YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/21727
KARAR NO : 2013/17430
KARAR TARİHİ : 13.11.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Sanığın, 2003 yılında … Sigorta Aracılık Hizmetleri Ltd.Şti.’ni … isimli şahıs ile birlikte kurduğu, daha sonra …’ün ayrılması üzerine eşi …’ı şirkete ortak yaptığı ve şirketin ismini de … Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş. olarak değiştirdiği, ancak eşi …’ın şirkete gelip gitmediği, şirketin işlerini sanığın tek başına yürüttüğü, sanığın Finans Sigorta A.Ş ile acentelik sözleşmesi yaptığı, sözleşme çerçevesinde prim tahsiline ve poliçe tanzimine yetkili kılındığı, sanığın 2005-2006 yılları arasında tahsil ettiği sigorta primlerinden 45.865,80 TL.yi Finans Sigorta A.Ş.’ye aktarmadığı, 06/02/2006 tarihinde bu rakam üzerinden Fiba Sigorta A.Ş tarafından sanık aleyhine icra takibine geçildiği, bir kısım alacağın tahsil edildiği, ancak 30.177,36 TL’nin sanığın uhdesinde kaldığı iddia edilen olayda;
Maddi gerçeğin hiçbir kuşkuya yer bırakmayacak şekilde ortaya çıkartılması için; sanığın, poliçe düzenleme ve prim tahsil etmeye yetkili katılan şirket acentesi olarak görev yaptığı dönemde, katılan adına tahsilini yaptığı ve katılan şirkete teslimini yapmadığı iddia edilen sigortalılara ilişkin prim tahsillerinin, ödenmeyen prim borçlarının hangi tarihlere ilişkin olduğunun ve suç tarihinin tespiti açısından; dosya kapsamında bulunan tek kişi mali müşavir tarafından düzenlenen 18.03.2010 tarihli raporda sanığa ait kanuni defterlerin ibraz edilmediğinin açıklanması da gözetilerek; katılan şirket ve sanığın muhasebe kayıt ve defterlerinin alanında uzman üçlü bilirkişi heyetine teslim edilerek bilirkişi raporu alınmadan eksik ve hüküm vermeye elverişli olmayan bilirkişi raporuna itibar edilip yazılı şekilde karar verilmesi,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanun’un 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 13.11.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.