YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/12942
KARAR NO : 2012/36287
KARAR TARİHİ : 04.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi,kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli,olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi,kullanılan hilenin şekli,kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; Müştekinin daha önce sanığın ablası ile araç alışverişi yaptığı, bu alışverişten müştekinin 2.000 TL alacağının kaldığı, sanığın suç tarihinde müştekiyi telefonla arayarak kendisini Mehmet olarak tanıttığı ve parayı vermek için buluşmak istediği, buluşma sırasında sanığın birisinden alacağı olduğunu, birlikte giderek parayı aldıktan sonra müştekinin parasını vereceğini, bunun için bir telefon görüşmesi yapması gerektiğini söyleyerek müştekiden cep telefonunu aldığı, sanığın telefonla bir yerleri arar gibi oyalanmaya başladığı, bu sırada müştekinin tuvalete gitmek üzere yanından ayrılmasından istifade ederek telefonla birlikte oradan ayrıldığı şeklindeki eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sair temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görüldüğünden hükmün 1412 sayılı CMUK’un 321. maddesi gereğince BOZULMASINA, ancak bu aykırılık aynı kanunun 322. maddesi gereğince yeniden yargılamayı gerektirmediğinden; hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle sair yönleri usul ve yasaya uygun olan hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 04.05.2012 günüde oybirliğiyle karar verildi.