YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2013/5582
KARAR NO : 2013/18108
KARAR TARİHİ : 21.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkûmiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Sanığın 06.02.2007 tarihinde gazeteye araç satışı için ilan verdiği, müşteki …’ın ilanı görmesi üzerine telefon açtığı ve ismini Kemal olarak tanıtan kişi ile görüştüğü, sanığın müştekiden 500 TL kaporayı 08.02.2007 tarihinde … sahte kimliği ile açılan posta çeki hesabına yatırmasını sağladıktan sonra irtibat telefonuna çıkmadığı, bi kaç gün sonra aynı araçla ilgili başka bir telefon numarası verilerek yeniden ilan çıktığını gören müştekinin ilanda geçen telefon numarasını aradığında, aynı şahsın kapora adı altında para istediği ve bu kez verdiği banka hesabının kendi adına olduğu ve sanık tarafından açıldığının tespit edildiği somut olayda; sanığın gazeteye verdiği ilanın sadece müştekiye ulaşmasına yardımcı olduğu, hileli hareketlerin gerçekleştirilmesi ve şikayetçinin aldatılmasında bir kolaylık sağlamadığı cihetle; eylemlerinin
5237 sayılı TCK’nın 157. maddesinde düzenlenen “basit dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu anlaşılmakla; tebliğnamede ileri sürülen, eylemin “basın ve yayın araçlarının sağladığı kolaylıktan yararlanmak suretiyle nitelikli dolandırıcılık” suçunu oluşturduğu ve TCK’nın 158/1-g maddesi uyarınca delillerin takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesi’ne ait olduğu gerekçesiyle hükmün bozulmasına dair düşünceye iştirak edilmeyerek, mahkemenin kabulünde isabetsizlik görülmemiştir.
Tekerrüre esas mahkumiyeti bulunan sanık hakkında 5237 sayılı TCK’nın 58/6. maddesi uyarınca mükerrirlere özgü infaz rejiminin uygulanmasına karar verilmemesi, aleyhe temyiz olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 21.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.