YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8075
KARAR NO : 2013/17996
KARAR TARİHİ : 20.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçu, TCK’nın 158/1-f maddesinde düzenlenmiştir. Maddenin gerekçesinde de;“Dolandırıcılık suçunun, bilişim sistemlerinin,banka veya kredi kurumlarının araç olarak kullanılması suretiyle işlenmesi de, birinci fıkranın (f) bendinde bu suçun bir nitelikli unsuru olarak kabul edilmiştir. Bilişim sistemlerinin, banka veya kredi kurumlarının,özellikle bu kurum ve kuruluşları temsil edenlerin, kurum ve kuruluşları adına hareket eden kişilerin, başkalarını kolaylıkla aldatabilmeleri bir güven kurumu olan bu kuruma güvenin sarsılması bu kurumların araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunu, nitelikli hâl saymıştır.
Bilişim sisteminin aldatılmasından söz edilemeyeceği için, ancak bu sistemin araç olarak kullanılarak bir insanın aldatılması yani dolandırılması halinde bu bendin uygulanması mümkündür. Aksi halde yani sisteme girilerek bir kişi aldatılmayıp sistemden yararlanılarak çıkar sağlanmışsa bilişim suçu veya bilişim sistemi kullanılmak suretiyle hırsızlık suçunun oluşması söz konusu olacaktır.
Bilişim sisteminden maksat,verileri toplayıp,yerleştirdikten sonra bunları otomatik işlemlere tâbi tutma olanağını veren manyetik sistemlerdir. Günümüzde bilişim sistemleri ile sesli-görüntülü haberleşme, elektronik imzanın kabulü,yeni ticari ilişkiler, internet bankacılığı hizmeti ile para transferleri ve
bunlar gibi pek çok yenilik toplumsal hayata girmiş, bilişim gerek iş gerekse günlük hayatta vazgeçilemeyecek kadar önemli bir noktaya ulaşmış, bilişim teknolojileri daha hızlı ve ucuz bir nitelik arz etmesi nedeniyle, klasik yöntemlere nazaran daha fazla tercih edilir duruma gelmiştir. Bu sistemlerin güvenle kullanılması, aynı anda hızlı ve kolayca birçok kişi tarafından ulaşılması ve diğer taraftaki failin kontrol imkanını azaltması nedeniyle nitelikli hal sayılmıştır.
Banka ya da kredi kurumlarının araç olarak kullanıldığından söz edilebilmesi için, dolandırıcılık fiili gerçekleştirilirken bankaların olağan faaliyetlerinden ya da bu faaliyeti yürüten sujelerden hileli araçlar kullanılarak yararlanılması veya banka ve kredi kurumlarının olağan faaliyetleri nedeniyle üretmiş oldukları maddi varlıkların suçta araç olarak kullanılarak haksız çıkarın elde edilmesi gerekir. Bankaların, ödeme aracı olarak kullanılması halinde bu fıkra uygulanamayacaktır.
Sanıklar … ve … ellerinde bulunan iki adet çeki tahsil etmek amacıyla önce … OSB Şubesi’ne gittikleri, şube yetkilisinin çeki soruşturacağını beyan etmesi üzerine bankadan ayrılarak ellerindeki diğer çeki tahsil etmek için … OSB Şubesi’ne gittikleri, şube yetkilisinin çeklerden şüphelenmesi üzerine sanıkları merkez şubeye yönlendirdiği, buradan da ayrılan sanıkların tekrar … OSB Şubesi’ne döndükleri, çeki soruşturan banka görevlisinin çekin sahte olduğunu anlaması üzerine sanıkların polislerce yakalandıkları, yapılan üst aramasında sanık …’ın üzerinden …. Bankalarına ait sahte çekler ele geçirildiği, çeklerin tümünün çalıntı olduğunun belirlendiği, ayrıca sanık …’ın daha önce keşidecisi … olan 7.850 TL bedelli sahte çeki … Karabağlar Şubesi’ne ibraz ederek tahsil ettiği, sanık …’ın çekleri kendisine borcu bulunan diğer sanık …’ın verdiğini beyan ettiği, sanık …’ın da çekleri diğer sanık …’dan alacağına karşılık aldığını beyan ettiği, sanık …’in ise çekleri kendisine 30.000 TL civarında borcu bulunan açık kimliğini ve adresini bilmediği …’den aldığını iddia ettiği, sanık …’in iddialarının hayatın olağan akışına ters düştüğü, sanıkların tümü sahte olan çekleri ellerinde bulundurma gerekçelerini açıklayamadıkları ve böylece fikir ve eylem birliği içerisinde nitelikli dolandırıcılık ve resmi belgede sahtecilik suçlarını işledikleri iddia olunan somut olayda;
1- Şikayetçi … vekilinin, sanıkların diğer bankalara yönelik sahtecilik ve dolandırıcılık eylemleri nedeniyle verilen beraat kararına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
Şikayetçi …’ın, sanıkların diğer bankalara yönelik eylemleri nedeniyle suçtan zarar görmediği, bu suçlar yönünden kamu davasına katılma ve hükmü temyiz etme hakkı olmadığından, temyiz inceleme başvurusunun, 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317. maddesi uyarınca REDDİNE,
2- Şikayetçi vekilinin, sanıkların …’a yönelik eylemleri nedeniyle verilen beraat kararlarına; sanık … müdafiinin ise sanık hakkında resmi belgede sahtecilik suçundan kurulan mahkumiyet hükmüne ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde;
İddianamede “müşteki” olarak gösterilip kamu davasından haberdar edilmeyen ve suçtan doğrudan zarar gören şikayetçi … T.A.Ş. vekilinin 5271 sayılı CMK’nın 260/1. maddesine göre, kamu davasına katılma ve sanıklar hakkında kurulan hükmü temyize hakkı bulunduğu belirlenerek yapılan incelemede;
Sanık …’ın suça konu çeki alacağına karşılık sanık …’dan aldığını, sanık …’ın da bu çeki alacağına karşılık diğer çeklerle birlikte sanık …’ten aldığını, her iki sanığın da çeklerin çalıntı ve sahte olduğunu bilmedikleri beyan ettikleri, sanık …’in de bu beyanları doğrulayarak sanık …’a borcu karşılığında çekler verdiğini, bu çekleri 30.000 TL civarında alacağı bulunan açık kimlik ve adres bilgilerini bilmediği … isimli kişiden aldığını ifade ettiği, yapılan bilirkişi incelemesinde de çeklerin ön yüzündeki imza ve yazıların sanıklara ait olmadığı, sanıklara ait ciroların ise kendi el ürünleri olduğunun belirtildiği, bu itibarla; sanık …’in suça konu çekleri sanık …’a önceden doğmuş borcu karşılığında verdiğinden dolandırıcılık suçunun unsurları itibariyle oluşmadığı, sanıklar Ramazan ve …’ın suça konu çekin sahte olduğunu bildiklerine yönelik cezalandırılabilmeleri için her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı deliller elde edilemediği, ayrıca sanık …’in kim olduğunu net olarak bilmediği bir kişiden 30.000 TL alacaklı olduğu iddiasının hayatın olağan akışına ters düştüğü ve … isimli kişinin çeklerde cirosunun bulunmadığından üzerine atılı resmi belgede sahtecilik suçunun sabit olduğu anlaşılmakla, mahkemenin beraat ve mahkumiyet kararlarında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, şikayetçi … vekili ile sanık … müdafiinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükümlerin ONANMASINA, 20.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.