YARGITAY KARARI
DAİRE : 4. Hukuk Dairesi
ESAS NO : 2021/5461
KARAR NO : 2021/8686
KARAR TARİHİ : 11.11.2021
MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki tahkim davasında itiraz hakem heyetince verilen kararın karşı taraf(davalı) vekili tarafından süresi içinde temyizi istenilmekle temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten sonra tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor ile dosya içerisindeki kağıtlar incelenerek gereği görüşüldü.
KARAR
Başvuru sahibi (davacı) vekili, davalıya trafik sigortalı araç sürücüsünün kusurlu hareketi ile gerçekleşen kazada davacının desteğinin öldüğünü, davalı tarafça kısmi ödeme yapıldığını açıklayıp bakiye zararlarına karşılık olarak 60.598,00 TL maddi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Karşı taraf (davalı) vekili, davanın reddini savunmuştur.
Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyetince, iddia, savunma ve toplanan kanıtlara göre; talebin kabulü ile 60.598,00 TL’nin tahsiline karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiş, karar, davalı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
1-Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, kararın gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre, davalı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, trafik kazasından kaynaklanan destekten yoksun kalma tazminatı istemine ilişkindir.
Davacı vekili, desteğin yolcusu olduğu aracın tek taraflı kazasında öldüğünü açıklayıp tazminat talebinde bulunmuş, davalı tarafça, desteğin alkollü sürücünün aracına bilerek bindiği, desteğin müterafik kusurunun bulunduğu, bu nedenle tazminattan indirim yapılması gerektiği savunulmuş, hakem heyetince anılan savunmanın reddine karar verilmiştir.
Somut olayda kaza, kaza tespit tutanağına göre; desteğin yolcusu olduğu araç sürücüsünün sokağa giriş yapacağı esnada, yolun virajını aydınlatmanın olmaması, sürücünün aşırı hızlı, zeminin hava yağışından ıslak kaygan oluşu ve işaretlemenin ışıksız oluşu gibi sebepler ve sürücünün dikkatsiz, tedbirsiz davranması ile direksiyon hakimiyetini kaybederek önce orta refüjdeki bordür taşına çarpması, oradan trafik levhasına çarptıktan sonra 98 metre kayarak palmiye ağacına çarparak ağacı yerinden sökerek ağaçla birlikte savrularak evin 2. kat balkonuna çarpıp ters dönerek park halindeki araca çarpması şeklinde gerçekleştiği belirtilmiş, kaza saatinin 01.45 olduğu, ölenin 202 promil alkollü olduğu tespit edilmiştir.
Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde sözkonusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK’nin 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması sözkonusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir.
Tüm dosya kapsamına, kazanın oluş şekline ve saatine, araç sürücüsünün alkol oranına, kazaya karışan aracın taşımaya mahsus araç olmayıp özel oto olmasına göre desteğin alkollü sürücünün aracına bilerek bindiği ve zararın meydana gelmesinde müterafik kusurunun bulunduğu gözetilerek Dairenin uygulamaları da dikkate alınarak TBK’nin 52. maddesi uyarınca tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak karar verilmek üzere kararın bu nedenle bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3-Hakem Heyetince tazminata ilişkin alınan raporda davacının bakiye ömrünün tespitinde PMF tablosu kullanılmış, Hakem Heyetince anılan hesaplama karara esas alınarak karar verilmiştir.
Gerçek zarar miktarı; hak sahiplerinin ve desteğin olay tarihindeki bakiye ömrü esas alınarak aktif ve pasif dönemde elde edeceği kazançlar toplamından oluşmaktadır.
Desteğin veya hak sahiplerinin bakiye ömürleri daha önceki yıllarda Fransa’dan alınan 1931 tarihli “PMF” cetvelleri ile saptanmakta ise de; Başbakanlık Hazine Müsteşarlığı, … Üniversitesi Fen Fakültesi Aktüerya Bilimleri Bölümü, BNB Danışmanlık, … Üniversitesi ve … Üniversitesi’nin çalışmalarıyla “TRH2010” adı verilen “Ulusal Mortalite Tablosu” hazırlanmış olup, Sosyal Güvenlik Kurumunun 2012/32 sayılı Genelgesiyle de ilk peşin sermaye değerlerinin hesabında anılan tabloların uygulanmasına geçilmiştir. Gerçek zarar hesabı özü itibariyle varsayımlara dayalı bir hesap olup, gerçeğe en yakın verilerin kullanılması esastır. Bu durumda diğer kurumlar ile ve Yargıtay Daireleri arasında tazminat hesabında birliğin sağlanması açısından ve yine bu tablonun ülkemize özgü ve güncel verileri içermesi de gözönüne alındığında Dairemizce de 2020 yılı Aralık ayı itibari ile tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınmasının güncellenen ülke gerçeklerine daha uygun olacağına karar verilmiştir.
Buna göre temyiz edenin sıfatına göre, başvuru sahibince kararın temyiz edilmediği de dikkate alınarak, kazanılmış haklar gözetilerek (tazminata esas alınan gelir, esas alınan asgari ücret yılı, işlemiş/işleyecek dönem tarihleri gibi) davacının ve desteğin muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosuna(progresif rant yöntemi kullanılmak suretiyle) göre belirlenmesi suretiyle tazminat miktarının hesaplanması için bilirkişiden ek rapor rapor alınarak oluşacak sonuca göre karar verilmek üzere kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
4-Davalı vekili, dava açılmadan önce davacı tarafa yeterli ve gerekli ödemede bulunduklarını açıklayıp davanın reddini savunmuş, anılan savunma üzerinde durulmaksızın karar verilmiştir. Buna göre yukarıda (3) numaralı bent kapsamında alınacak ek raporda öncelikle ödeme tarihi itibari davacının gerçek zararı hesaplanarak hesaplanan bu tazminattan (2) numaralı bent doğrultusunda %20 oranında müterafik kusur indirimi de yapılmak suretiyle davalı tarafça yapılan ödemenin yeterli olup olmadığının karşılaştırılması ve tartışılması gerektiğinden kararın bu yönüyle de bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
5-Sigorta Tahkim Komisyonu Uyuşmazlık Hakem Heyeti tarafından davacının başvurusunun kabulü ile kendisini vekille temsil ettiren davacı yararına 7.015,78 TL vekalet ücretine karar verilmiş, anılan karara karşı davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince davalı vekilinin itirazının reddine karar verilmiştir. Varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir.
İtiraz Hakem Heyetince başvuru sahibi lehine vekalet ücretine karar verilirken Sigortacılık Kanununun 30. maddesinin 17. fıkrası ve 19/01/2016 tarihli, 29598 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren Sigortacılıkta Tahkime İlişkin Yönetmelik’in 16. maddesinin 13. fıkrasının uygulanması gerektiği gözönüne alınarak AAÜT’nin 13. maddesi gereğince hesaplanan vekalet ücretinin 1/5’i oranında vekalet ücretine(maktu ücretin altında kalmamak kaydı ile) karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde tam nisbi vekalet ücretine karar verilmesi de doğru değildir.
SONUÇ: Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2), (3), (4) ve (5) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davalı yararına BOZULMASINA ve peşin alınan harcın istek halinde temyiz eden davalıya geri verilmesine 11/11/2021 gününde oybirliğiyle karar verildi.