Yargıtay Kararı 15. Ceza Dairesi 2011/11907 E. 2012/32941 K. 27.03.2012 T.

YARGITAY KARARI
DAİRE : 15. Ceza Dairesi
ESAS NO : 2011/11907
KARAR NO : 2012/32941
KARAR TARİHİ : 27.03.2012

MAHKEMESİ :Asliye Ceza Mahkemesi
SUÇ : Dolandırıcılık
HÜKÜM : Mahkumiyet

Dosya incelenerek gereği düşünüldü;
Mahkemece, sanık hakkında 5237 Sayılı TCK.nın 61.maddesi gereğince temel ceza belirlenirken; suçun işleniş biçimi, sanığın kastının yoğunluğu ve meydana gelen zararın somut olarak gerekçelendirilmesi suretiyle alt sınırdan uzaklaşılmasında bir isabetsizlik görülmediğinden ve Yargıtay CGK.nın 22.11.2011 gün ve 2011/9-192-241 E-K sayılı ilamında da belirtildiği üzere, sanığa atılı dolandırıcılık suçunun gerektirdiği cezanın alt sınırının beş yıldan az olması, istinabe suretiyle Malatya 4.Asliye Ceza Mahkemesince sorgusu yapılan sanığın, esas mahkeme huzurunda ifade vermek istediğine ilişkin bir talebinin olmaması nedeniyle savunma hakkının kısıtlanmasından söz edilemeyceğinden, tebliğnamedeki bozma düşüncelerine iştirak edilmemiştir.
Sanık …’ın adli sicil kaydında tekerrüre esas mahkemiyeti bulunduğu halde 5237 Sayılı TCK.nın 58.maddesinin uygulanmaması aleyhe temyiz bulunmadığından bozma nedeni yapılmamıştır.
Dolandırıcılık suçunun oluşabilmesi için; failin bir kimseyi, kandırabilecek nitelikte hileli davranışlarla hataya düşürüp, onun veya başkasının zararına, kendisine veya başkasına yarar sağlaması gerekmektedir.
Hie nitelikli bir yalandır. Fail tarafından yapılan hileli davranış belli oranda ağır, yoğun ve ustaca olmalı, sergileniş açısından mağdurun inceleme olanığını ortadan kaldıracak nitelikte bir takım hareketler olmalıdır. Kullanılan hileli davranışlarla mağdur yanılgıya dürülmeli ve bu yanıtlma sonucu yalanlara inanan mağdur tarafından sanık veya bir başkasına haksız çıkar sağlanmalıdır.
Hilenin kandırıcı nitelikte olup olmadığı olaysal olarak değerlendirilmeli, olayın özelliği, fiille olan ilişkisi, mağdurun durumu, kullanılmışsa gizlenen veya değiştirilen belgenin nitelikleri ayrı ayrı nazara alınmalıdır.
Somut olayda;
Sanığın, mağdurun Adıyaman Kahta ilçesinde bulunan evine giderek kendisini şikayetçinin askerde olan ağabeyi … …’in komutanı olarak tanıttıktan sonra, Adıyaman’lı olduğunu, izne çıktığını, …’ı çok sevdiğini, onu 15 gün kadar sonra izne göndereceğini, ancak izne çıkacak kadar parasının bulunmadığını, kendisine para verildiği takdirde o parayı götürüp …’a ileteceğini beyan ettiği, bu şekilde hileli davranışlarla yer ve zaman göstermek suretiyle, şikayetçiden 150 TL para alarak menfaat temin ettiği anlaşıldığından, eyleminin dolandırıcılık suçunu oluşturduğu yönündeki mahkemenin kabulünde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Yapılan yargılamaya, toplanıp karar yerinde gösterilen delilere, mahkemenin kovuşturma sonuçlarına uygun olarak oluşan kanaat ve takdirine, incelenen dosya kapsamına göre, sanığın yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddine ancak;
Adli para cezalarının 5083 sayılı Kanun’un 1.maddesi ile 01.01.2009 tarihinde yürürlüğe giren Bakanlar Kurulu’nun 04.04.2007 tarih ve 2007/11963 sayılı kararının 1.maddesi uyarınca Türk Lirası (TL) olarak belirlenmesinde zorunluluk bulunması,
Bozmayı gerektirmiş, sanığın temyiz itirazları bu itibarla yerinde görülmüş olduğundan diğer yönleri incelenmeyen hükmün bu sebepten dolayı 5320 sayılı Yasanın 8/1.madesi gereğince uygulanması gereken 1412 sayılı CMUK.un 321.maddesi uyarınca BOZULMASINA, ancak yeniden duruşma yapılmasını gerektirmeyen bu hususun aynı kanunun 322.maddesi uyarınca düzeltilmesi mümkün bulunduğundan, hükümde yer alan “YTL” ibaresinin “TL” olarak değiştirilmesi suretiyle; hükmün DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 27.03.2012 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.