YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13944
KARAR NO : 2012/37952
KARAR TARİHİ : 28.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı,sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda; mağdurun arkadaşıyla birlikte Mersin terminalinde bekledikleri sırada, sanığın mağdurun yanına yaklaşarak “hayırdır hemşehrim, ben de kızıltepeliyim, size yardımcı olayım dediği, mağdurun, balcılık yapan eniştesi…’yi aradığını söylemesi üzerine sanığın, bu kişiyi tanıdığını, yanına götürebileceğini belirtmesi üzerine yola çıktıkları, tenha bir sokağa gelindiğinde, sanığın, üç kağıt diye tabir edilen oyunu oynatan kimliği meçhul bir kişinin tezgahının önünde durduğu, “şansımı denemek istiyorum” diyerek 100.00 TL para verip kağıdı seçtiği ve oyunu kazandığı, sanığın, mağdura, sen de oyna kazan, dediği, bu sırada kağıtlardan birini, oynatan kişinin bilgisi dışında kırmızı kalemle işaretlediği, sanığın oyun sonunda toplam 850.00 TL para kaybettiği, mağdurun buna itiraz ettiği, bu sırada elinde tüfek bulunan bir kişinin “ne oluyor orda, kaybolun” demesi üzerine olay yerinden ayrılmak zorunda kaldığı, sanığın ve arkadaşının ise olay yerinden kaçtıkları, mağdurun sanığı fotoğraftan teşhis ettiği, böylece sanığın dolandırıcılık suçunu işlediğinin iddia edildiği, olayda
1-Sanığın, mağduru tanımadığını, anlatılan olayların doğru olmadığını belirtmesi, mağdura soruşturma ve kovuşturma aşamasında kendilerini dolandıran şahsın sanık olup olmadığı hususunda herhangi bir canlı teşhis yaptırılmamış olması karşısında, mağdur ve tanık … ile sanığın mahkemede yüzleştirilerek mağduru dolandıran şahsın sanık olduğunu kesin olarak belirlemesi, bu mümkün olmadığı taktirde sanığın teşhise elverişli yeni çekilmiş fotoğraflarının temin edilerek mağdurun kesin teşhisinin sağlanmasından sonra toplanan tüm delillerin birlikte değerlendirilerek sonucuna göre sanığın hukuki durumunun takdir ve tayini gerektiren, eksik inceleme sonucu yazılı şekilde hükmolunması,
2-Mahkemece dayanılan gerekçelere göre, temel hürriyeti bağlayıcı cezanın alt sınırın üzerinde tayin edilmesinde bir isabetsizlik yok ise de, 5237 sayılı TCK.nun 61. maddesinde sayılan cezanın bireyselleştirilmesindeki ölçütler esas alınarak takdirin kullanılmasıyla alt ve üst sınırlar arasında bir belirleme yapılması gerekirken, hak ve nesafet kuralları ile orantılılık ilkesine aykırı olarak hapis cezasının üst sınırdan tayini,
Kabule göre de,
Adli para cezalarının 5083 Sayılı kanun’un 1. maddesi ile 01/01/2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04/04/2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1. maddesi uyarınca Türk Lirası(TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı yasanın 8/1. maddesi uyarınca uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321. maddesi gereğince hükmün BOZULMASINA, 28/05/2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.