YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2012/16990
KARAR NO : 2013/14923
KARAR TARİHİ : 07.10.2013
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Hizmet nedeniyle güveni kötüye kullanma
HÜKÜM : Beraat
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Müşteki vekilinin 28/06/2012 günlü ek kararla davaya katılma talebinin olmadığı gerekçesiyle temyiz isteminin reddine karar verilmiş ise de, Yargıtay Ceza Genel Kurulunun 19/10/2010 gün ve 2010/9-149/205 sayılı kararında açıklandığı üzere, dosya içeriğine göre suçtan zarar görmüş olan müşteki vekilinin CMK’nın 260. maddesi uyarınca, kurulan hükmü temyiz ve katılma hakkı bulunduğunun anlaşılması karşısında, temyiz isteminin reddine dair 28/06/2012 tarihli kararın kaldırılarak CMK’nın 237/2. maddesi uyarınca suçtan zarar gören müştekinin davaya katılmasına karar verilerek yapılan incelemede,
Güveni kötüye kullanma suçunun oluşabilmesi için; failin bir malın zilyedi olması, malın iade edilmek veya belirli bir şekilde kullanmak üzere faile rızayla tevdi ve teslim edilmesi, failin kendisine verilen malı, veriliş gayesinin dışında, zilyedi olduğu malda malikmiş gibi satması, rehnetmesi, tüketmesi, değiştirmesi veya bozması ve benzeri şekillerde tasarrufta bulunması ya da devir olgusunu inkar etmesi şeklinde, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Somut olayda; katılanın sanıkların ortağı oldukları turizm firması aracılığıyla İtalya seyahati için paket tur satın aldığı, sanıklar tarafından İtalya’ya gidiş uçuşunun tarih ve saatinin katılana bildirildiği, katılanın söylenilen vakitte hava alanına gittiği, ancak söz konusu uçuşun olmadığını öğrendiği, bunun üzerine sanıklara ulaşarak ödediği ücreti geri istediği ancak sanıklar tarafından
parasının ödenmediği şeklinde gerçekleştiği iddia edilen olayda; sanıkların söz konusu turizm şirketinin yetkilisi ve ortağı oldukları, bu durumun Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nde 20.07.2008 tarihinde yayınlandığı dolayısıyla sanıkların eylemlerinin 5237 sayılı TCK’nın 158/1-h maddesinde düzenlenen “Tacir veya şirket yöneticisi olan ya da şirket adına hareket eden kişilerin ticari faaliyetleri sırasında” nitelikli dolandırıcılık suçunu oluşturup oluşturmayacağına ilişkin delilleri takdir ve tartışmanın üst dereceli Ağır Ceza Mahkemesine ait olduğu gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yargılamaya devamla yazılı şekilde hüküm kurulması,
Bozmayı gerektirmiş, katılan vekilinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan, diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Kanunun 8/1. maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nın 321. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.10.2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.