Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21107 E. 2013/5640 K. 27.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21107
KARAR NO : 2013/5640
KARAR TARİHİ : 27.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; alkollü olarak motosiklet kullandığı için hakkında idari para cezası tanzim edilip motosikletine el konulan müştekinin, konu hakkında bilgi almak için geldiği Trafik Mahkemesi’nde durumu anlattığında kendisini duyan sanığın, Mahkeme çıkışında müştekinin yanına gelerek kendisini hakkında ceza yazan polis memuru olarak tanıtıp, bu işe çözeceğini söyleyip birlikte Yenimahalle Emniyet Müdürülüğü’ne gittikleri, sanığın burada müştekiden cezayı iptal ettirme karşılığında 100 Euro, 20 TL ve Siemens marka cep telefonunu alıp, Emniyet Müdürlüğü’ne girdikten sonra ortadan kaybolduğu, yapılan soruşturmada telefonu ikinci el telefon alım satımı yapan bir işyerine kimlik fotokopisi ve imzalı beyan vererek sattığının tespit edildiği ve müştekinin sanığın teşhis ettiği anlaşılmakla, dolandırılık suçundan mahkumiyete dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
1-Sanık hakkındaki Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2002/1223 esas, 2004/303 esas sayılı 24.05.2004 kesinleşme tarihli mahkumiyet ilamı tekerrüre esas olduğu halde, suç tarihinden sonra kesinleşen Ankara 11. Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2005/129 esas, 2006/801 karar sayılı 26.10.2006 kasinleşme tarihli ilamın tekerrüre esas alınması,
2-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde adli para cezası belirlenirken yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle tam gün sayısının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa ceza tayini,
3-5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin 1. fıkrasının c bendinde yer alan haklardan aynı maddenin 3. fıkrasına göre alt soyu bakımından koşullu salıverilmeye kadar, 53.madde 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına karar verilmesi gerektiği gözetilmeden yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafii’nin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, hükmün bu nedenle 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususların 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’un 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “120 gün” ve “2400 YTL” ifadelerinin yerine sırasıyla “5 gün” ve “100 TL” yazılması, hüküm fıkrasından, TCK’nın 58.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün hükümden çıkartılarak yerine “Ankara 4. Sulh Ceza Mahkemesi’nin 2002/1223 esas, 2004/303 esas sayılı 24.05.2004 kesinleşme tarihli ilamı ile mükerrir olan sanığın, TCK’nın 58.maddesi uyarınca cezasının mükerrirlere özgü infaz rejimine göre çektirilmesine, cezanın infazından sonra denetimli serbestlik tedbirinin uygulanmasına” cümlesinin hükme eklenmesi, yine 5237 sayılı Yasanın 53.maddesinin uygulanmasına ilişkin bölümün tamamen çıkartılıp yerine, “53.maddenin 3. fıkrası uyarınca, 1. fıkranın c bendinde yer alan, kendi alt soyu üzerindeki velayet, vesayet ve kayyımlık haklarından koşullu salıverilme tarihine kadar, 1. fıkrada yazılı diğer haklardan cezanın infazı tamamlanıncaya kadar yoksun bırakılmasına” denilmek suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.