduğunu söylemesi üzerine, sanığın katılanla birlikte eve gittiği, sanığın, yardım verebilmek için bankadan para aldığın deftere bakayım dediği, katılanın, kartla para aldığını belirtmesi üzerine, sanığın, parayı getir numaralarını yazayım dediği, katılanın, küçük bir defter arasında parayı getirip sanığa verdiği, katılanın, sanığa güvenerek bir işi için başka bir odaya geçtiği sırada, sanığın, ben parayı buraya bırakıyorum, az sonra yardım paketini alıp geleceğim dediği, sanığın oradan uzaklaşmasından sonra, katılanın, sanığın parayı bıraktım dediği yere geldiği; fakat parayı, burada bulamadığı, giden sanığın da geriye dönmediği olayda dolandırıcılık suçunun oluştuğuna dair kabulde bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde, adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle sanığa fazla ceza tayini ve adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası ( TL ) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu nedenlerle yerinde görülmüş olduğundan, hükmün 5320 sayılı yasanın 8.maddesi uyarınca uygulanması gereken CMUK’nın 321.maddesi gereğince BOZULMASINA; Fakat, bu aykırılıkların, yeniden duruşma yapılmaksızın aynı Kanun’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan; hükümde yer alan ”Sanığın, 5237 sayılı TCK’nın 157/1 maddesi gereğince, 30 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 600 TL adli para cezası ile cezalandırılmasına” ilişkin kısmın hükümden çıkartılarak, ” Sanığın, 5237 sayılı TCK’ nın 157/1 maddesi gereğince, 5 gün adli para cezası karşılığı aynı yasanın 52. maddesi gereğince günlüğü 20.00 TL ‘den olmak üzere 100 TL adli para cezası ile cezalandırılması ” yazılmak ve hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle, hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA 19/032012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.