YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24567
KARAR NO : 2013/8510
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu kurum ve kuruluşlarının zararına dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Emekli olması nedeniyle katılan kurumdan emekli maaşı alan sanığın, 01.12.1990 tarihinde vefat eden babasından kalan yetim aylığı almak için 16.09.2002 tarihinde boşandıktan sonra, emekli olduğunu gizleyerek kimlik araştırma belgesi düzenlemek suretiyle 17.01.2003 tarihinde katılan kuruma müracaat edip 01.10.2002 ile 31.12.2005 tarihleri arasında haksız olarak yetim aylığı aldığı ve bu şekilde nitelikli dolandırıcılık suçunu işlediği iddia ve kabul olunan somut olayda; katılan kurumun 24.10.2008 tarihli yazısında, yetim aylığı almak için müracaatta bulunanlar hakkında, 5434 sayılı Emekli Sandığı Kanunu kapsamında aylık alıp almadıklarının araştırıldığı, ancak bilgisayar sistemlerinden kaynaklanan bazı olumsuzluklar nedeniyle aylık alıp almadıklarının bazı durumlarda tespit edilemediğinin belirtilmesi karşısında, yapılacak basit bir araştırma ile durumun ortaya çıkarılabileceği, zira katılan kurum tarafından yapılan araştırma neticesinde sanığın iki yönden aylık aldığının anlaşılması üzerine hangi aylığı tercih ettiğine yönelik dilekçe vermesi için çağrıda bulunulduğu, kendisini emekli maaşının yanında ayrıca yetim aylığı almak için hak sahibi olduğunu düşünen sanığın, kimlik araştırma belgesini doldururken katılan kurumdan emekli maaşı aldığını gizlemekten ibaret eyleminin, katılan kurumun denetim imkanını ortadan kaldıracak mahiyette hile boyutuna ulaşmadığı anlaşıldığından, unsurları itibariyle oluşmayan nitelikli dolandırıcılık suçundan beraat kararı verilmesi gerektiği gözetilmeksizin yazılı şekilde mahkumiyet hükmü kurulması,
Kabule göre de;
1- Temel ceza belirlenip 5237 sayılı TCK’nın 43. maddesi uyarınca artırım uygulandıktan sonra, aynı yasanın 62. maddesi uyarınca indirim yapılırken, sonuç cezanın “3 yıl 1 ay 15 gün” yerine, “3 yıl 1 ay” hapis cezasına hükmedilerek eksik ceza tayini,
2- 5237 Sayılı TCK’nın 158/1. madde ve fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde, suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise; o takdirde tespit olunacak temel gün, suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı Kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir.
Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan, 5275 sayılı Yasanın 106.maddesinde öngörülen adli para cezası yerine çektirilecek hapis cezası süresinin belirlenmesi açısından infazda tereddüt oluşturacak şekilde doğrudan haksız elde olunan yararın iki katı esas alınmak suretiyle karar verilmesi,
3-Sanık hakkında hükmolunan hapis cezası, eylemini aynı suç işleme kararının icrası kapsamında müteselsilen gerçeleştirdiğinden bahisle TCK’nın 43/1.maddesi gereğince 1/4 oranında artırılırken, adli para cezasında da artırım yapılması gerektiğinin gözetilmemesi,
4-Sanığın elde ettiği haksız menfaatin bir kısmını ödemesi karşısında, 5237 sayılı TCK’nın 168/4 maddesi uyarınca katılan kurumdan kısmı ödemeye rıza gösterip göstermediği sorulmadan, katılan kurumun şikayetinden vazgeçmediği şeklinde eksik ve yasal olmayan gerekçeyle etkin pişmanlık hükümlerinin uygulanmaması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu nedenle yerinde görülmüş olduğundan, 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.nun 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 07.05.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.