YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/17697
KARAR NO : 2021/8319
KARAR TARİHİ : 08.11.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tazminat davası üzerine, Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davanın kabulüne ve İtiraz Hakem Heyeti tarafından davalı vekilinin itirazının kısmen kabulü ile davanın kısmen kabulüne dair verilen kararın davalı vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü:
K A R A R
Davacı vekili; davalının trafik sigortacısı olduğu aracın yaptığı kaza sonucunda araçta yolcu olarak bulunan davacının yaralanıp % 34 oranında malul kaldığını belirterek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL tazminatın faiziyle birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; 15.01.2021 tarihli ıslah dilekçesiyle taleplerini 360.000,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili; olayın iş kazası olduğunu ve SGK tarafından yapılan ödemenin tazminattan düşülmesi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, tazminattan müterafik kusur ve hatır taşıması nedeniyle indirim yapılması gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından; davanın kabulü ile 359.800,00 TL. sürekli işgücü kaybı, 100,00 TL. geçici işgöremezlik ve 100,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 360.000,00 TL tazminatın 03.11.2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair verilen karara davalı vekili tarafından yapılan itiraz üzerine, İtiraz Hakem Heyeti tarafından, davalı vekilinin itirazının geçici işgöremezlik ve müterafik kusur yönünden kabulü ile UHH kararının kaldırılmasına; davanın kısmen kabulüne, 359.800,00 TL. sürekli işgücü kaybı ve 100,00 TL. bakıcı gideri olmak üzere toplam 359.900,00 TL. tazminatın 03.11.2020 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiş; karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenlere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine; özellikle, karara esas alınan 07.02.2020 tarihli raporda, davacının kaza nedeniyle oluşan maluliyet oranının, kaza tarihinde yürürlükte olan 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırılması ve Özürlülere verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik yerine 20.02.2019 tarihli Erişkinler için Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre belirlenmesi doğru olmamakla birlikte, anılan iki yönetmeliğin aynı cetvellere göre maluliyet oranı belirlediği dikkate alındığında, raporun sonucu itibariyle doğru görülmesine; uzman doktor bilirkişi heyetinin
düzenlediği raporla saptanan iyileşme süresine ilişkin geçici bakıcı ihtiyacından doğan zararın trafik sigortasının teminatı kapsamında olmasına; davaya konu edilen kazanın tek taraflı kaza olduğu ve davacının kaza yapan davalıya sigortalı araçta yolcu olduğu dikkate alındığında, kusur raporu alınmadan tam kusur üzerinden tazminatın hesaplanmasında usulsüzlük görülmemesine; sınır bölgesinde yürütülen yol arama çalışmasını yürüten askeri araçta davacının yaralandığı dikkate alındığında, hatır taşıması şartları oluşmadığı için indirim yapılmayışında isabetsizlik bulunmamasına; geçici işgöremezlik tazminatının hüküm altına alınmadığı ve müterafik kusur nedeniyle indirim yapılarak belirlenen tutarlar hüküm altına alındığından, bu yönlere ilişkin temyizde davalının hukuki yararının bulunmamasına göre, davalı vekilinin diğer bütün temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazası sonucu oluşan bedensel zarar nedeniyle maddi tazminat istemine ilişkindir.
Sürekli işgücü kaybı tazminatının belirlenmesinde, zarar gören davacının son gelir durumu ile birlikte, muhtemel yaşam süresinin ve bu sürenin ne kadarında aktif çalışma hayatının devam edeceği, ne kadarında pasif dönemde bulunacağının tespiti önem arzetmektedir. Çalışma hayatının, aktif çalışma dönemi ve emeklilik dönemi olan pasif devre olarak ayrılması ve özel yasalarında çalışma süreleri ayrık olarak belirtilmemiş (asker, polis vb. gibi) kişiler yönünden 60 yaşın aktif çalışma devresi, bakiye yaşam süresi varsa kalan sürenin de pasif çalışma dönemini oluşturduğu; tazminatın hesabında, pasif devrede de zararın oluşacağı ve bu zararın asgari ücret düzeyinde bir zarar olacağının kabulü gerektiği Dairemizin yerleşmiş içtihatlarındandır. Özel yasaları gereği çalışma süreleri ayrık olarak düzenlenenler dışında kalan kişiler yönünden, aktif- pasif devre ayrımı anılan şekilde yapılmakla birlikte; asker, polis gibi özel yasaları ile çalışma süreleri farklı belirlenen kişiler için sürelerin bu yasalardaki düzenlemelere göre belirlenmesi gerekmektedir.
