Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21412 E. 2013/5348 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21412
KARAR NO : 2013/5348
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Kamu Kurumu Zararına Dolandırıcılık, Resmi Belgede Sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Sanığın … , … ve … isimli kişiler adına düzenlenen sahte nüfus cüzdanlarını kullanarak bu kişiler adına …’dan telefon hattı aldığı, … adına 06/10/2005 tarihinde, … adına 08/11/2005 tarihinde hat satın alındığı, hatların kullanılmasına rağmen, kullanım bedellerinin ödenmeyerek sanığın kamu kurumu zararına dolandırıcılık ve sahte nüfus cüzdanlarını kullanarak resmi belgede sahtecilik suçlarını işlediğinin iddia edildiği olayda;
1-Dolandırıcılık suçundan verilen mahkumiyet kararına yönelik temyiz incelemesinde;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 Sayılı TCK’nın 158. maddesinin 1. fıkrasının (e), (f) ve (j) bentlerinde sayılan hallerde adli para cezasının tayininde öncelikle suçtan elde edilen haksız menfaat miktarının belli olup olmadığına bakılacaktır. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli değil ise, 5 ila 5.000 tam gün arasında TCK’nın 61. maddesi hükmü göz önünde bulundurularak takdir edilen gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Eğer suçtan elde edilen haksız menfaat miktarı belli ise;o takdirde tespit olunacak temel gün,suçtan elde olunan haksız menfaatin iki katından az olmayacak şekilde asgari bu miktara yükseltilerek belirlenecek gün sayısı üzerinden arttırma ve eksiltmeler yapıldıktan sonra ortaya çıkacak sonuç gün sayısı ile bir gün karşılığı aynı kanunun 52. maddesi uyarınca, 20-100 TL arasında takdir olunacak miktarın çarpılması neticesinde sonuç adli para cezası belirlenecektir. Bu açıklama kapsamında sonuç adli para cezası belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde nitelikli dolandırıcılık suçundan haksız elde olunan yararın iki katına eş değer gün para cezası esas alınmadan adli para cezasının belirlenerek 3.000 TL olarak fazla adli para cezası tayin edilmiş ise de, bozma öncesi verilen cezanın daha az olması ve sonuç olarak verilen cezanın 445.00 TL olması karşısında bu husus bozma nedeni yapılmamıştır.
4673 sayılı yasa ile değişik 406 sayılı kanunun 1. maddesinin 9. fıkrası uyarınca özel hukuk hükümlerine tabi anonim şirket olduğu anlaşılan katılan …’un özelleştirmesinin 14/11/2005 tarihinde yapıldığı, bu tarihe kadar, kurum zararına işlenen suçların, kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçu kapsamında kaldığı, telefon hatlarının kullanımın devam ettiği 21/02/2006 tarihine kadar suçun teselsül ettiği, bu nedenle suç tarihinden önce 14/11/2005 tarihinde özelleştirme işlemlerinin gerçekleştiği dikkate alınarak, TCK’nın 158/1-e maddesinde düzenlenen kamu kurumu zararına dolandırıcılık suçunun oluşmayacağı, buna göre; sahte nüfus cüzdanı kullanılarak abonelik sözleşmesi yapılması nedeniyle eylemin Nüfus Müdürlüğü’nün maddi varlıklarından olan nüfus cüzdanın kullanılmış olması da gözetilerek, TC’nın 158/1-d, 43 maddelerinde yer alan kamu kurumunun aracı kılınması suretiyle dolandırıcılık suçunu oluşturduğu gözetilmeden, lehe yasa değerlendirmesi yapılmayarak ve TCK’nın 158/1-e- son maddesi uygulanarak sanığa fazla ceza tayini,
2-Resmi belgede sahtecilik suçundan verilen hükme yönelik temyiz incelemesinde;
a-Suça konu belgelerde isimleri geçen …, … ve … ‘ın gerçek kişi olup olmadıklarının araştırılarak, olduklarının belirlenmesi halinde eylemin adına sahte belge düzenlenen kişi sayısınca 5237 sayılı Yasanın 204/1. maddesinde öngörülen ayrı bağımsız resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı var olmamaları halinde ise 5237 sayılı TCK.nun 43. maddesinde “değişik zamanlarda” denilmesi karşısında aynı zaman diliminde ve peşpeşe düzenlenip düzenlenmedikleri araştırılarak aynı anda düzenlendiklerinin belirlenmesi durumunda zincirleme suça ilişkin hükümlerin uygulanma olanağı bulunmayacağından eylemin tek bir resmi belgede sahtecilik suçunu oluşturacağı ancak sanığın güttüğü amaç ve saik, suç konusunun önemi, kastın yoğunluğu ve sahte belge sayısı dikkate alınarak temel cezanın alt sınırdan uzaklaşılarak tayini gerektiği gözetilmeden, eksik incelemeyle yazılı şekilde resmi belgede sahtecilik suçundan hüküm kurulması ve belgelerden birinin özel belge olması halinde de aynı şekilde uygulama yapılması gerektiği gözetilmemesi,
b-Yargıtay 11. Ceza Dairesi tarafından 15/10/2007 tarih ve 2007/16169 esas, 2007/6576 sayılı kararla, resmi belgelerin aldatma kabiliyetlerinin bulunup bulunmadığının araştırılması gerektiği gerekçesiyle bozma kararı verildikten ve mahkeme tarafından verilen bozma kararına uyulmasına karar verilmesine rağmen bozma gereğinin yerine getirilmediği dikkate alınarak, sanığa atılı resmi belgede sahtecilik suçuna konu teşkil eden belge asıllarının dosyaya getirtilerek iğfal kabiliyetinin bulunup bulunmadığının tespiti, yapılan sahtecilikte aldatma yeteneğinin bulunup bulunmadığının takdir ve tayininin hakime ait olduğu da dikkate alınarak, söz konusu belgelerin mahkeme heyeti tarafından incelenip, özellikleri zapta geçirilmeden , bu şekilde, iğfal kabiliyeti bulunup bulunmadığının tespit edilerek sonucunda sanığın hukuki durumunun belirlenmesi gerektiği gözetilmeden eksik inceleme ile yazılı şekilde hüküm tesisi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenlerle, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.