YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/854
KARAR NO : 2013/14796
KARAR TARİHİ : 03.10.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Mahkumiyet, beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
5237 sayılı TCK’nın 158/1-j bendinde, dolandırıcılık suçunun, banka veya diğer kredi kurumlarınca tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlamak maksadıyla, işlenmesi, nitelikli hal olarak kabul edilmiştir. Bu suçun oluşabilmesi için, kredi elde eden kişinin banka veya diğer kredi kurumu görevlilerini hile ile aldatmış olması gerekir. Krediyi alan kişinin aldatıcı herhangi bir eylemi olmaksızın, sırf banka elemanlarının kendi görevlerini layıkıyla yerine getirmemeleri yüzünden bir kredi açılmışsa, dolandırıcılıktan bahsedilemez, şartları varsa bankacılık suçundan bahsedilebilir.
Bu suçun mağdurları banka ve diğer kredi kurumlarıdır. 5411 sayılı “Bankacılık Kanunu’nun 3. maddesinde banka, 48. maddesinde ise kredinin tanımı yapılmıştır. Tahsis edilmemesi gereken bir kredinin açılmasını sağlama suçun konusudur. Kredinin tahsis edilmesinin gerekli olup olmadığı, kredi verecek kuruluşun mevzuatında öngörülen düzenlemeler çerçevesinde belirlenir. Fiil, sahte kıymet takdiri raporları veya gerçeğe aykırı belgeler, bilançolar düzenleyerek hileli davranışıyla bunları aldatmaktadır.
Kredi kurumu banka olmamasına karşın faiz karşılığında olsun veya olmasın, kanunen borç vermeye yetkili kılınan kurumlar anlaşılır. Bu itibarla böyle bir yetkiye sahip olmayan bir kişi veya kuruluşa karşı bu fiilin işlenmesi hâlinde koşulları varsa, basit dolandırıcılık suçu söz konusu olacaktır.
Sanıklar …, …, …, … ve …’un sanık …’in … Ahşap Dekorasyon İmalat ve Ticaret Limited Şirketi’nde çalışan işçileri; temyiz dışı sanık …’ün ise bu şirketin müdürü olduğu, sanıklar …, … ve …’in Yapı Kredi Bankası … Şubesi’ne bireysel ihtiyaç kredisi için başvurdukları, sanık …’nün kendisini işyeri sahibi Turan olarak tanıtıp, noter onaylı imza sirküsünü sunduğu, kredi başvurularına kefil olacağını söylediği, ilgili formaların doldurulmasının ardından kefil kısmını Turan’ın imzasını taklit ederek imzaladığı, kendisinden kimliği istendiğinde yanında getirdiği sanık …’a ait kimlik fotokopisini verdiği, kimliğin aslının istenmesi üzerine ceplerini yoklar gibi yapıp yanında olmadığını daha sonra getireceğini söylediği, birkaç gün sonra üstünde …’in kimlik bilgileri yazılı, üzerinde ise kendi fotoğrafı yapıştırılmış olan kimliği ibraz ettiği, daha sonra yapılan kontrollerde sanığın ilk verdiği kimlik fotokopisi ile ibraz ettiği kimlik aslının farklı olduğunun anlaşıldığı somut olayda;
1-Katılan vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne; sanıklar …, …, …’nun nitelikli dolandırıcılık suçundan haklarında kurulan mahkumiyet hükümlerine, sanık …’in ise resmi belgede sahtecilik suçundan hakkında kurulan mahkumiyet hükmüne yönelik temyiz taleplerinin incelenmesinde;
Katılan vekilinin temyiz talebine ilişkin olarak; sanığın aşamalarda değişmeyen savunması ve diğer sanık beyanlarına göre kredi çekmek isteyen sanıkları şirkete ait araç ile banka şubesine götürmekten başka, suça iştirak ettiğine yönelik mahkumiyetine yeterli her türlü şüpheden uzak kesin ve inandırıcı delil elde edilemediği gerekçesi ile verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıkların temyiz talebine ilişkin olarak; sanıklar …, …, …’nun talepleri halinde kendilerine kredi tahsis edilmeyeceğini bilerek katılan bankaya sanık …’yü işyeri sahipleri olarak tanıtıp kefil göstermeleri nedeniyle nitelikli dolandırıcılık suçunun oluştuğuna, sanık …’nün ikrar ettiği üzere sahte kimliği bankaya ibraz ederek kullandığı, bu suretle resmi belgede sahtecilik suçunun oluştuğuna yönelik kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Sanıklar …, …, …’nun haklarında kurulan hükümlerde TCK’nın 62. maddesi gereğince 1/6 oranında takdiri indirim uygulaması yapılırken sonuç olarak 7 ay 15 gün hapis ve 12 gün karşılığı adli para cezası yerine 7 ay 15 gün hapis ve 11 gün adli para cezasına hükmedilmesi suretiyle eksik ceza tayini ile sanık …’nün adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkumiyeti bulunduğu halde 5237 sayılı TCK’nın 58. maddesinin uygulanmaması katılanın temyiz dilekçesi kapsamına göre aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekili ve sanıkların yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle hükmün ONANMASINA,
2-Katılan vekilinin sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Sanık …’in …’ün şirketinin kendisine noterden devredildiğini beyan etmesi, ancak …’ün şirketin müdürü olarak faaliyetlerini yürütmeye devam etmesi, sanık …’in sanık … ile birlikte hareket ettiğinin iddia edilmesi karşısında sanık …’ün savunması alındıktan sonra, sanık …’in hukuki durumunun tayin edilmesi gerektiği dikkate alınmadan, eksik inceleme ile yazılı şekilde beraat kararı verilmesi,
3-Sanık …’in nitelikli dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik temyiz talebinin incelenmesinde;
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak;
Sanığın bir suç işleme kararının icrası kapsamında, değişik zamanlarda bir kişiye karşı karşı aynı suçun birden fazla işlenmesi nedeniyle, cezasının 5237 sayılı TCK’nın 43/1. maddesi gereğince artırım yapılması gerektiği gözetilmeden her bir kredi başvurusu için ayrı hüküm kurulması suretiyle fazla ceza tayini,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekili ile sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliği ile karar verildi.