YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/17831
KARAR NO : 2013/18457
KARAR TARİHİ : 26.11.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat, mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
1-Sanıklar … ve … hakkındaki hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına dair kararlara yönelik incelemede,
5271 sayılı CMK’nın 231. Maddesine göre verilen ve davayı sonuçlandırıcı nitelikte olmayan “hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına” ilişkin karara karşı aynı kanunun 231/12. maddesine göre itiraz yolu açık olup temyiz olanağı bulunmadığı, sanıklar hakkında 12.10.2011 tarihinde verilen, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin karara karşı katılan vekili ve sanık …’ın yaptığı itiraz üzerine, Erzurum 1. Ağır Ceza Mahkemesinin yaptığı inceleme sonucunda verdiği ret kararları ile sanıklar hakkındaki hükmün açıklanmasını geri bırakılmasına ilişkin kararların kesinleştiği anlaşıldığından, katılan vekili ve sanık …’ın temyiz isteminin, 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 317.maddesi gereğince REDDİNE,
2-Sanık … hakkında kurulan beraat hükmüne yönelik incelemede,
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için;failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla
mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı,o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için,eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak yada bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır. Dolandırıcılık suçunun Kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olay;
…’in 05/10/2005 tarihinde … Mütevvelli heyeti toplanmadığı halde temyiz kapsamı dışında bulunan diğer sanık …’ın isteği ile adı geçen heyet toplanmış gibi karar defterine 05/10/2005 tarih ve 15 sayılı kararı yazdığı ve kararda belirtilen ödemelerin yapıldığı, Adli Tıp Kurumu Fizik İhtisas Dairesinin 10/05/2007 tarihli raporunda, yazının sanığa ait olduğunun tespit edildiği, karar altındaki imzaların sanık … tarafından kabul edildiği, sözkonusu karar nedeniyle Vakfın 9.100.00 TL zarara uğratıldığı, zararın sanık … tarafından 22.12.2005 tarihinde vakıf hesabına yatırıldığı, belirtilerek sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan cezalandırılması istemiyle açılan kamu davasında;
Sanık …’in diğer sanığın isteği üzerine 05/11/2005 tarih ve 15 numaralı kararı, karar defterine yazdığını ancak ilgililerin imzalayacağını düşündüğünü sanık …’ın imzaya götürdüğünü kimin imzaladığını bilmediğini belirtmesi, diğer sanığın bu yöndeki beyanı ve sanık beyanının aksini ıspata yarayan herhangibir delil bulunmaması karşısında dolandırıcılık suçuna iştirak ettiği sabit olmadığından beraatına ilişkin kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle,hükmün ONANMASINA,
3-Sanık … hakkında dolandırıcılık suçundan kurulan hükme yönelik incelemede;
Sanığa yüklenen dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın miktar ve nev’i itibariyle tabi olduğu 765 sayılı TCK’nın 102/4. 102/4 maddesine göre hesaplanan yedi yıl altı aylık kesintili dava zamanaşımının; suç tarihi olan 16.04.2004 tarihi ve temyiz inceleme tarihi itibariyle gerçekleştiği anlaşılmakla; 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca hükmün BOZULMASINA, ancak bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden aynı kanunun 322. maddesinin verdiği yetkiye dayanılarak sanık hakkındaki kamu davasının gerçekleşen zamanaşımı nedeniyle 5271 sayılı CMK’nın 223/8. maddesi uyarınca DÜŞMESİNE, 26.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.