YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/1450
KARAR NO : 2021/7416
KARAR TARİHİ : 25.10.2021
MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi
Taraflar arasındaki tasarrufun iptali davasının yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne dair verilen hükmün süresi içinde davacı vekili, davalı … vekili ve katılma yoluyla davalı …vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine dosya incelendi, gereği düşünüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Tic.Ltd.Şti’nin davacı şirkete 167.303,83 TL borçlu olduğunu ve borcun, 121.820,00 TL’sinin borçlu şirketin verdiği çeklerden kaynaklı olduğunu, Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2865 sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalılardan …’ın ise davalı-borçlu şirketin mallarını satın alarak şirketin mallarını kaçırmasına ve tasfiyesine yardımcı olduğunu, davalı …’ın borçlu şirketin adresinde işyeri açılışı yaparak şirket mallarını kendi malları gibi tasfiye ettiğini, ancak davalı şirketin adı olan … ismini faturalarında kullanmaya devam ettiğini, tasarruflara konu menkullerin 3. şahıs tarafından elden çıkartılmış olduğundan miktar ve meblağının tam olarak bilinmemesi karşısında davalıların ticari defter ve belgeleri ile vergi dairesinden istenecek kayıtlar doğrultusunda davalılar arasında alacaklıları zarara uğratmak amacını güden tasarrufların tespiti ile iptalini, davacının 167.303,83 TL alacağının icra takibi tarihlerinden başlamak üzere işleyecek ticari faizi ile birlikte davalı 3. şahıs …’dan tazminine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım tic. Ltd. Şti vekili; 20/11/2012 tarihli devir belgesine göre diğer davalıya borçtan kurtulmak maksadı ile devrin sabit olamayacağını, devrin muhasebe kayıtları ile sabit olduğunu, davalı şirketin diğer davalıya sattığı taşınırlardan ve mallardan dolayı satış bedelinin bir kısmını peşin ve kalan kısmını da muhtelif tarihlerde tahsil ettiğini beyanla davanın reddini savunmuştur.
Davalı … vekili; davalının söz konusu malları satın almadan önce üzerinde herhangi bir haciz veya icra işlemi olup olmadığını tespit ettikten sonra alım işlemlerini yaptığını, devir ve hisse alımı olmayıp tamamen alış/satış işlemleri yapıldığını, davalının işleminde hiçbir muvazaa ve art niyet unsuru bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Mahkemece, iddia, savunma, toplanan delillere göre; davanın kabulüne; davacının davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Ticaret Ltd.Şti. aleyhine başlattığı Mersin 7. İcra müdürlüğünün 2013/2865 esas sayılı takip dosyasındaki bakiye alacak ve
fer’ileriyle sınırlı olmak üzere 68.000,00 TL tazminatın davalı …’dan, 26.910,00 TL’nin ise davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Ticaret Ltd.Şti.’den tahsili ile davacıya verilmesine, karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, davalı … vekili ve katılma yoluyla davalı …vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin 2,3,4 ve 5.bendin kapsamı dışında kalan ve katılma yoluyla davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Ticaret Ltd.Şti. Vekilinin 5 nolu bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava; İİK’nun 277 ve devamı maddeleri gereğince açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. İcra ve İflas Kanununun 277 ve izleyen maddelerinde düzenlenen tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz ya da iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da “iyiniyet kurallarına aykırılık” nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır.
Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir.Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280.maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği, ayrıca ticari işletmenin veya işyerindeki ticari emtianın tamamının ve mühim bir kısmının devri halinde de tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279.maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır.
Somut olayda davacının Mersin 7. İcra Müdürlüğü’nün 2013/2865 sayılı kambiyo takibine ilişkin dosyanın 15/01/2013, 20/01/2013, 25/01/2013, 05/02/2013, 15/02/2013 ve 25/03/2013 düzenleme tarihli çeklerden kaynaklandığı ve 137.799,59 TL tutarındaki alacak yönünden yapıldığı anlaşılmaktadır. İptali istenen tasarruflar ise; 14/11/2012 ve 20/11/2012 tarihinde yapıldığından tasarrufun bu borçtan önce yapıldığı görülmektedir. Ancak; uygulamada alacak- borç ilişkisi daha önce başlamasına rağmen alacak için düzenlenen bono veya çek gibi kıymetli evraka sonraki tarihlerin atıldığı sıklıkla görülmektedir. Bu nedenle davacı alacaklı, borcun doğumunun takip dayanağı çeklerin tanzim tarihinden önce gerçekleştiğini ileri sürerse mahkemece alacaklıya bu konuda kanıt sunma olanağı verilmeli,
gerekirse davacı alacaklı ile borçlu isticvap edilerek senedin düzenlenmesine neden olan temel ilişki sorulmalı, gerektiğinde davacı ile davalı borçlunun ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılarak borcun gerçek doğum tarihi tespit edilerek koşulun gerçekleşip gerçekleşmediği saptanmalıdır. Mahkemece; bu konuda alınan bilirkişi raporunda; ticari defterlerin incelenmesi sonucunda 15/01/2013, 20/01/2013, 25/01/2013, 05/02/2013, 15/02/2013 düzenleme tarihli çeklerin tasarruf tarihinden önce, 25/03/2013 düzenleme tarihli çekin ise tasarruf tarihinden sonra ticari defterlere işlendiği belirtilmişse de; bilirkişi raporunda yalnızca çeklerin ticari defterlere işlendiği tarihler esas alınmış olup, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişki ve cari hesap ilişkisinin tasarruf tarihinden önce başladığı anlaşılmış olduğundan mahkemece, buna ilişkin dava koşulunun gerçekleştiği kabul edilmelidir.
