Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/1247 E. 2013/14769 K. 03.10.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/1247
KARAR NO : 2013/14769
KARAR TARİHİ : 03.10.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi,bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Katılanın, sanığa ait beyaz eşya ticareti yapılan … yerinden, 500 TL bedelli fırını alıp, 50’şer TL’lik 10 adet bono imzaladığı, senetlerden bir kaç tanesini ödedikten sonra diğerlerini ödeyememesi üzerine, sanığın sahte olarak tanzim edilen 7 adet 250’şer TL bedelli bonoları icra takibine koyup, resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği somut olayda; katılanın aşamalarda değişmeyen beyanlarına rağmen, sanık ve katılana dava konusu satışı yapan ve suça konu senetleri katılandan aldığını bildiren tanık …’in ifadelerinin kendi arasında ve birbiri ile çelişkiler taşıması, katılan tarafından imzalandığı iddia edilen suça konu bonoların katılanın eli ürünü olduğunun tespit edilemediğine, bonolarda farklı fiziki evsafta ikinci bir kalem ile yazılar bulunduğuna dair bilirkişi raporlarının bulunması, katılanın sadece fırın aldığını belirtmesine rağmen, dosya içerisinde bulunan 30.12.2007 tarih ve 9780 numaralı katılan ve katılana bizzat satış yapmadığını belirten sanığın imzalarının bulunduğu faturada buzdolabı, şofben ve fırın satıldığına dair faturanın bulunması karşısında; gerçeğin kuşkuya yer vermeksizin tespiti için; sanık ve tanık ifadelerindeki çelişkinin giderilmesi, suça konu bonoları katılandan alan tanık …’in de yazı ve imza örneklerinin alınıp, 30.12.2007 tarihli fatura ve suça konu bonolor üzerinde bilirkişi vasıtasıyla yazı ve imza incelemesi yapılması ve sanığa ait işletmenin defter ve belgeleri incelenerek katılana yapılan satışların kayıtlı bulunup bulunmadığı tespit edildikten sonra sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini yerine, yazılı şekilde eksik inceleme ile beraat kararı verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 03.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.