YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/217
KARAR NO : 2013/13297
KARAR TARİHİ : 16.09.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil,
Sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanık …’nın, bankalardan kredi çekme imkanının bulunmaması ve krediye ihtiyaç duyması nedeniyle sahibi olduğu işyerinde çalışan sanık … üzerindeki nüfuzunu kullanarak onu bankadan kredi çekmeye ikna ettiği, sanık …’ın, sahteliği sonradan anlaşılan vergi, oda ve mükellefiyet kaydına ilişkin belgelerin fotokopileriyle … Kaynarca şubesine giderek konut kredisi başvurusunda bulunduğu, başvuru sonrasında ilgili banka şubesi tarafından 20.04.2006 tarihinde, sanık … adına Kaynarca ilçesi, Merkez mahallesi 30L.1c, 10 ada, 131 parselde kayıtlı bulunan binanın 4 no’lu bağımsız bölümünün alımına yönelik 54000,00 TL bedelli taşınmaz için 1. derece ipotek tesis edilerek konut kredisi kullandırıldığı, bu miktarın sanık …’nın hesabına havale edildiği, daha sonraki aşamalarda kredi borcunun bir bölümün bankaya ödenmemesi nedeniyle banka tarafından ipoteğin paraya çevrilmesi için 22370,25 TL olan asıl alacak üzerinden başlatılan icra takibinin kesinleştiği, bu şekilde sanıkların fikir ve eylem birliği içerisinde hareket ederek, sahtecilik ve tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla dolandırıcılık suçlarının işlediklerinin iddia edildiği olayda;
Sanıklar hakkında dolandırıcılık ve özel belgede sahtecilik suçlarından kurulan mahkumiyet hükümlerine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
1-Konut kredisi, geliri olan kişilerin bu durumlarını belgelendirmeleri koşuluyla kullandırılan bir kredi türü olup, daha önce kredi borcundan dolayı banka takip kararı çıkmış kişiler ile bankalar tarafından yapılan kredi skoru kötü olan kişilere kullandırılmamaktadır. Bankalar, kredi kullandırmadan önce ev ile ekspertiz raporu talep etmektedirler. Ekspertizler, Sermaye Piyasası Kurulu lisansına sahip gayrimenkul değerlendirme şirketleri tarafından gönderilmekte olup, konutun acil satış değeri ile gerçek değerini belirleyip, bankaya rapor verirler. Banka da, konut kredisi vermeden önce ekspertizin belirlediği değeri esas alıp, bu değerin ancak % 75’i oranında kredi verebilir. Burada konut kredisi almak isteyen kişinin aylık geliri ve ayda ödeyebileceği maksimum miktar da önemli olup, kişinin aylık gelirinin % 35’i kadarına göre kredi çıkarılıp, ona göre taksitlendirmeler yapılmaktadır. Bu bilgiler ışığında somut olayın değerlendirilmesi gerekirse; sanık …’ın bankaya ibraz ettiği nüfus cüzdanı, ikamet belgesi ile tapu belgesine ilişkin belgelerin gerçeği yansıtmasına rağmen, ücretli olarak çalışmasına bağlı olarak maaş bordrosu yerine, serbest meslek erbabı olduğuna dair
vergi, oda ve mükellefiyet kaydı belgelerini vermek suretiyle banka görevlilerini yanıltmış ise de, kimlik bilgileri ile tapu belgesinin gerçek olması nedeniyle sözleşme ve ipoteğin geçerliliğinin etkilenmediği, nitekim kullandırılan kredinin, evin gerçek değeri olan 80000 TL’nin %70’ine tekabül ettiği gibi, verilen kredinin de gelir durumuna göre değil, evin değerine göre belirlendiği, dolayısıyla işçi olarak çalışan sanığın ücret bordrosunu sunması durumunda da kredi çekebileceği, ayrıca banka tarafından 21.10.2008 tarihinde … 2. İcra Müdürlüğü’nün 2008/5552 Esas sayılı dosyası üzerinden sanık … hakkında taşınmaz üzerine konulan ipoteğin paraya çevrilmesi için başlatılan takibin de kesinleştiği, yine kredi çekilen miktarın 54000 TL olmasına rağmen, kredinin bir kısmının ödenmesi nedeniyle takibe girişilen asıl alacağın 22370,45 TL olduğu hususları birlikte değerlendirildiğinde, sanıkların bankayı dolandırma kastıyla hareket ettiklerine dair bir delilin bulunmaması yanı sıra bankanın herhangi bir zararının da oluşmadığı anlaşıldığından, yasal unsurları oluşmayan dolandırıcılık suçu nedeniyle sanıkların beraatı yerine yazılı şekilde mahkumiyetlerine karar verilmesi,
2- Mahkemece, sahtecilik suçunun konusunu teşkil ettiği kabul edilen ve sanığın kredi başvurusunda kullandığı vergi, oda kayıt ve mükellefiyet kaydına ilişkin belge asıllarının bulunmayıp, fotokopilerinin bulunması karşısında anılan belgelerin iğfal kabiliyetlerinin ne surette oluştuğunun karar yerinde tartışılmaması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıklar müdafilerinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükümlerin bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesine istinaden uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 16.09.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.