Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/25040 E. 2013/8403 K. 07.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/25040
KARAR NO : 2013/8403
KARAR TARİHİ : 07.05.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın hazır bulunduğu 20.02.2009 oturumunda katılma talebine karşı itirazda bulunmadığı gibi esasa ilişkin beyanda da bulunduğu görülmekle, sonuca etkili olmadığından, katılan kurumun katılma talebi hakkında duruşmada hazır bulunun sanığa diyecekleri sorulmadan katılma kararı verilmek suretiyle CMK’nın 238/3.maddesine muhalefet edilmesi nedeniyle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın 68.000 m2 yüzölçümlü arazisini yazılı sözleşme ile iki yıllığına tanıklar … ve …’e icara verdiği, 2007 ve 2008 yılında Ramazan ve Cengiz ile yaptığı sözlü akit gereğince araziye ilişkin 2007 yılı destekleme ödemesini aldığı, aldığı toplam miktarın 5.317 TL olduğu, sanığın almış olduğu ödemelerden 2.670,50 TL’yi sulama borcu olarak kiralayanlar adına sulama kooperatifine ödediği, tanıklara geri kalan kısmı vermediği, araziye fiilen ekmediği halde bu şekilde haksız destekleme ödemesi aldığı iddia edilen olayda, ihtilafın sanık tarafından alınan doğrudan gelir desteğinin bir kısmının anlaşmaları gereği tanıklara vermesi gerektiği halde kira bedelinin ödenmeyeceği endişesiyle bu bedelin kira bedelinden mahsup edilmesinden kaynaklandığı, devletten bu arazi için fazla bir bedelin alınmasının söz konusu olmadığından kastının tespit olunamadığı gerekçesine dayanan beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 07.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.