YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/13103
KARAR NO : 2012/36435
KARAR TARİHİ : 07.05.2012
MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet
Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp,onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hile nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanağını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya düşürülmeli ve bu yanıltma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir Başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Olay tarihinde sanığın, bankamatikten para çeken müştekiye yardım etmek bahanesiyle fazla para çekmesini sağlayarak, parayı zarfa koyup geri yatırma önerisinde bulunduğu, müştekinin parayı koyduğu zarfı elinden alarak bankamatiğe yatırır gibi yaptığı, zarfı aldıktan sonra olay yerinden uzaklaştığı, sanığın koşarak gittiğini görmeleri üzerine müşteki ve oğlunun sanığı takibe aldığı, çevredekilerin yardımıyla yakaladıkları, sanığın kendi iradesiyle parayı müştekiye geri verdiği, sanığın bu şekilde önceden hazırlamış olduğu ve mağduru aldatmaya yönelik olan “senaryo”yu sahneye koyduğu ve yardım etme bahanesiyle yaklaşarak mağdurun herhangi bir talebi olmaksızın isteği dışında cihazın butonlarına basarak mağdurun denetleme iradesini fesata uğrattığı, sanığın bu şekilde gerçekleşen eyleminin mahkemece dolandırıcılık suçunu oluşturduğuna dair kabulde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delillere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın sair temyiz itirazlarının reddine, Ancak;
1-Etkin pişmanlığın kovuşturma başlamadan önce gerçekleştirilmesi halini düzenleyen 5237 sayılı TCK.nun 168.maddesinin (1) numaralı fıkrası cezanın üçte ikisine kadar indirim imkanı tanımış olup, kovuşturma başlamadan önce zararın tamamını ödeyen sanık hakkında gerekçe gösterilmeden cezadan 1/3 oranında indirim yapılması,
2-Sanık hakkında belirlenen temel gün adli ara cezasının, para cezasına çevrilmesi sırasında uygulanan yasa maddesinin gösterilmemesi suretiyle, CMK.nun 232/6.maddesine aykırılık oluşturulması,
Bozmayı gerektirmiş, sanık müdafiinin temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.maddesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK’nun 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, 07.05.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.