YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/24579
KARAR NO : 2013/8500
KARAR TARİHİ : 07.05.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet Nedeniyle Güveni Kötüye Kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü:
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması,malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın ortağı ve yönetim kurulu üyesi olduğu şirkette satış temsilcisi olarak çalışan sanığın, sattığı madeni yağlar karşılığında müşterilerden tahsil etmiş olduğu 85.325 TL’yi şirkete teslim etmeyip uhsesinde tuttuğu sabit olmakla hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanmak suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiş, sanık hakkında kurulan mahkumiyet hükmünün açıklanmasının geri bırakılıp bırakılmayacağı hususunda bir karar verilmemiş ise de, sanığın hüküm tarihi olan 04.04.2008 gününe kadar verdiği zararı kısmen karşılaması, katılanın da kısmi ödemeyi kabul etmemesi karşısında, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasının objektif koşullarından birisi olan katılanın uğradığı zararın tamamen giderilmesi koşulu yerine getirilmediğinden hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre,
sanık müdafiinin yerinde görülmeyen sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 2007/10-108 E.,2007/152 K. sayılı ilamında da belirtildiği gibi yasa koyucunun ayrıca adli para cezası öngördüğü suçlarda, hapis cezasının alt sınırdan tayini halinde mutlak surette adli para cezasının da alt sınırdan tayini gerektiği yönünde bir zorunluluk bulunmamasına rağmen, yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin adli para cezasının alt sınırın üzerinde 30 tam gün olarak tayin edilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebeplerden dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hüküm fıkrasından adli para cezasına ilişkin sırasıyla “30 gün”, “25 gün” ve “500 YTL” adli para cezası terimlerinin tamamen çıkartılarak yerine, sırasıyla “5 gün”, “4 gün” ve “80 TL” adli para cezası ibarelerinin eklenmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun bulunan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 07.05.2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.