YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/8858
KARAR NO : 2013/20244
KARAR TARİHİ : 17.12.2013
MAHKEMESİ :Ağır Ceza Mahkemesi
SUÇ : Nitelikli dolandırıcılık
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir. Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır. Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
TCK’nın 158/1-e bendinde belirtilen, kamu kurum ve kuruluşlarının zararına olarak dolandırıcılık suçunun işlenmesi, nitelikli hal kabul edilmiştir. Hangi kurum ve kuruluşların, kamusal nitelik taşıdığı, o kurumun kadro bakımından bağlı olduğu durumu düzenleyen mevzuata göre belirlenir. Bu nitelikli halin oluşması için, eylemin kamu kurum ve kuruluşlarının mal varlığına zarar vermek amacıyla işlenmesi gerekir.
Zarar vermek, kamu kurum ve kuruluşlarından hakkı olmayan bir parayı almak ya da bir borcu geri vermemek şeklinde olabilir. Bu suçun zarar göreni kamu kurum ve kuruluşunun tüzel kişiliğidir. Kamu kurum ve kuruluşlarının zarar görmesi söz konusu değilse bu suç oluşmayacaktır.
Dolandırıcılık suçunun kamu yararına çalışan hayır kurumlarının zararına işlenmesi madde kapsamında değildir.
Somut olayda; sağlık güvencesi bulunmayan sanıklardan …’in rahatsızlanması üzerine tedavisinin yapılabilmesi amacıyla, diğer sanık …’e ait sağlık karnesini almak suretiyle her iki sanığın birlikte Sivas Devlet Hastanesine müracaat ettikleri, sanık …’in, sanık …’e ait sağlık karnesi ile muayene olduktan sonra sevk edildiği Cumhuriyet Üniversitesi Üroloji bölümünde yapılan muayene esnasında şüphelenilmesi üzerine, sanık …’in ibraz etmiş olduğu sağlık karnesinin kendisine ait olmayıp kocasının kardeşi …’e ait olduğununun anlaşıldığı olayda, suçta kullanılan …’e ait sağlık karnesi üzerinde şahsın kendi fotoğrafının bulunması, üzerindeki bilgilerde ya da fotoğrafta herhangi bir değişiklik veya tahrifat yapılmaması, sanıkların, inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte hileli davranışlarının bulunmaması, hastane görevlilerince yapılacak basit bir incelemeyle ilk bakışta sağlık karnesinin gerçek sahibinin fark edilebilecek olması karşısında, dolandırıcılık suçunun unsurlarının oluşmadığına dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, katılan vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, hükmün ONANMASINA, 17/12/2013 gününde oybirliğiyle karar verildi.