YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12937
KARAR NO : 2012/36285
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Sanık …’in suç tarihinden bir hafta kadar önce müştekiyi telefonla arayarak 40 koli çay siparişi verdiği, sanıkların bu malların parasını teslim sırasında peşin olarak vermek suretiyle müştekide güven sağladıkları, daha sonra sanık …’in müştekiyi tekrar arayarak bu defa 80 koli çay siparişi verdiği, müştekinin malları sanıklarla beraber gösterdikleri dükkana indirdiği, sanık …’in malların bedeli fazla olduğu için yanında bu miktar paranın olmadığını söyleyip evden para olmak üzere müşteki ile sanık …’yi kahvehaneye göndererek yanlarından ayrıldığı, kahvehanede bekledikleri sırada sanık …’ nin telefonunun çaldığı, telefon görüşmesi üzerine sanığın müştekinin yanından kaçmaya çalışması üzerine müştekinin şüphelenerek sanığı malları boşalttıkları dükkana götürdüğü ve dükkanın boşaltılmış olduğunu gördüğü şeklindeki eylemin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1. maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanıkların temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün, bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322. maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.05.2012 gününde oybirliğiyle karar verildi.