Somut olayda; kaza tarihi itibariyle 26 yaşında olan davacı, uzman onbaşı olarak görev yaparken maru z kaldığı kazadaki yaralanması sonucu işgücü kaybına uğramıştır. İHH tarafından hükme esas alınan 10.01.2021 tarihli aktüer raporunda, davacının 60 yaşına kadar çalışacağı ve aktif devresinin devam edeceği; 60 yaşı ile muhtemel bakiye ömür süresi sonu arasındaki dönem için de pasif devrede olacağı kabul edilerek hesaplama yapılmıştır. Oysa, yukarıda açıklandığı üzere, kendi özel yasaları gereği daha erken emekli olma (aktif devresi sona erme) imkanı bulunan meslek gruplarından birinde yer alan davacı için, herhangi bir araştırma yapılmadan, 60 yaş sonunun aktif devre sonu olarak kabulü mümkün değildir. Bu itibarla İHH tarafından yapılan inceleme eksiktir.
Diğer yandan; davacının uzman onbaşı olduğu ve davaya konu sürekli işgöremezlik zararının, görevini yaparken gerçekleşen kazadan kaynaklandığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Dosya kapsamından açıkça anlaşılan bu durum ve davalı tarafın bu yöne ilişkin savunması ile SGK Tokat İl Müdürlüğü’nün 02.09.2020 tarihli yazı cevabı içeriği dikkate alınarak, davaya konu kaza nedeniyle davacıya 2330 sayılı Kanun kapsamında bağlı bulunduğu kurumca maddi tazminat ödenip ödenmediği konusunda araştırma yapılması gerektiği açıktır. Anılan araştıra yapılmadan karar verilmesi de eksik inceleme niteliği taşımaktadır.
Açıklanan nedenlerle; davacının bağlı olduğu kurum ile SGK Emeklilik Hizmetleri Genel Müdürlüğü’ne yazı yazılarak, davaya konu kazadaki yaralanması nedeniyle, 2330 sayılı Kanun kapsamında davacıya ödeme yapılıp yapılmadığı (geçici işgöremezlik, sürekli işgücü kaybı ve manevi tazminat için miktarların ayrı ayrı bildirilmesi istenmeli) hususu ile davacının yaşı ve mesleki kıdemine göre muhtemel emeklilik yaşının kaç olduğunun
sorulması; belirtilen yazı cevabının gelmesinden sonra, karar sadece davalı tarafça temyiz edildiği ve 10.01.2021 tarihli rapordaki hesap unsurları bakımından davalı yararına usuli kazanılmış hak oluştuğu için hesaplamanın 2021 yılı verilerine göre yapılması gereği gözden kaçırılmadan, bildirilecek muhtemel emeklilik yaşına kadar aktif devre ve bu yaş ile muhtemel ömür sonu arası süre için AGİ dahil edilmemiş asgari ücret üzerinden pasif devre hesabının yapılması, 2330 sayılı Kanun kapsamında yapılmış sürekli işgücü kaybı (maluliyet) tazminatı ödemesi varsa bunun düşülmesi ile sonuç tazminatın belirlenmesi için ek rapor alınıp oluşacak sonuca göre karar verilmesi gerektiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
SONUÇ : Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE; (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA; dosyanın, hakem kararının saklanması kararını veren İstanbul Anadolu 3. Asliye Ticaret Mahkemesi’ne gönderilmesine, peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 08/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.