Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/21425 E. 2013/5339 K. 25.03.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/21425
KARAR NO : 2013/5339
KARAR TARİHİ : 25.03.2013

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın, kendisini Bayındırlık Bakanlığı Müsteşarı … olarak tanıtarak … Anonim Şirketi yetkililerini telefonla arayıp ihale yapılacağını, bugün ihalenin son günü olduğunu, ihaleye kendilerinin katılmasını istediğini, bunun için kendilerine yardımcı olabileceğini, sadece, her bir şirket için 8.850.00 TL paranın … Otel’ine getirilmesini istediği, sanığın bu arada kendisini … olarak tanıtıp, daha önce bir kez kaldığı söz konusu oteli arayarak rezervasyon yaptırdığı, ilgili personelin adını öğrenerek kendisine iki adet zarf gelmesi halinde alınmasını istediği, müştekilerin sanıkla irtibat kurdukları, otele geldiklerinde, sanığın yine telefonla müştekileri arayarak, bir işi çıktığını, resepsiyonda görevli Barış isimli kişiye zarfların bırakılmasını istediği, görevli … da, sanığın istediği gibi zarfları teslim aldığı, bu arada sanığın müştekilere, ihale zarflarını havalimanında vereceğini söyleyerek onları havalimanına yönlendirdiği, müştekilerin bir süre beklemesine rağmen sanığın gelmediği, bu arada sanığın, tanık …’ın yanına gelerek içinde para olan zarfları aldığı, kendisini Serhat … Umar olarak tanıtan sanığın, tanık Barış tarafından teşhis edildiği, böylece sanığın iki ayrı müştekiye karşı iki ayrı dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği olayda, mahkemenin suçların sûbutuna yönelik kabul ve uygulamasında bir isabetsizlik bulunmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanık müdafiinin temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA, 25/03/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.