YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16323
KARAR NO : 2021/9747
KARAR TARİHİ : 06.12.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davasının kabulüne dair verilen kararın davalı … vekili ve davacı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 23/01/2017 tarih, 2014/22268 Esas ve 2017/376 Karar sayılı ilamında özetle; olay tarihi olan 07/12/2008 itibariyle yürürlükte bulunan 11/10/2008 tarih- 27021 sayılı Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde, davacının maluliyet oranının tespiti konusunda, Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesi’nden ya da Üniversitelerin Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanlıkları’ndan rapor alınması; davacının maluliyet oranının bu raporla saptanmasından sonra, ödenmesi gereken maluliyet zararının hesaplanması için aktüerya bilirkişisinden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılamada toplanan delillere göre; asıl davanın kabulü ile 8.600,39 TL’nin yasal faiziyle birlikte davalılardan müteselsilen tahsiline; davalı … yönünden tazminata dava tarihinden, diğer davalılar yönünden kaza tarihinden faiz işletilmesine; birleşen davanın kabulü ile 33.646,90 TL. sürekli işgücü kaybı tazminatının, davalı … için dava tarihi olan 07/12/2018’den ve davalı işleten için kaza tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte müteselsilen tahsiline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; daha önce temyize konu edilip bozma kapsamı dışında bırakıldığı için ve temyize konu edilmediği için kesinleşen yönlerin yeniden incelenmesinin mümkün olmamasına; konusunda uzman doktor bilirkişi heyeti tarafından
düzenlenen rapordaki maluliyet oranının benimsenmesinde (aşağıdaki bendin kapsamı ve kararın diğer davalılar tarafından temyiz edilmediği dikkate alınarak) bir isabetsizlik görülmemesine; davacının, asıl davada % 8 maluliyet oranı için tazminat talep ettiği ve Dairemizin önceki bozma ilamı üzerine alınan raporla belirlenen yeni maluliyet oranı % 19 ile bu oran arasındaki fark (% 11) maluliyet için birleşen davada tazminat talep ettiği, birleşen davaya konu edilen maluliyet oranı için zarar giderimi konusunda davadan önce davalı trafik sigortacısına başvuruda bulunmadığı hususları dikkate alındığında, birleşen davada hükmedilen tazminat için davalı … hakkında birleşen dava tarihinden temerrüt faizine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davacı vekilinin tüm, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 41. maddesinde (6098 sayılı TBK’nın 49. md) haksız fiil tanımlanmış, 60. maddesinde de (TBK’nın değişik 72. md) haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 1 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine (TBK’nın 72. maddesinde 2 ve 10 yıllık zamanaşımı süreleri öngörülmüştür) tabi olduğu belirtilmiştir.
Buna karşılık 2918 sayılı KTK’nın 109/1. maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler için, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde kaza gününden başlayarak 10 yıllık zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Maddenin özellikle 2. fıkrasında “dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa” ifadesi ile kanun koyucu, taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3. kişi) fiil cezayı gerektiriyor ise, uzamış ceza zamanaşımının uygulanacağını kabul etmiştir. Görüldüğü gibi, BK’nın 60. ve 2918 sayılı KTK’nın 109/2. maddesindeki düzenlemeler, zamanaşımı süresinin başlangıcı yönünden birbirine paraleldir. Aralarındaki tek fark, zamanaşımı süresinin trafik kazalarından doğan tazminat talepleri bakımından 1 yıl yerine, 2 yıl olarak öngörülmesidir (TBK’nın 72. maddesi ile bu konuda da paralellik sağlanmıştır).
Haksız fiile dayanan tazminat isteminde zamanaşımının işlemeye başlayacağı tarih, zararın ve zarar sorumlusunun öğrenildiği andır. Zararın öğrenilmesi kavramıyla kastedilen ise, haksız fiil nedeniyle oluşan bedensel zararın kapsamının öğrenilmesi olup, bu bedensel zararın sebep olacağı maluliyet oranının belirlendiği tarihin, zararın öğrenilmesi kavramına bir etkisi yoktur. Bedensel zararın (yaralanmanın) gerçekleşmesi ve bu yaralanmayla ilgili tedavinin tamamlanması ile zararın kapsamının belli olduğu kabul edilmelidir.
Somut olaya bakıldığında; kaza sonucu davacı yaralanmıştır. Kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK’ya göre zamanaşımı süresi 8 yıldır. Davaya konu trafik kazası 07/12/2008 tarihinde meydana gelmiş, birleşen dava ise 07/12/2018 tarihinde açılmıştır. Davalı … vekili, birleşen davaya konu alacağın zamanaşımına uğradığı savunmasında bulunmuş (zamanaşımı def’ini yasal sürede ileri sürmüş) olmasına rağmen, mahkemece bu savunma üzerinde durulup karar gerekçesinde bu husus tartışılmadan, davalının birleşen davaya konu tazminattan sorumluluğuna karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle; KTK’nın 109/2. maddesindeki uzamış ceza zamanaşımı süresi içinde (07/12/2016’ya kadar) birleşen davanın açılmadığı; davacının kazadaki yaralanmasına ilişkin son tedavisinin 08/09/2010 tarihinde yapıldığı ve kazada oluşan sağ tibia kırığından
kalan kısıtlılığın bu tarih itibariyle davacı yanca öğrenildiği, maluliyet artışının olduğuna dair davacı yanın iddia ve ispatının bulunmadığı hususları da dikkate alındığında, zararın öğrenilmesinden sonraki 2 yıl içinde birleşen davanın açılmadığı gözetilerek, zamanaşımı def’ini ileri süren davalı … yönünden zamanaşımı nedeniyle birleşen davanın reddine karar verilmesi gerekirken, eksik incelemeyle, yazılı biçimde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin tüm, davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün bu davalı yararına BOZULMASINA;
aşağıda dökümü yazılı 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubuna 06/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.