YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/16309
KARAR NO : 2021/10659
KARAR TARİHİ : 20.12.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın reddine dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalı borçlu … hakkında Anamur İcra Müdürlüğünün 2010/1140 sayılı dosyasının tahsili için takip yapıldığını, borçlu …’in 15.06.2011 tarihinde Anamur Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2011/495 Esas 2011/633 Karar sayılı dosyasıyla açtığı mirasın reddi davası sonucunda murisi …’den kendisine intikal edecek mirasını reddettiğini, oysa miras bırakanın borca batık olmadığını, davalı …’in alacaklıdan (davacıdan) mal kaçırmak için hiçbir haklı sebep olmadan mirası reddettiğini belirterek davalılar arasında yapılan söz konusu mirasın reddi işleminin cebri icra yoluyla alacağın tahsiline yetki vermek üzere iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … vekili; babası …’in piyasaya borçları olduğunu, babasının ölümünden sonra bir takım sürpriz borçları ortaya çıktığında bundan sorumlu olmamak için ve kardeşleriyle de aralarında bir takım anlaşmazlıklar olduğu için babasından gelecek olan mirası, Medeni Kanun tarafından kendisine verilmiş bir hak olarak reddettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Diğer davalılar; davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; İİK 277. maddesi gereğince borçlunun aciz halinde bulunduğunu gösterir vesika tasarrufun iptali davalarında dava şartı olarak düzenlendiğinden ve davacı tarafça davalı …’in aciz halinde bulunduğunu gösterir vesika dosyaya ibraz edilemediğinden dava şartı yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmiş; hüküm, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Dava; İİK 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz
belgesinin (İİK.nun 105-143 md) bulunması gerekir. İİK’nun 105.maddesine göre haczi kabil malı bulunmadığına ilişkin haciz tutanağı; İİK’nun 143. maddesindeki aciz belgesi hükmündedir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır.
Somut olayda, dava dayanağı takip dosyasında; borçlunun da hazır olduğu 10/11/2015 tarihinde yapılan hacizde; yalnızca 400,00 TL değerinde bir koltuk takımının haczedildiği belirtilmiştir. İcra dosyası kapsamında borçlunun alacak veya başka taşınır ya da taşınmaz malı olmadığı, bu hali ile davacının alacağını karşılama imkanı bulunmadığı açıktır. Bu nedenle; 10/11/2015 tarihinde düzenlenen haciz tutanağı İİK’nun 105.maddesi anlamında geçici aciz belgesi niteliğinde olduğundan davanın esasına girilerek, taraf delilleri toplanarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli değildir.
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine 20/12/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.