YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/11580
KARAR NO : 2013/18227
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, özel belgede sahtecilik, tehdit
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de; “Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının, özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat, verileri toplayıp, yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü, yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, özdeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Amaç ve fikir birliği içerisinde hareket eden sanıklardan emlakçılık yapan …’ın 70.000,00 TL karşılığında satın aldığı işyerini, tapuda kayınvalidesi olan …adına tescil ettirdiği, daha sonra internete ilan vererek söz konusu işyerini birlikte satılığa çıkarttıkları, ilanda işyerinde hali hazırda kiracı bulunduğunu ve aylık 1500,00 TL kira ödediğini belirttikleri, daha önce sanık …’ın yanında çalışan sanık … …’ın kendisini … olarak tanıtarak katılana ait emlakçıya gittiği, 300.000,00 TL parasının olduğunu, içerisinde kiracı olan ve 1500,00 TL’ye kadar kira bedeli ödenen bir işyeri almak istediğini söylediği, yine daha önceden …’ın işyerinde iken suç tarihinde katılanın işyerinde çalışmaya başlayan sanık …’ün aranan kriterlere uygun olduğunu belirttiği sanık …’ın taşınmazını önerdiği, sanık …’i satılacak mülke götürüp gezdirdiği, sanık ile 190.000,00 TL’ye alınacak taşınmaz için 235.000,00 TL’ye anlaştıkları, sanık …’in 5000,00 TL kaparo verdiği, katılanın nasıl olsa sanık …’in satın alacağını düşündüğü işyeri için sanık … ile görüşüp taşınmazı 180.000,00 TL’ye satın alıp 235.000,00 TL’ye satma planı yaptığı, ancak; sanık …’in kiracı sanık … ile görüştüğünü, artık 1.500,00 TL kira veremeyeceğini, kira ücretinin 1000,00 TL’ye düşürülmesini istediğini söyleyerek taşınmazı almaktan vazgeçtiğini söyleyerek kaporasına geri aldığı, sanık …’ın daha önce sanık …’ın ederinin çok üstünde bir fiyatla tanık … …’e içinde kiracısı var diyerek sattığı işyerinde de kiracı olarak görünürken çeşitle bahaneler ile taşınmazı tahliye ettiği somut olayda; sanık … …’ın kapora parasını geri almak için katılanı tehdit ettiğine ve sanıkların özel belgede sahtecilik suçunu işlediklerine dair mahkûmiyetlerine
yeter, her türlü şüpheden uzak, kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen beraat kararları ile emlakçı olan katılanın basit bir araştırma ile gerçeği öğrenebileceği gözetilerek dolandırıcılık suçunun hile unsurunun oluşmadığı gerekçesi ile verilen beraat kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.