YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/18208
KARAR NO : 2013/1642
KARAR TARİHİ : 30.01.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Katılan …’a yönelik dolandırıcılık suçundan verilen hükme ilişkin incelemede;
Sanığın daha önce kasıtlı bir suçtan mahkum olduğu anlaşıldığından, hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilebilmesi için aranan, 5271 sayılı CMK’nun 231/6.maddesinin (a) bendinde yazılı “kasıtlı bir suçtan mahkum olmamış bulunma” nesnel koşulunun bulunmaması nedeniyle, sanık hakkında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilemeyeceği belirlenerek yapılan incelemede;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır.Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, mağdurun durumu, fiille olan ilişkisi, kullanılan hilenin şekli, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; sanığın, öğretmen olarak görev yapan katılanı arayıp kendisini Milli Eğitim Bakanlığı’nda atamadan sorumlu şube müdürü olarak tanıttıktan sonra hangi okuldan mezun olduğunu, asil kadro isteyip istemediğini sorduğu katılanın istiyorum demesi üzerine kırtasiye giderleri ve çeşitli masraflar için 330 TL havale etmesini …’da bulunması nedeniyle parayı …’da ki mutemet … adına Çarşı PTT şubesine göndermesi gerektiğini söyleyerek katılanı hileli sözlerle kandırıp göndermesini sağladığı parayı almaktan ibaret olayda,
Suç tarihinin katılanın sanığa para havale ettiği tarih olan 09.06.2005 olduğu gözetilmeden 17.03.2005 olarak kabul edilmesi, lehe olan yasanın 5237 Sayılı TCK olduğu belirtilerek uygulanması nedeniyle sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre; diğer temyiz itirazlarının reddine, ancak,
1-Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 58. maddesinin uygulanması gerektiğinin gözetilmemesi,
2-Sanığın katılanın zararını ödediğine ilişkin belgenin fotokopi olması, üzerinde herhangibir imza ve mühür izi bulunmaması karşısında PTT’den ve mağdurdan ödemenin yapılıp yapılmadığı sorularak elde edilecek sonuca göre sanık hakkında 5237 Sayılı TCK’nun 168. maddesinin uygulanıp uygulanmayacağının tartışılması gerektiği gözetilmeden fotokopi ile yetinilerek yazılı şekilde uygulama yapılması,
3-Hapis cezası alt sınırdan tayin edildiği halde yeterli ve yasal gerekçe gösterilmeksizin, aynı gerekçeyle gün adli para cezasının asgari hadden uzaklaşılması suretiyle belirlenerek sanığa fazla ceza tayini,
4-5237 Sayılı TCK sisteminde cezaların toplanmasının öngürülmediği halde cezaların toplanmasına karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, katılanın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK. nun 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 30.01.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.