Yargıtay Kararı 4. Hukuk Dairesi 2021/2194 E. 2021/10181 K. 13.12.2021 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/2194
KARAR NO : 2021/10181
KARAR TARİHİ : 13.12.2021

MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi

Taraflar arasındaki tazminat davasının kısmen kabulüne dair verilen kararın davacı vekili ve davalı … vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
K A R A R
Dava, trafik kazası sonucu oluşan araç hasarı nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Mahkemece hükmüne uyulan Dairemizin 19/10/2015 tarih, 2015/2320 Esas ve 2015/10865 Karar sayılı ilamında özetle; mahkeme kısa kararında hükmolunan tazminat miktarları yönünden davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedildiği halde, gerekçeli kararda davalıların müteselsil sorumluluğuna hükmedilmediğinden, kısa karar ile gerekçeli karar arasındaki çelişkinin giderildiği bir hüküm kurulması gereğine değinilmiştir.
Mahkemece, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonunda; davalı … yönünden davanın kabulü ile 10.000,00 TL’nin 07/01/2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline; davalı … yönünden ise davanın kısmen kabulü ile 6.688,32 TL’nin 28/01/2014 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte bu davalıdan tahsiline, bu tutarlar yönünden davalıların müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarına, fazlaya ilişkin taleplerin reddine, tahsilde tekerrüre yol açılmamasına karar verilmiş; hüküm, davacı vekili ve davalı … vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın bozmaya uygun olmasına, delillerin değerlendirilmesinde bir isabetsizlik bulunmamasına; özellikle, kaza nedeniyle oluşan maddi zararların tespiti için bilirkişi incelemesi yapılması gerektiği ve davacının alacağını dava açmadan önce belirleyebilme imkanının bulunmadığı dikkate alındığında, davacının belirsiz alacak davası şeklinde dava açma hakkının bulunmasına; konusunda uzman bilirkişi tarafından düzenlenen raporda, oluşa ve dosya kapsamına uygun olarak kusur oranlarının belirlenmiş olmasına göre, davalı … vekilinin yerinde görülmeyen diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Davacı taraf, asıl davada talep ettiği 10.000,00 TL. tazminatın 9.900,00 TL’sinin araç hasar bedeli ve 100,00 TL’sinin araç değer kaybı olduğunu 14/06/2016 tarihli açıklama dilekçesinde bildirmiş; dava konusu edilen talepler için bedel artırımı yoluna gitmemiştir. Asıl davaya konu edilen ve artırım yapılmayan zarar kalemleri için (araç hasar bedeli 15.853,31 TL, araç değer kaybı için 900,00 TL. olmak üzere toplam 16.753,31 TL’nin davalılardan müteselsilen tahsilini; 1.068,75 TL. araç mahrumiyet bedelinin ise davalı …’ten tahsilini isteyerek) İzmir 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/1518 Esas sayılı
davasını açmış ve bu dava eldeki dava ile birleştirilerek yargılamaya devam edilmiştir. Mahkemenin yargılamayı sonlandırdığı (temyize konu) 08/12/2016 tarihli kararında, birleşen davadaki talepler bakımından olumlu ya da olumsuz bir hüküm tesis edilmediği; yapılan hatanın fark edilmesi üzerine, 20/12/2016 tarihli ek karar ile birleşen davanın tefrikine karar verildiği görülmektedir.
Usul ekonomisi gereği birleştirilen davalar bağımsızlıklarını korumaya devam ettiğinden, her bir dava ve bu davalardaki talepler hakkında ayrı ayrı hüküm tesis edilmesi gerektiği açıktır. Temel usul kurallarından birine uymayacak şekilde, birleşen dava hakkında hüküm tesis edilmemesi ve bu hatanın fark edilmesi üzerine de ek karar ile birleşen davanın tefrik edilmesi; asıl davaya konu zarar kalemleri için hesaplamanın yapıldığı bilirkişi raporundaki bedeller, mahkemece hükmedilen bedellerden fazla olduğu halde red kararı verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bozulması gerekmiştir.
3-Davacı taraf, asıl davaya konu ettiği tazminatın (araç mahrumiyet bedeli hariç) davalılardan müteselsilen tahsili istemiyle dava açmış; bilirkişi raporunda davalılar % 75 ve % 25 oranında kusurlu bulunduğundan, yine raporda hesap edilen araç hasar bedeli ve araç değer kaybına ilişkin zarar kalemleri üzerinden davalıların kusur oranlarına göre belirlenen tutarları, her bir davalı için ayrı ayrı hüküm altına alındıktan sonra, hükmedilen tutarlardan davalıların müteselsilen sorumlu olduğuna karar verilmiştir.
Somut olayda; davalıların sorumluluğunda bulunan araçların yaptıkları kaza sonucu, kusursuz 3. kişi konumunda olan (aracı park halinde bulunan) davacı maddi zarara uğramıştır ki, davacının uğradığı maddi zararın tamamından davalılar müteselsilen sorumludur. Mahkeme tarafından da hüküm altına alınan tutarlar için davalıların müteselsil sorumluluğuna karar verilmiş olmakla birlikte, müteselsil tahsil hükmünden önce, her bir davalının sorumlu olduğu tutarın kazadaki kusur oranlarına göre ayrı ayrı (ve farklı miktarlarda) tespitiyle karar verildiğinden, müteselsil sorumluluk ilkesinin etkisiz kılınmasına ve hükmün tereddüt yaratıcı nitelikte olmasına neden olunmuştur.
Açıklanan nedenlerle; asıl davadaki talebin 9.900,00 TL. araç hasar bedeli ve 100,00 TL. araç değer kaybı olduğu, 23/07/2014 tarihli bilirkişi heyeti raporunda araç hasar bedelinin 25.753,31 TL. ve araç değer kaybının 1.000,00 TL. olarak hesaplandığı, davaya konu edilen bedelleri aşan zarar hesabının bulunduğu; davalıların, asıl davaya konu zararların tamamından KTK’nın 88/1. maddesi gereği müteselsilen sorumlu olduğu gözetilerek hüküm tesis edilmesi gerekirken, HMK’nın 297. maddesine de aykırı biçimde infazda tereddüt yaratacak şekilde hüküm tesisi bozmayı gerektirmiştir.
Kabule göre; asıl davada talepler ayrıştırılmadan hasar bedeli, değer kaybı, araç mahrumiyet bedelini (davalı sigortacıdan araç mahrumiyet bedeli talep etmediklerini belirterek) isteyen davacı yanın, 14/06/2016 tarihli açıklama dilekçesiyle dava konusu zarar kalemlerini ayrıştırdığı ve bu dilekçede araç mahrumiyet bedeli talebinde bulunmadığı, davalı sigortacı için reddolunacak (araç mahrumiyet bedeli) talebi olmadığı dikkate alınarak, davalı sigortacı lehine red vekalet ücretine karar verilmemesi gerektiğinin gözden kaçırılması da doğru değildir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı … vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; hükmün, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … ve davacı yararına, (3) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı yararına BOZULMASINA; peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacı ve davalı …’ya geri verilmesine 13/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.