Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2013/3276 E. 2013/8532 K. 08.05.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/3276
KARAR NO : 2013/8532
KARAR TARİHİ : 08.05.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Mala zarar verme, hakaret
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mala zarar Verme suçu başkasının mülkiyetinde bulunan taşınır veya taşınmaz malın kısmen veya tamamen yıkılması, tahrip edilmesi, yok edilmesi, bozulması kullanılamaz hâle getirilmesi veya kirletilmesiyle oluşur.Bu bakımdan,söz konusu suç,seçimlik hareketli bir suçtur.Yıkma,yalnızca taşınmazlar için söz konusudur.Taşınmazın önceki kullanış biçimine uygun olarak bir daha kullanılamaz duruma getirilmesini ifade eder.Yok etme, suça konu şeyin maddî varlığını ortadan kaldırmaktır.Bozma,suça konu şeyin, amacına uygun olarak kullanılması olanağını ortadan kaldırmaktır.Kirletme, başkasının binasının duvarına yazı yazmak, resim yapmak, afiş ve ilân yapıştırmak şeklinde gerçekleştirilmektedir.
Hakaret suçunun oluşabilmesi için, bir kimseye onur, şeref ve saygınlığını incitecek ölçüde, somut bir fiil veya olgu isnat etmek yada yakıştırmalarda bulunmak yada sövmek gerekmektedir. Kişiye isnat edilen somut fiil veya olgunun gerçek olup olmamasının bir önemi yoktur.İsnadın ispatın konusu ayrıdır. Somut bir fiil ve olgu isnat etmek; isnat, mağdurun onur şeref ve saygınlığını incitecek nitelikte olacaktır. Mağdura yüklenen fiil ve olgunun belirli olması şarttır. Fiilin somut sayılabilmesi için, şahsa, şekle, konuya, yere ve zamana ilişkin unsurlar gösterilmiş olmalıdır. Bu unsurların tamamının birlikte söylenmesi şart değildir. Sözlerin isnat edilen fiilî belirleyecek açıklıkta olması yeterlidir. Çoğu zaman isnat edilen fiil ve olgunun, hangi zaman ve yerde meydana geldiğinin belirtilmesi, onur ve saygınlığı incitecek niteliği tespit için yeterli olmaktadır. Tarafların sosyal durumları, sözlerin söylendiği yer ve söyleniş şekli, söylenmeden önceki olaylar nazara alınarak suç vasfı tayin olunmalıdır.
Hakaretin kişiyi küçük düşürmeye yönelik olması gerekir. Kişiye onu toplum nazarında küçük düşürmek amaçlı belli bir siyasi kanaatin isnat edilmesi hâlinde de suç oluşacaktır. Bir kişiye yönelik sözlerin veya yapılan davranışın o kişiyi küçük düşürücü nitelikte olup olmadığını tayin ederken, topluma hâkim olan anlayışlar, örf ve adetler göz önünde bulundurulmalıdır.
Suçun alenen işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Aleniyet, belirsiz sayıda kişilerin hakaret oluşturan sözü duymalarına olanak sağlamak suretiyle suçun işlenmesini ifade eder. Failin, hakaret oluşturan sözün duyulması olanağını yaratmış olması yeterlidir. Söylenen sözün fiilen duyulmuş olup olmaması önemli değildir.
Somut olayda; Sanık …’in alkollü olarak araç kullanırken diğer sanık …’in akrabası olan…in park halindeki aracına zarar verdiği, bu nedenle sanıklar… ile … arasında tartışma yaşandığı, bu tartışma sırasında tarafların birbirlerine sinkaflı küfürler ederek hakarette bulundukları, ayrıca …’in elindeki pet şişeyi …’e ait araca atarak aracın sol ön camını kırdığı, anlaşılmakla mala zarar verme ve hakaret suçlarının sübut bulduğuna yönelik mahkemenin kabülünde bir isabetsizlik görülmemiştir
Hakaret suçunu alenen işlemeleri nedeniyle tayin olunan cezanın TCK’nın 125/4 maddesi gereğince arttırılması gerektiğinin gözetilmemesi suretiyle eksik ceza tayini aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan Yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre diğer temyiz itirazlarının reddine; ancak,
1-Katılan Sanık … hakkında mala zarar verme suçu bakımından;katılan sanıklar arasındaki tartışmada ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığının belirlenememesi karşısında, katılan sanık hakkında haksız tahrik hükümleri uygulanmasının gerekip gerekmediğinin kararda tartışılmaması,
2-a)Katılan sanıklar hakkında hakaret suçu bakımından;Sanıkların olayı başlatarak birbirlerine hakaret etmeleri üzerine çıkan kavgada karşılıklı olarak hakaretlerine devam ettiklerine dair savunmaları karşısında; sanıklar hakkında TCK’nın 129. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılmaması,
b)5271 sayılı CMK’nun 231/6-c fıkrasında belirtilen zarar kavramının, Yargıtay Ceza Genel Kurulu’nun 03.02.2009 tarih ve 11-250/13 sayılı kararında da kabul edildiği gibi belirlenebilir, ölçülebilir, somut maddi zarar olup manevi nitelikteki zararı kapsamadığı, sanıkların sabıkasız olduğunun anlaşılması, hakaret suçlarında manevi zararın hükmün açıklanmasının geri bıkarılmasının uygulanmasına engel teşkil etmeyeceği gözetilmeden, yasal ve yeterli gerekçe gösterilmeden CMK.nun 231.maddesi uyarınca hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına yer olmadığına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılan sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 08.05.2013 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.