Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/27320 E. 2013/18004 K. 20.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/27320
KARAR NO : 2013/18004
KARAR TARİHİ : 20.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanık …’e hükmedilen cezanın nev’i ve miktarına göre yasal koşulları bulunmadığından, sanık müdafiinin duruşmalı temyiz inceleme isteminin, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 318. maddesi uyarınca reddine karar verilerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Katılan …’in ortopedik özürlü olan kızı …’e … … Devlet Hastanesi’nde sağlık kurulu raporu verilerek “isveç kilitli, ithal belden kemerli bir çift uzun bacak yürüme cihazı” reçete edildiği, katılan …’in, bu cihazı almak için sanık …’nın yetkilisi olduğu … Ortopedi Medikal Firmasına gittiği, firmanın fiilen sanık …’nın eşi olan sanık … tarafından işletildiği, sanık …’in memur olması nedeniyle firmayı eşi adına işlettiği, sanık …’in de firmada sanık …’nın kendisine verdiği vekaletname ile imzaya yetkili çalışan olduğu, sanık …’in yürüme cihazını, daha önce birlikte iş yaptıkları ve …’da imalathanesi bulunan sanık …’den temin ettiği, ancak sanık …’ün ithal İsveç kilitli uzun bacak yürüme cihazı verdiğini beyan etmesine rağmen, bundan ucuz olan yüzük sistemini tercih ederek taktığı, … Ortapedi Medikal Firmasının da İsveç kilitli yürüme cihazı verdiğinden bahisle kestiği farurayı katılan kuruma ibraz ettiği, isveç kilit sistemiyle yüzük sistemi arasındaki 313,60 TL’lik farkı sanık …’in katılan kuruma ödediği, sanıkların bu şekilde fikir ve eylem birliği içerisinde katılan kurumu zarara uğratarak nitelikli dolandırıcılık suçunu işledikleri iddia olunan somut olayda;
1-Sanıklar … hakkında verilen beraat kararına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Suça konu yürüme cihazı üzerindeki kilit sistemini takan kişinin sanık … olduğu, sanık …’ün taktığı bu ürünü diğer sanıklara ithal isveç kilit sistemi olarak fatura ettiği, başından itibaren ürünün montaj ve bakımının sanık … tarafından yapıldığı, sanıklar … ile …in söz konusu yürüme cihazının temini ve katılana teslimi konusunda herhangi bir eylemlerinin olmadığı, sadece fatura ve ilgili belgeleri imzaladıkları, sanık …’in ise aparatların takılmasında görev almadığı ve takılan sistemin ne olduğunu bilmesinin mümkün olmadığı anlaşıldığından, sanıkların suç işleme kastı olmadığı gerekçesiyle manevi unsuru itibariyle oluşmayan dolandırıcılık suçundan verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekilinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Sanık … hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; katılan vekili ile sanık müdafiinin sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
a)Söz konusu yürüme cihazının İsveç kilit sistemli olarak … Ortopedi Medikal Firmasının kayden yetkilisi olan sanık … tarafından katılan kuruma fatura edilmesi ve kurum tarafından ödemenin de bu firmaya yapılması, sanık …’ün katılan kuruma yönelik herhangi bir hileli hareketinin olmaması, eyleminin suça konu yürüme cihazını hazırlayıp daha ucuz kilit sistemi takmasına rağmen İsveç kilit sistemi taktığından bahisle … Medikal Firmasına vermekten ibaret olması, yine sanık
…’in “suça konu faturayı ben tanzim ettim. İşyeri daha önceden sanık …’e aitti, sanık … ortopedik malzeme üretip benim işlettiğim … Ortopediye satar. Sanık … ithal malzemeler de satardı, ithal malzeme sattığına dair belgeyi bize gönderirdi, bu belgede İsveç ya da yüzük kilit yazmıyordu, ben bu yüzden gelen malzemenin ithal malzeme olduğunu zannettim.” şeklindeki beyanları karşısında, sanığın … Medikal Firmasına yönelik eyleminin 5237 sayılı TCK’nın 157. Maddesinde düzenlenen basit dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeksizin, yazılı şekilde kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık suçundan mahkumiyet hükmü kurulması,
b)Sanık hakkında mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına esas alınan Beyoğlu 1. Asliye Ceza Mahkemesinin 2001/1964 esas ve 2004/1481 karar sayılı ilamı ile, yine İzmir 18. Asliye Ceza Mahkemesinin 2004/727 esas ve 2005/1584 sayılı ilamının karşılıksız çek keşide etme suçundan kaynaklandığı ve bahse konu eylemin hükümden sonra yürürlüğe giren 6273 sayılı Kanunun 3. maddesi ile kabahate dönüştürülmesi karşısında sanık hakkında tekerrür hükümlerinin uygulanamayacağının gözetilmemesi,
Kabule göre de;
c)5237 sayılı TCK’nın 158/1. madde ve fıkrasının son bendinde 29.06.2005 tarih ve 5377 sayılı kanunla yapılan değişiklik uyarınca, “maddenin (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde hapis cezasının alt sınırı üç yıldan, adli para cezasının miktarı suçtan elde edilen menfaatin iki katından az olamaz” hükmüne aykırı davranılarak sanık hakkında eksik ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ve sanık müdafiinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 20.11.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.