Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2012/13735 E. 2013/18475 K. 26.11.2013 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/13735
KARAR NO : 2013/18475
KARAR TARİHİ : 26.11.2013

MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-d bendinde belirtilen, Kamu kurum ve kuruluşlarının, kamu meslek kuruluşlarının, siyasî parti, vakıf veya dernek tüzel kişiliklerinin araç olarak kullanılması suretiyle dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hâl kabul edilmiştir. Söz konusu kurum yada kuruluşların konumunun suçun işlenmesinde kolaylık sağlayacağı düşüncesi, bu kurum ve kuruluşların bu suçta araç olarak kulanılmasının, ağırlaştırıcı neden olmasını gerektirmiştir.
Bu nitelikli halin uygulanabilmesi için, bunların isminin kullanılması yeterli olmayıp maddi varlığının kullanılması gerekmektedir. Araç olarak kullanılma, bu kurum veya kuruluşlara ait yazı veya belgeleri amaç dışı olarak kullanmak şeklinde olabilir. Bu kurumlara ait kimlik belgesinin gösterilmesi, basılı evraklarının, kıyafetlerinin, taşıtlarının kullanılması mağdurda güven oluşumunu sağlayacaktır.
Somut olayda; İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/138 esas, 2007/336 karar sayılı dosyasında, 81 adet mağdur ve müştekiye karşı dolandırıcılık suçundan dolayı aralarında katılan …’nin de bulunduğu sanıklar ….hakkında dolandırıcılık suçundan hakkında kamu davası açıldığı, yargılama sonucunda sanıkların mahkumiyetine hükmedildiği, temyiz incelemesi üzerine kararın Yargıtay 11.Ceza Dairesi tarafından bozulduğu, bozmadan sonra verilen mahkumiyet kararının da temyiz edilmesi üzerine incelenmek üzere Yargıtaya gönderildiği, dosyanın halen temyiz incelemesinde
olduğu, aynı olay nedeniyle İstanbul C.Başsavcılığının 22.05.2006 tarih, 2006/9115 soruşturma numaralı dosyasında sanık … hakkında ” müsnet suça herhangi bir iştirak ve katkısının olmadığı, şüpheli … adına kayıtlı bulunan telefonun da şüpheli … tarafından …’in haberi olmaksızın kullanıldığı” belirtilerek kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, anılan davada yargılanan katılan …’nin mahkum olup, tutuklu olarak cezaevine girmesinden sonra 12.05.2008 tarihli dilekçesi ile kendisine bu suçları işleten şahsın … olduğunu beyan ederek şikayetçi olması üzerine, İstanbul C.Başsavcılığınca daha önce hakkında kovuşturmaya yer olmadığına karar verilen sanık … ile ilgili olarak sanık …’nin dilekçesinde belirttiği beyanı yeni delil kabul edildiği ve söz konusu kamu davası açıldığı, ancak sanık … hakkında davaya konu suçu işlemediği gerekçesiyle 22.05.2006 tarihinde kovuşturmaya yer olmadığına kararı verilmesinden sonra, aynı suçtan mahkumiyetine karar verilen katılan …’nin suç atmasından başka, atılı suçu işlediğine dair her türlü şüpheden uzak, somut ve yeterli delil elde edilemediği gerekçesiyle verilen beraat kararında bir isabetsizlik görülmemiştir.
Dosya kapsamına, delil durumuna, oluşa ve mahkemenin gerekçesine göre, sonuca etkili bulunmadığından, İstanbul 2. Ağır Ceza Mahkemesinin 2006/138 esas, 2007/336 karar sayılı dosyasının temyiz incelemesinin beklenmesi gerektiğinden bahisle bozma isteyen tebliğnamedeki düşünceye iştirak edilmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılanın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 26/11/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.