3-İİK’nın 280/son fıkrasına göre; ticari işletmenin veya işyerindeki mevcut ticari emtianın tamamını veya mühim bir kısmını devir veya satın alan yahut bir kısmını iktisapla beraber işyerini sonradan işgal eden şahsın, borçlunun alacaklılarını ızrar kasdını bildiği ve borçlunun da bu hallerde ızrar kasdiyle hareket ettiği kabul olunur, karinenin ancak iptal davasını açan alacaklıya devir, satış veya terk tarihinden en az üç ay evvel keyfiyetin yazılı olarak bildirildiğini veya ticari işletmenin bulunduğu yerde görülebilir levhaları asmakla beraber Ticaret Sicili Gazetesiyle; bu mümkün olmadığı takdirde bütün alacaklıların ıttılaını temin edecek şekilde münasip vasıtalarla ilan olunduğunu ispatla çürütülebilir hükmü gereğince ticari işletme devri yönünden tasarrufun değerlendirilmesi gerekir.
Somut olayda; davalı borçlu … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Ticaret Ltd.Şti. 14/11/2012 tarihinde işyerindeki dava konusu edilen demirbaşlarını, 20/11/2012 tarihinde ise muhtelif gıda ürünlerini tümüyle fatura ederek davalı 3.kişi …’a devretmiş, dava konusu dışında 2 adet ticari aracını, ayrıca “…” isimli markasını da davalı 3.kişi …’a devrettiği anlaşılmış olup, dava konusu tasarrufların İİK 280/3 gereğince ticari işletme devri olduğu anlaşıldığından, davanın bu gerekçe ile kabulü gerekirken mahkemece; bu husus karar yerinde tartışılmadan ve davalı borçlu şirketin davacı alacaklıdan mal kaçırmak kastı ile mallarını muvazaalı olarak davalı … aracılığıyla tasfiye ettiği, tasfiye edilen tasarrufa konu mallar nedeniyle davacı alacaklıya karşı davalıların tazmin yükümlülükleri doğduğu, ancak davalı …’ın iyi niyetli olduğu belirtilerek hükmün gerekçesinde çelişki yaratılarak karar verilmesi doğru görülmemiştir.
4-Tasarrufun iptali davalarında 3. kişinin borçludan satın aldığı malı elinden çıkarması ve satın alan dördüncü kişinin davaya dahil edilmemesi ya da davaya dahil edilmekle birlikte iyi niyetli olduğunun anlaşılması halinde İİK’nın 283/2. maddesi uyarınca bedele dönüşen davada yalnızca üçüncü kişinin dava konusu malı elinden çıkardığı tarihteki gerçek değeri oranında bedelle sorumlu tutulması gerekir.
Somut olayda, dava konusu demirbaş ve emtia davalı üçüncü kişi … tarafından elden çıkarıldığından, bu demirbaş ve emtianın elden çıkarıldığı tarihteki gerçek değerinin ticari defterler incelenip belirlenerek, bu miktarın davacının icra takibine konu alacak ve ferilerini geçmeyecek şekilde davalı 3.kişi …’dan tahsiline karar verilmesi gerekirken; davalı 3.kişi …’ın tasarrufa konu demirbaş ve emtia bedelinin tamamını diğer davalıya ödediği, ortalama %15 karla da elden çıkardığı ihtimaline binaen elde etmiş olduğu 68.000,00 TL kar bedelini tazminle yükümlü bulunduğu, başkaca bir sorumluluğunun bulunmadığı gerekçesiyle hüküm tesisi de isabetsizdir.
5-Öte yandan davanın; İİK’nun 283.maddesi gereğince bedele dönüşmesi halinde, dava konusu demirbaş ve emtiayı elinden çıkardığı tarihteki bedel ile sadece üçüncü kişinin sorumlu olması gerekirken, zaten alacağın tahsili için açılan davada borçlunun mükerrer borç ödeme külfeti yüklenecek şekilde tazminattan sorumlu tutulması da hatalı olmuştur.
SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle davalı … vekilinin tüm, davacı vekilinin ve katılma yoluyla davalı …vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2), (3), (4) nolu bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin, (5) nolu bentte açıklanan nedenlerle davacı vekili ve katılma yoluyla davalı …vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün BOZULMASINA, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davacıya geri verilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalı … Gıda Akaryakıt Pazarlama Dağıtım Ticaret Ltd.Şti.’ye geri verilmesine, aşağıda dökümü yazılı 5.376,30 TL kalan harcın temyiz eden davalı …’dan alınmasına 25/10/2021 gününde oybirliğiyle karar verild